Vetodan yasaya: SB 53 nasıl doğdu?

SB 53, Eyalet Senatörü Scott Wiener'ın öncü yapay zekâyı düzenlemeye yönelik ikinci girişimi. Wiener'ın önceki tasarısı SB 1047, çok büyük modellerin geliştiricilerine güvenlik protokolleri benimseme, tehlikeli yetenekleri test etme ve modelleri kapatabilme yükümlülükleri getirecek, kritik zararlar için de sorumluluk öngörecekti. Teknoloji sektörünü ikiye bölen yoğun bir tartışmanın ardından Vali Gavin Newsom, tasarının gerçek riskten çok model büyüklüğüne odaklandığını ve inovasyonu boğabileceğini savunarak Eylül 2024'te tasarıyı veto etti.

Vali konuyu rafa kaldırmak yerine, kanıta dayalı bir yaklaşım geliştirmek üzere Stanford'dan Fei-Fei Li'nin de aralarında bulunduğu yapay zekâ uzmanlarından oluşan bir çalışma grubu kurdu. Grubun Haziran 2025'te yayımlanan raporu; şeffaflık, bağımsız üçüncü taraf değerlendirmesi, olay bildirimi ve bildirimde bulunan çalışanların (whistleblower) korunması üzerine kurulu, "güven ama doğrula" ilkesine dayanan bir çerçeve önerdi. SB 53, bu yaklaşımın önemli bir kısmını yasaya dönüştürdü. Daha hafif ve açıklama temelli tasarımı sayesinde SB 1047'den çok daha geniş bir koalisyonun desteğini kazandı; dikkat çekici biçimde, büyük öncü geliştiricilerden en az biri tasarıyı yasalaşmadan önce kamuoyu önünde destekledi.

Yasa kimleri kapsıyor?

SB 53, iç içe geçen iki katmanlı tanım kullanıyor:

  • Öncü geliştirici. Bir "öncü model"i eğitmiş veya eğitimini başlatmış kişi. Öncü model, sonradan yapılan ince ayar (fine-tuning) veya değişikliklerde kullanılan işlem gücü de dâhil olmak üzere, 10^26 tam sayı ya da kayan nokta işleminden fazla işlem gücüyle eğitilmiş bir temel model anlamına geliyor.
  • Büyük öncü geliştirici. Bağlı şirketleriyle birlikte bir önceki takvim yılında yıllık brüt geliri 500 milyon ABD dolarını aşan öncü geliştirici.

İşlem gücü eşiği yalnızca piyasadaki en gelişmiş modelleri yakalıyor; gelir eşiği ise en ağır yükümlülükleri en büyük şirketlerde topluyor. Girişimler ve akademik araştırmacılar büyük ölçüde yasanın kapsamı dışında kalıyor. Kaliforniya Teknoloji Departmanı, eğitim süreçleri verimlileştikçe sabit işlem gücü eşiklerinin hızla eskiyebileceği gerçeğini gözeterek, tanımları her yıl gözden geçirmek ve güncelleme önerilerinde bulunmakla yükümlü.

"Katastrofik risk" ne anlama geliyor?

Yasa, başka kurallarla ele alınan önyargı veya dezenformasyon gibi gündelik zararlarla ilgili değil. Hedefinde "katastrofik risk" var: bir öncü modelin, tek bir olaydan kaynaklanan ve 50'den fazla kişinin ölümüne ya da ağır yaralanmasına veya 1 milyar ABD dolarını aşan maddi hasara esaslı biçimde katkıda bulunmasına ilişkin öngörülebilir ve esaslı risk. Bu olayda modelin:

  • kimyasal, biyolojik, radyolojik veya nükleer bir silahın üretilmesine ya da salınmasına uzman düzeyinde yardım sağlaması;
  • anlamlı bir insan gözetimi olmaksızın bir siber saldırıya veya bir insan tarafından işlendiğinde cinayet, müessir fiil, yağma ya da hırsızlık teşkil edecek bir eyleme girişmesi; ya da
  • geliştiricisinin veya kullanıcısının kontrolünden çıkması gerekiyor.

