⏱ 30 Dk Okuma Hukuk & Teknoloji (LegalTech) 1 Eylül 2026

Artık ayıplı bir akıllı telefon, iptal edilen bir uçuş veya haksız kesilen bir abonelik ücreti için aylarca heyet kararı beklemeyecektiniz. Sistem, yüklediğiniz faturayı ve şikayet dilekçesini okuyor, geçmişteki yüz binlerce emsal Yargıtay ve Tüketici Mahkemesi kararını milisaniyeler içinde tarıyor ve her iki tarafa (tüketici ve sirkete) saniyeler içinde objektif bir "uzlaşma oranı" (Örn: %80 tüketici haklı, 24.500 TL iade) sunuyordu. Taraflar e-Devlet üzerinden "Kabul Ediyorum" butonuna basarsa, dosya mahkemeye gitmeden saniyeler içinde yasal olarak kapanıyordu. Muazzam bir verimlilik rüyası gibi görünüyordu; ta ki Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarihin en varoluşsal davalarından birini Danıştay'a açana kadar.

1. Sistemin Anatomisi: Robot Arabulucu Nasıl Çalışıyor?

Adalet Bakanlığı'nın uygulamaya koyduğu bu model, Büyük Dil Modellerinin (LLM) hukuki bir "Dar Yapay Zeka" (Narrow AI) olarak eğitilmiş halidir. Sistemin işleyişi tamamen veriye ve istatistiğe dayanır:

  • Veri Girişi (Input): Tüketici, e-Devlet üzerinden şikayetini kendi kelimeleriyle yazar ve belgelerini yükler. Doğal Dil İşleme (NLP) algoritmaları bu metni hukuki terminolojiye çevirir.
  • Emsal Taraması: Sistem, UYAP veri tabanındaki emsal kararları tarar. Sizin davanıza benzeyen geçmiş 5.000 davanın sonucunu analiz eder.
  • Algoritmik Teklif (Output): Geçmiş davaların %92'sinde tüketici haklı bulunduysa, sistem şirkete "Davayı kaybedeceksiniz, mahkeme masraflarından kurtulmak için tüketiciye %92 oranında iade yapmayı kabul edin" şeklinde bir uzlaşma metni gönderir.

Bakanlığın argümanı çok güçlüydü: "Geciken adalet, adalet değildir. Bir ayakkabı iadesi için vatandaşın 8 ay beklemesi insan onuruna aykırıdır. Yapay zeka, yorulmayan, rüşvet almayan, taraf tutmayan ve sadece saf matematiğe dayanan kusursuz bir arabulucudur."

2. Hukukun İsyanı: TBB'nin Danıştay'a Açtığı İptal Davası

Ancak 1 Eylül sabahı Türkiye Barolar Birliği (TBB), yürütmenin durdurulması ve pilot uygulamanın tamamen iptali istemiyle Danıştay'a başvurdu. TBB'nin 40 sayfalık dava dilekçesi, teknolojinin hız fetişizmine karşı, binlerce yıllık hukuk felsefesinin bir savunma manifestosu niteliğindeydi.

Baroların itirazı sadece felsefi değildi. Aynı zamanda "Hukuki Dinlenilme Hakkı" ve "Silahların Eşitliği" ilkelerinin de ihlal edildiğini savunuyorlardı. Şirketler, devasa hukuk departmanları sayesinde robot arabulucuyu manipüle edecek "prompt" (istem) hilelerini hızla öğrenirken; sıradan bir vatandaş meramını robota doğru dille anlatamadığı için sistem tarafından haksız bulunabilirdi.

3. Kara Delikler: Yapay Zekanın Hukuki Sorunları

Danıştay'daki duruşmalarda tartışılan ve sistemin hukuki meşruiyetini sarsan temel teknik/hukuki "kara delikler" şunlardı:

3.1. Geçmişin Hatalarını Geleceğe Kopyalamak (Algorithmic Bias)

Robot arabulucu, geleceği tahmin etmek için geçmişteki UYAP verilerini kullanır. Peki ya geçmişteki kararlar hatalı, önyargılı veya belirli bir tüketici grubunun aleyhine ise? Makine, hukuku geliştirmez; sadece geçmişin ortalamasını alır. Eğer geçmişte belirli bir şehirdeki Tüketici Hakem Heyetleri sürekli şirketler lehine karar vermişse, makine bunu "doğru hukuk" olarak öğrenir ve bu adaletsizliği sonsuza kadar kopyalayarak meşrulaştırır.

3.2. YZ'nin Halüsinasyon Görmesi (AI Hallucination)

Yapay zeka modellerinin en büyük kronik sorunu "Halüsinasyon" görmeleridir; yani bilmedikleri bir konuda son derece ikna edici ve gerçekmiş gibi duran yalanlar (olmayan kanun maddeleri veya sahte emsal Yargıtay kararları) uydurmalarıdır. Eğer robot arabulucu, vatandaşı uzlaşmaya ikna etmek için var olmayan bir "Tüketici Kanunu Madde 85/C" uydurursa, vatandaşın bu yalanla attığı e-İmza geçerli olacak mıdır?

3.3. Adaletin Özelleştirilmesi ve Siyah Kutu (Black Box)

Bu sistemi geliştiren şirket (muhtemelen özel bir teknoloji firması), algoritmanın kodlarını "Ticari Sır" gerekçesiyle gizli tutacaktır. Bir devletin, vatandaşlarının hakkını dağıtma yetkisini, algoritması denetlenemeyen, şeffaf olmayan bir "Siyah Kutuya" devretmesi Anayasa'nın "Hukuk Devleti" ilkesine aykırıdır.

