İddialar, vahşi kapitalizmin dijital çağda ulaştığı en sinsi noktayı gözler önüne seriyor: Şirketler, ürünlerin maliyetine veya piyasa arz/talebine göre değil, doğrudan **"sizin o anki çaresizliğinize ve zaaflarınıza"** göre yapay zeka aracılığıyla saniyeler içinde kişiye özel fiyatlar biçiyor.
1. Algoritma Zaaflarınızı Nasıl Okuyor?
Eskiden dinamik fiyatlandırma, "uçakta son 5 koltuk kalırsa fiyat artar" gibi basit bir arz-talep kuralına dayanırdı. Ancak bugünün yapay zeka algoritmaları, müşterinin "Ödeme İsteği"ni (Willingness to Pay) tahmin etmek için devasa bir veri madenciliği yapıyor.
Şarj Seviyesi ve Aciliyetin Fiyatı
Rekabet Kurumu'nun ön raporuna göre algoritmalar; telefonunuzun şarjının %10'un altında olmasını bir "aciliyet (panik) durumu" olarak algılayıp taksi veya bilet fiyatını %20 artırabiliyor. Hangi marka (pahalı bir model mi) telefon kullandığınız, aynı rotayı son bir saatte kaç kez arattığınız, konumunuz (zengin bir semtte mi olduğunuz) ve hatta fare imlecinizin ekrandaki kararsız hareketleri anlık olarak analiz edilip size özel bir "tavan fiyat" sunuluyor.
2. Serbest Piyasa Mı, Tüketicinin Algoritmik İstismarı Mı?
Soruşturma açılan şirketler, uygulamanın tamamen yasal bir "Serbest Piyasa" dinamiği olduğunu, indirimleri ve sadakat programlarını da aynı algoritmalarla yönettiklerini savunuyor. Şirketlere göre bu, tıpkı pazardaki bir esnafın müşterinin kılığına kıyafetine bakıp fiyat söylemesinin dijitalleşmiş hali.
Tüketici dernekleri ise olayın bir "Algoritmik Ayrımcılık" olduğunu vurguluyor. Veri gizliliği (KVKK) ihlal edilerek elde edilen profil bilgileriyle, aynı hizmetin farklı vatandaşlara fahiş fiyatlarla satılması, fırsat eşitliğine ve şeffaf ticaret ilkelerine temelden aykırı bulunuyor.
3. Küresel Bağlam: Algoritmalar Adaleti Bozabilir Mi?
Bu soruşturma sadece Türkiye'yi değil, tüm küresel e-ticaret ekosistemini ilgilendiriyor. Avrupa Birliği'nin yeni Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve AI Act, fiyatların algoritmik olarak belirlendiğinin tüketiciye açıkça bildirilmesini şart koşuyor. Türkiye'deki bu soruşturma, "tüketiciyi habersizce fişleyerek fiyat şişirmenin" bir rekabet ihlali (haksız ticari uygulama) sayılıp sayılmayacağı konusunda dünya çapında bir emsal yaratacak.
Uzman Görüşü: Burhan Doğuş Ayparlar
Rekabet Kurumu'nun 28 Ağustos'ta başlattığı Dinamik Fiyatlandırma soruşturması, hukukun sadece şirketler arası tekelleşmeyi değil, 'Makine-Tüketici' arasındaki asimetrik güç savaşını da denetlemesi gerektiğinin kanıtıdır. Serbest piyasa ekonomisi, alıcının ve satıcının şeffaf bir pazarda, eşit bilgi şartlarında pazarlık yapması varsayımına dayanır.
Ancak satıcının bir Yapay Zeka olduğu senaryoda eşitlikten söz edemeyiz. Algoritma sizin banka hesap özetlerinizi, tarayıcı geçmişinizi, hatta o anki stres seviyenizi biliyor; siz ise onun arka planda fiyatı nasıl şişirdiğini göremiyorsunuz. Bu bir ticaret değil, veri üzerinden yapılan bir 'Psikolojik Gasp' operasyonudur. Hukuk, şirketlerin ürünlerini talep yoğunluğuna göre fiyatlandırmasına izin verebilir (Peak Pricing), ancak tüketicinin kişisel zaaflarını (şarjının bitmesi, hastanede konumlanması vb.) algoritmik olarak sömürerek kişiye özel fahiş fiyat çıkartmasını 'Haksız Ticari Uygulama' ve 'KVKK İhlali' sayarak derhal yasaklamalıdır. Etiket fiyatı herkes için şeffaf olmalı, indirimler ise algoritmik bir manipülasyona değil, objektif sadakat kriterlerine dayanmalıdır.