Bu dar tanım bilinçli bir tercih. Düzenleyici ilgiyi, olasılığı düşük ama etkisi yüksek senaryolara; yani kamusal gözetim gerekçesinin en güçlü olduğu ve şirketlerin kendi özel teşviklerinin yetersiz kalabileceği durumlara yöneltiyor.

Temel yükümlülükler

1. Kamuya açık bir öncü yapay zekâ çerçevesi

Büyük öncü geliştiriciler bir "öncü yapay zekâ çerçevesi" hazırlamak, uygulamak, buna uymak ve bunu internet sitelerinde yayımlamak zorunda. Çerçeve, diğer hususların yanı sıra şunları açıklamalı: şirketin ulusal ve uluslararası standartları ve sektördeki en iyi uygulamaları nasıl benimsediği; katastrofik risk eşiklerini nasıl tanımlayıp değerlendirdiği; hangi risk azaltıcı tedbirleri uyguladığı; üçüncü taraf değerlendirmelerinden nasıl yararlandığı; yayımlanmamış model ağırlıklarını nasıl güvence altına aldığı; çerçeveye uyulmasını hangi iç yönetişim mekanizmalarının sağladığı ve kritik güvenlik olaylarını nasıl tespit edip bunlara nasıl müdahale ettiği. Çerçeve en az yılda bir kez gözden geçirilmeli; esaslı değişiklikler de gerekçesiyle birlikte yayımlanmalı.

2. Piyasaya sunum aşamasında şeffaflık raporları

Tüm öncü geliştiriciler, yeni bir öncü modeli veya bir modelin esaslı biçimde değiştirilmiş sürümünü kullanıma sunmadan önce ya da sunduğu anda, temel bilgileri içeren bir şeffaflık raporu yayımlamak zorunda: yayım tarihi, desteklenen diller ve çıktı türleri, amaçlanan kullanımlar ile genel kullanım kısıtlamaları veya koşulları. Büyük öncü geliştiriciler bunlara ek olarak katastrofik risk değerlendirmelerini, bu değerlendirmelerin sonuçlarını, üçüncü taraf değerlendiricilerin sürece ne ölçüde dâhil olduğunu ve çerçeveleri kapsamında attıkları diğer adımları özetlemeli. Şirketler ticari sırları, siber güvenliği veya kamu güvenliğini korumak amacıyla bazı bilgileri karartabilir; ancak karartılan bilgilerin niteliğini ve karartma gerekçelerini açıklamaları gerekiyor.

3. Eyalete raporlama

Büyük öncü geliştiriciler, öncü modellerinin şirket içinde kullanılmasından doğan katastrofik risklere ilişkin değerlendirmelerinin bir özetini düzenli aralıklarla Kaliforniya Acil Durum Hizmetleri Ofisi'ne (Cal OES) göndermek zorunda. Bu hüküm, en yetenekli sistemlerin bir kısmının kamuoyuna sunulmadan çok önce şirketlerin içinde kullanılabileceğinin açık bir kabulü.

4. Kritik güvenlik olaylarının bildirilmesi

Öncü geliştiriciler "kritik güvenlik olaylarını" öğrendikleri tarihten itibaren 15 gün içinde Cal OES'e bildirmek zorunda. Bir olay yakın bir ölüm veya ağır bedensel yaralanma riski taşıyorsa, kolluk makamları gibi yetkili bir mercie 24 saat içinde bildirilmesi gerekiyor. Kritik güvenlik olayları arasında; zarara yol açan model ağırlıklarına yetkisiz erişim, katastrofik bir riskin gerçekleşmesinden doğan zarar, bir model üzerindeki kontrolün kaybedilmesi sonucu yaralanma ve bir modelin katastrofik riskin esaslı biçimde arttığını gösterecek şekilde aldatıcı tekniklerle geliştiricisinin kontrollerini boşa çıkarması yer alıyor. Kamuoyundan kişiler de olay bildiriminde bulunabiliyor. Cal OES, 2027'den itibaren anonimleştirilmiş ve toplulaştırılmış yıllık raporlar yayımlayacak.

5. Dürüstlük yükümlülükleri

Öncü geliştiriciler, modellerinden kaynaklanan katastrofik riskler veya bu risklerin yönetimi hakkında esaslı biçimde yanlış ya da yanıltıcı beyanlarda bulunamaz; büyük öncü geliştiriciler de kendi çerçevelerine uyumları konusunda bu tür beyanlarda bulunamaz. Bu kural, gönüllü güvenlik taahhütlerini hukuken icra edilebilir vaatlere dönüştürüyor.