Hukuk Sisteminde YZ Kullanımı Spektrumu

Asistan (Kabul Edilebilir)
YZ, içtihatları tarar ve hakime/arabulucuya rapor sunar. Tüm süreci ve nihai kararı insan (hukukçu) yönetir.
Yarı-Otonom Arabulucu (Kriz Noktası)
YZ doğrudan taraflara çözüm sunar. İnsanlar sadece onay makamıdır. TBB'nin Danıştay'da iptalini istediği mevcut model.
Robot Hakim (Distopya)
YZ, insan onayı olmadan bağlayıcı hukuki kararlar (hapis veya ağır tazminat) verir. Temel hakların ihlali.
"Adalet, hız bandında üretilen standart bir ürün değildir. İki davanın maddi olguları %99 aynı olsa bile, o %1'lik insanlık durumu, adaletin tecelli etmesi için makinenin asla göremeyeceği en kritik detaydır."

4. Küresel Bağlam: E-Adalet Mi, Dijital Uçurum Mu?

Robot arabulucu tartışması Türkiye'ye özgü değildir. Çin'deki "İnternet Mahkemeleri" halihazırda YZ hakimlerle küçük uyuşmazlıkları milyonlarca adet/gün hızında çözmektedir. Estonya ve Kanada da küçük alacak davalarında benzer "robot çözücü" pilot uygulamaları yapmaktadır.

Ancak Avrupa Birliği, 2024'te çıkardığı EU AI Act ile adalet sisteminde kullanılan yapay zekaları "Yüksek Riskli" (High-Risk) kategorisine sokarak çok katı insan denetimi şartları getirmiştir. Türkiye'deki 1 Eylül pilot uygulaması, bu küresel çatışmanın yerel bir yansımasıdır: Geciken adalet sisteminin pratik bir teknolojik devrimle kurtarılması mı, yoksa adaletin ruhunun algoritmik bir verimlilik canavarına kurban edilmesi mi?

5. Sonuç: Adaletin Kodları İnsanda Kalmalı

Danıştay'ın bu davada vereceği karar, Türkiye'de teknolojinin hukukla olan sınırını sonsuza dek çizecektir. Elbette günde yüzlerce dosya okumak zorunda kalan tüketici hakem heyetlerinin ve mahkemelerin yükü hafifletilmelidir. Ancak çözüm, insanı aradan çıkarmak değildir. Makine çok iyi bir "hukuki asistan" olabilir; yüzlerce sayfayı saniyeler içinde okuyup özetleyebilir, eksik evrakları tespit edebilir. Fakat nihai teklifi sunma, "hakkaniyeti" değerlendirme ve tarafların gözünün içine bakarak onları uzlaştırma yetkisi (arabuluculuk) etten ve kemikten, vicdan sahibi bir insana ait olmalıdır.

Uzman Görüşü: Burhan Doğuş Ayparlar

1 Eylül'de başlatılan 'Robot Arabulucu' uygulaması ve ardından gelen TBB'nin iptal davası, hukuk sistemimizin teknoloji karşısında yaşadığı varoluşsal bir travmadır. Adalet Bakanlığı'nın bürokratik hantallığı ve yığılmayı teknolojiyle çözme refleksini pragmatik açıdan anlıyor ve değerli buluyorum. Ancak, 'Verimlilik' ile 'Adalet' aynı şey değildir. Eğer amacımız sadece dosyaları hızla kapatmak olsaydı, bunu yazı tura atarak da yapabilirdik. Hukukun amacı ihtilafı sadece bitirmek değil, tarafların vicdanında adaletin tecelli ettiği hissini (adalete güveni) yaratmaktır.

Temel Hata Nerede? Bir YZ algoritması, geçmiş verilerden beslenen sofistike bir istatistik motorudur. İstatistik, çoğunluğun eğilimini yansıtır. Oysa adalet, çoğu zaman istatistiklere direnmek, çoğunluğun haksız olduğu yerde tek bir mağdurun (istisnanın) hakkını teslim etmektir. Bir algoritma, bir faturadaki rakamları kusursuz okuyabilir; ama dolandırılmış ve aylarca mağdur edilmiş yaşlı bir tüketicinin feryadındaki o insani ağırlığı hesaplayamaz. Hukukta 'Hakkaniyet' (Equity), yazılı kuralların katı sınırlarını insan vicdanıyla esnetme sanatıdır; makine esnemez, sadece hesaplar.

O halde ne yapılmalı? Danıştay'ın bu uygulamayı mevcut haliyle (kara kutu ve insansız onay modeliyle) iptal etmesi, hukuk devletinin bir gereğidir. Ancak YZ'yi adalet sisteminden tamamen kovmak da çağdışılıktır. Doğru model, 'Karar Destek Sistemi' (Decision Support System - Human in the Loop) modelidir. YZ, vatandaştan gelen şikayeti okumalı, ilgili kanun maddelerini bulmalı, geçmiş 10 yıllık emsal Yargıtay kararlarını saniyeler içinde önüne dökmeli ve İnsan Arabulucuya (veya Hakem Heyetine) 'Sayın Arabulucu, bu dosyanın taslak özeti ve yasal dayanakları bunlardır' diyerek bir dosya hazırlamalıdır. İnsan arabulucu, bu devasa zaman tasarrufunun ardından taraflarla (gerekirse online görüşme ile) muhatap olmalı, kendi vicdani kanaatiyle uzlaşma teklifini sunmalıdır. Adaletin yükünü algoritmalara taşıtabiliriz, ancak adaletin terazisini asla bir makinenin eline teslim edemeyiz.