6. Bildirimde bulunan çalışanların (whistleblower) korunması

Kritik güvenlik olayı riskini değerlendirmek, yönetmek veya ele almakla görevli çalışanlar; katastrofik riskten kaynaklanan kamu sağlığı veya kamu güvenliği tehlikeleri ya da yasa ihlalleri hakkında yetkili makamlara bilgi verdiklerinde misillemeye karşı korunuyor. Büyük öncü geliştiriciler, şirket içinde anonim bir bildirim kanalı oluşturmak ve bildirimde bulunan çalışanları bildirimlerinin akıbeti hakkında düzenli olarak bilgilendirmek zorunda. Bu tür açıklamaları engelleyen sözleşme hükümleri geçersiz sayılıyor.

7. Yaptırım ve CalCompute

Başsavcı, her bir ihlal için 1 milyon ABD dolarına kadar hukuki para cezası talep edebiliyor. Bunun yanında yasa, araştırmacıların ve girişimlerin işlem gücüne erişimini sağlamayı ve güvenli, etik ve hakkaniyetli yapay zekâ gelişimini teşvik etmeyi amaçlayan kamusal bir bulut bilişim kümesi olan "CalCompute"u tasarlamak üzere bir konsorsiyum kuruyor.

Bir yıl neyi gösterdi?

SB 53'ün gözlemlenebilen ilk etkisi, güvenlik açıklamalarının standartlaşması oldu. Önde gelen geliştiricilerin birçoğu yasadan önce de gönüllü güvenlik çerçeveleri yayımlıyordu: sorumlu ölçeklendirme politikaları, hazırlık çerçeveleri ve öncü güvenlik çerçeveleri gibi. SB 53, bu gönüllü belgeleri asgari içeriği, gözden geçirme döngüsü ve yanıltıcı beyanlar için sorumluluğu olan hukuki yükümlülüklere dönüştürdü. Sektörü yakından izleyenler, çerçevelerin daha yapılandırılmış ve birbiriyle daha karşılaştırılabilir hâle geldiğini; ancak risk eşiklerini ve risk azaltıcı tedbirleri ne kadar somut tanımladıkları konusunda hâlâ büyük farklılıklar gösterdiğini belirtiyor.

İkincisi, çoğunlukla "sistem kartı" veya "model kartı" adıyla yayımlanan şeffaflık raporları, katastrofik risk değerlendirmelerine ayrılmış açık bölümleriyle büyük model yayımlarının olağan bir parçası hâline geldi. Son yayımlar hassas alanlardaki yetenek değerlendirmelerini de içeriyor; örneğin Eylül 2026'da bir Türk basın haberi, önde gelen bir geliştiricinin yeni duyurduğu bir modelin, geliştiricinin kendi değerlendirmesinde siber güvenlik bakımından en yüksek yetenek seviyesinde derecelendirildiğini aktardı. Bu tür açıklamalar, yasanın görünür kılmak için tasarlandığı bilgilerin ta kendisi ve politika yapıcılara risklerin nerede yükseldiğine dair erken uyarı sağlıyor.

Üçüncüsü, olay bildirim sistemi hâlâ olgunlaşma aşamasında. Cal OES'in ilk kamuya açık raporları ancak 2027'de yayımlanacağından, kaç olay bildirildiğini veya kurumun bunlara nasıl yanıt verdiğini değerlendirmek için henüz erken. Aynı durum yaptırımlar için de geçerli: bu yazının kaleme alındığı tarih itibarıyla SB 53 kapsamında geniş kamuoyunun dikkatini çeken bir yaptırım işlemi bulunmuyor.

Federal ve eyaletler arası bağlam

SB 53, Amerika Birleşik Devletleri'nde yapay zekâyı kimin düzenlemesi gerektiğine ilişkin çekişmeli bir tartışmanın ortasında uygulanıyor. 2025'te eyaletlerin yapay zekâ yasalarına on yıllık federal bir moratoryum getirilmesine yönelik öneri, Senato'da ezici bir oy çokluğuyla federal bütçe tasarısından çıkarıldı. 2025'in ilerleyen aylarında federal yürütme organı, külfetli bulduğu eyalet yapay zekâ yasalarına itiraz etme niyetini açıkça ortaya koydu; bu da olası davalar ve federal hukukun eyalet hukukunu bertaraf etmesi (pre-emption) konusunda soru işaretleri doğurdu. Bu arada başka eyaletler de benzer yönde adımlar attı; örneğin New York RAISE Yasası, imzalanmadan önce SB 53 ile daha uyumlu hâle getirildiği bildirilen bir öncü model güvenliği ve şeffaflık çerçevesi benimsedi. ABD'deki gelişmelere daha geniş bir bakış için Amerika Birleşik Devletleri'nde yapay zekâ düzenlemesi incelememize göz atabilirsiniz.

Kaliforniya diğer yapay zekâ risklerine ilişkin mevzuat çalışmalarını da sürdürdü. İçeriğin kaynağına ilişkin Yapay Zekâ Şeffaflık Yasası'nı "CATA yürürlükte" başlıklı haberimizde, arkadaş sohbet robotları ve çocuk güvenliğine ilişkin yeni kurallarını ise "Adam Yasası" haberimizde ele almıştık. Bu düzenlemeler, katmanlı bir yapay zekâ kural seti inşa eden bir eyalet tablosu çiziyor: en üstte öncü risklere ilişkin şeffaflık, altında ise belirli tüketici korumaları.

SB 53 ve AB Yapay Zekâ Yasası: Aynı hedefe iki farklı yol mu?

AB Yapay Zekâ Yasası, sistemik risk taşıyan genel amaçlı yapay zekâ (GPAI) modellerini düzenliyor. Eğitimde kullanılan işlem gücü 10^25 FLOP'u aştığında sistemik risk bulunduğu varsayılıyor; bu eşik SB 53'ünkünden on kat daha düşük. GPAI sağlayıcılarına ilişkin yükümlülükler Ağustos 2025'ten bu yana uygulanıyor; Avrupa Komisyonu'nun bu yükümlülükleri yaptırıma bağlama yetkisi ise Ağustos 2026'da başladı. Temmuz 2025'te yayımlanan AB Genel Amaçlı Yapay Zekâ Uygulama Kodu (Code of Practice), ayrıntılı bir emniyet ve güvenlik bölümü de dâhil olmak üzere, uyumu göstermek için gönüllü bir yol sunuyor.

İki rejim önemli unsurları paylaşıyor: risk değerlendirmesi ve risk azaltımı, ciddi olayların bildirilmesi, siber güvenlik ve dokümantasyon. Ancak felsefe bakımından birbirlerinden ayrılıyorlar:

  • Açıklama mı, uygunluk mu? SB 53 esas olarak şirketlerden ne yaptıklarını kamuoyuyla paylaşmalarını ve kendi çerçevelerine uymalarını istiyor. AB ise bir düzenleyici tarafından denetlenen esasa ilişkin yükümlülükler getiriyor ve bunları GPAI sağlayıcıları için küresel cironun yüzde 3'üne varan para cezalarıyla destekliyor.
  • Muhatap. SB 53'ün öngördüğü şeffaflık büyük ölçüde kamuoyuna yönelik; AB'deki dokümantasyonun önemli bir kısmı ise Yapay Zekâ Ofisi'ne ve alt zincirdeki sağlayıcılara sunuluyor.
  • Kapsam. SB 53'ün eşikleri daha yüksek, katastrofik risk tanımı daha dar; AB'nin sistemik risk kavramı ise daha geniş.
  • Bildirimde bulunan çalışanlar. SB 53, yapay zekâya özgü bir koruma rejimi öngörüyor; AB'de ise koruma esas olarak artık Yapay Zekâ Yasası ihlallerini de kapsayan genel Bildirimde Bulunan Kişiler Direktifi'nden (Whistleblower Directive) kaynaklanıyor.

Küresel geliştiriciler açısından pratik sonuç bir yakınsama: iyi kurgulanmış tek bir öncü güvenlik çerçevesi, olay müdahale süreci ve dokümantasyon seti, yargı yetkisine özgü uyarlamalarla her iki rejimin gereklerini karşılayabilir.

Eleştiriler ve açık sorular

  • Şeffaflık, güvenlik demek değildir. Eleştirmenler, bir çerçevenin yayımlanmasının onun yeterli olduğunu garanti etmediğini savunuyor. Bir şirket, zayıf eşikler belirlese bile bunları dürüstçe açıkladığı sürece SB 53'e uygun davranmış olabilir.
  • Kendi belirlenen standartlar. Risk eşiklerini büyük ölçüde geliştiricilerin kendisi belirlediğinden, bağımsız standartlar olmadan şirketler arasında karşılaştırma yapabilmek sınırlı kalıyor.
  • İşlem gücü eşikleri. Eğitimde kullanılan işlem gücü eşikleri, yeteneğin kaba bir göstergesi. Verimli eğitim yöntemleri, eşiğin altında kalan son derece yetenekli modeller ortaya çıkarabilir.
  • Yaptırım kapasitesi. Cal OES ve Başsavcı'nın raporları değerlendirebilmek ve ihlalleri soruşturabilmek için teknik uzmanlığa ihtiyacı var.
  • Federal bertaraf riski. Eyalet yapay zekâ yasalarına karşı federal düzeyde atılacak adımlar, yasanın uygulama alanını daraltabilir veya uygulanmasını karmaşık hâle getirebilir.

Yasayı destekleyenler ise şeffaflığın zorunlu bir ilk adım olduğunu savunuyor: şirketlerin katastrofik riskleri nasıl değerlendirdiğini göremeyen ne düzenleyiciler ne de kamuoyu daha sıkı kurallara ihtiyaç olup olmadığına karar verebilir.

SB 53 Türkiye'ye ne öğretiyor?

Türkiye'de SB 53 ölçeğinde öncü geliştiriciler bulunmuyor ve yasanın olduğu gibi aktarılması pek anlamlı olmaz. Ancak Kaliforniya modeli, Türkiye'nin hızla büyüyen bir yapay zekâ kullanıcısı ve geliştirici olma hedefindeki bir ülke konumuna uyan beş ders sunuyor.

1. Kapasitenin sınırlı olduğu yerde şeffaflıkla başlamak

Ayrıntılı uygunluk değerlendirmesi, inşası yıllar alan bir düzenleyici kapasite gerektiriyor. Yayımlanan risk çerçeveleri, model dokümantasyonu ve olay raporları gibi açıklama yükümlülükleri ise daha kısa sürede hayata geçirilebilir ve ileride getirilecek kurallar için gerekli bilgi altyapısını oluşturur. Olası mimarisini Türkiye Yapay Zekâ Kanunu taslak önerisi analizimizde tartıştığımız gelecekteki Türk yapay zekâ mevzuatı da benzer bir aşamalı yaklaşımı benimseyebilir.

2. Olay bildirimini mevcut kurumlara entegre etmek

SB 53, olay raporlarını yeni bir yapay zekâ düzenleyicisi kurmak yerine eyaletin acil durum yönetimi kurumuna yönlendiriyor. Türkiye de benzer şekilde mevcut yapılardan, örneğin 2025 tarihli Siber Güvenlik Kanunu kapsamında kurulan kurumlardan yararlanarak kritik altyapıyı, kamu hizmetlerini veya çok sayıda kişiyi etkileyen ciddi yapay zekâ olaylarının bildirilmesini sağlayabilir.

3. Riskleri ilk görenleri korumak

Tehlikeli davranışları çoğu zaman ilk fark edenler mühendisler ve güvenlik araştırmacılarıdır. Türkiye'de bildirimde bulunan çalışanların korunmasına ilişkin kapsamlı bir kanun bulunmuyor. Ciddi yapay zekâ risklerini bildiren kamu ve özel sektör çalışanlarına yönelik hedefli bir koruma, düşük maliyetli ancak yüksek değerli bir güvence olur.

4. Kamu alımlarını bir kaldıraç olarak kullanmak

Kamu sektörü 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında yapay zekâyı benimsedikçe, devlet yapay zekâ tedarikçilerinden şeffaflık raporları, risk dokümantasyonu ve olay bildirim hükümleri talep edebilir. Kamu görevlileri için zorunlu yapay zekâ okuryazarlığı haberimiz, devletin kullanıcı tarafında kapasiteye şimdiden yatırım yaptığını gösteriyor; kamu alımlarına ilişkin kurallar ise tabloyu tedarikçi tarafında tamamlar.

5. Güvenliği işlem gücüne erişimle birlikte ele almak

CalCompute, güvenlik düzenlemesi ile inovasyon politikasının birbirinden ayrılmaması gerektiği fikrini yansıtıyor. Türkiye'nin ulusal işlem gücü kapasitesine ve yerli modellere yönelik yatırımları sorumlu geliştirme taahhütlerine bağlanabilir; böylece kamu desteği şeffaflığı ve güvenliği de ileriye taşır.

Öncü ve öncüye yakın geliştiriciler için uyum kontrol listesi

  • Kapsamda olup olmadığınızı belirleyin. İnce ayar dâhil kümülatif eğitim işlem gücünüzü ve grup gelirlerinizi SB 53'ün eşiklerine ve AB'nin daha düşük sistemik risk eşiğine göre izleyin.
  • Bir çerçeve yayımlayın ve ona uyun. Öncü yapay zekâ çerçevenizin gerçekte yaptıklarınızı yansıttığından emin olun; yanıltıcı beyanlar başlı başına bir ihlaldir.
  • Şeffaflık raporlarını hazırlayın. Kullanıma sunum anında gerekli açıklamaları üreten ve belgelenmiş bir karartma politikasına dayanan bir yayım süreci kurun.
  • Olay müdahale sürecini oluşturun. Kritik güvenlik olaylarını şirket içinde tanımlayın, sorumluları belirleyin ve 15 günlük ve 24 saatlik bildirim iş akışlarını hazırlayın.
  • Bildirimde bulunan çalışanları koruyun. Anonim bir iç bildirim kanalı kurun, iş sözleşmelerini gözden geçirin ve yöneticileri misilleme yasağı konusunda eğitin.
  • Model ağırlıklarını güvence altına alın. Yayımlanmamış ağırlıkları, belgelenmiş siber güvenlik kontrolleriyle korunan kritik varlıklar olarak ele alın.
  • Yargı alanları arasında uyumu sağlayın. Tek bir entegre yönetişim sistemi kurmak için SB 53'ü, AB Yapay Zekâ Yasası'nı ve diğer rejimleri haritalayın.

Bundan sonra ne izlenmeli?

Önümüzdeki yıl SB 53'ü çeşitli açılardan sınayacak. Cal OES'in 2027'de yayımlanması beklenen ilk yıllık olay raporları, bildirim sisteminin işleyip işlemediğini gösterecek. Teknoloji Departmanı'nın tanımlara ilişkin gözden geçirmesi güncellenmiş eşikler önerebilir. Olası ilk yaptırım işlemleri, Başsavcı'nın "esaslı biçimde yanlış veya yanıltıcı" beyanları nasıl yorumladığını ortaya koyacak. Federal bertarafa ilişkin davalar veya yasal düzenlemeler tabloyu yeniden şekillendirebilir. CalCompute konsorsiyumunun raporu da Kaliforniya'nın kamusal işlem gücü hedefinin gerçeğe dönüşüp dönüşmeyeceğine işaret edecek.

Sık Sorulan Sorular

SB 53, Kaliforniya dışındaki şirketlere de uygulanır mı?

Yasa, modelleri Kaliforniya'da kullanıma sunulan veya başka bir şekilde Kaliforniya'nın yargı yetkisine tabi olan öncü geliştiricilere uygulanıyor; bu da uygulamada eyalette hizmet sunan büyük küresel geliştiricileri kapsıyor.

SB 53, piyasaya sunumdan önce güvenlik testi yapılmasını zorunlu kılıyor mu?

Doğrudan değil. Büyük öncü geliştiricilerden katastrofik riskleri nasıl değerlendirip azalttıklarını açıklayan bir çerçeve yayımlamalarını ve buna uymalarını, bu değerlendirmeleri de şeffaflık raporlarında özetlemelerini istiyor.

Hangi durumlar kritik güvenlik olayı sayılır?

Örnekler arasında zarara yol açan model ağırlıklarına yetkisiz erişim, katastrofik bir riskin gerçekleşmesinden doğan zarar, kontrol kaybı sonucu yaralanma ve bir modelin katastrofik riski esaslı biçimde artıracak şekilde aldatıcı yöntemlerle geliştiricisinin kontrollerini boşa çıkarması yer alıyor.

Para cezaları ne kadar?

Her bir ihlal için 1 milyon ABD dolarına kadar; yaptırım yetkisi Kaliforniya Başsavcısı'na ait.

SB 53'ün veto edilen SB 1047'den farkı ne?

SB 1047, daha emredici güvenlik yükümlülükleri ve kritik zararlar için sorumluluk öngörüyordu. SB 53 ise şeffaflığa, olay bildirimine ve bildirimde bulunan çalışanların korunmasına odaklanıyor.

Türkiye'de benzer bir yasa var mı?

Hayır. Türkiye'de öncü yapay zekâya özgü bir mevzuat bulunmuyor. İlgili yükümlülükler şu anda KVKK ve siber güvenlik kuralları gibi genel düzenlemelerden ve Yapay Zekâ Eylem Planı gibi politika belgelerinden kaynaklanıyor.

SB 53, AB Yapay Zekâ Yasası ile uyumlu mu?

Büyük ölçüde evet. İki rejim eşikler ve felsefe bakımından farklılaşsa da bir geliştirici, hedefli uyarlamalarla her ikisinin gereklerini karşılayan tek bir yönetişim sistemi kurabilir.

Uzman Görüşü

Bu bölüm, sitenin kurucusu ve yapay zekâ etiği & uyum danışmanı sıfatıyla kişisel değerlendirmemi içerir.

Kanaatimce SB 53'ün en büyük başarısı tek tek yükümlülüklerinden herhangi biri değil, varsayılan durumu değiştirmesi. Yasadan önce öncü geliştiricilerin katastrofik riskler hakkında ne açıklayacağı onların iyi niyetine bağlıydı; yasadan sonra ise sessiz kalmanın ve yanıltıcı güvenceler vermenin hukuki sonuçları var. Bu mütevazı bir adım ve şeffaflığın güvenlikle aynı şey olmadığını söyleyen eleştirmenler haklı. Ancak risklerin belirsiz olduğu ve teknolojinin her ay değiştiği bir alanda, "ne yaptığını göster" yükümlülüğünün hukuken icra edilebilir hâle getirilmesi makul bir temel. Bu yükümlülük, gerekli olduğu anlaşılırsa daha sıkı kuralların ihtiyaç duyacağı kanıt tabanını oluşturuyor.

İki konuda ise daha temkinliyim. Birincisi, işlem gücü eşikleri zamana iyi dayanmayacak; yasanın yıllık gözden geçirme mekanizması şekli bir formalite olarak değil, etkin biçimde işletilmeli. İkincisi, olay bildiriminin değeri tamamen devletin bu bildirimlerle ne yaptığına bağlı. Cal OES bunları analiz edecek teknik kapasiteden yoksunsa, sistem bir evrak doldurma egzersizine dönüşme riski taşır. Asıl sınav, 2027'de yayımlanacak ilk kamuya açık raporlar olacak.

Türkiye için tavsiyem, SB 53'ün eşiklerini değil mantığını ödünç almak. Türk şirketlerinin geliştirmediği modelleri düzenlemeye ihtiyacımız yok; ancak kurumlarımızın ve vatandaşlarımızın kullandığı güçlü sistemlere ilişkin görünürlüğe, ciddi yapay zekâ olaylarının bildirilebileceği bir kanala ve riskler hakkında sesini yükseltenlerin korunmasına ihtiyacımız var. Kamu alımlarına ilişkin kurallar ve yerli kapasiteye yapılan yatırımlarla birleştiğinde, önce şeffaflığı esas alan bir yaklaşım, Türkiye'nin tamamlanması yıllar alabilecek kapsamlı bir kanunu beklemeden öncü yapay zekâyı bugünden sorumlu biçimde yönetmesine imkân tanır.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. SB 53'e ilişkin açıklamalar, yasanın kabul edilen metnine ve kamuya açık analizlere dayanmaktadır; federal düzeyde atılacak adımlar dâhil yayım tarihinden sonraki gelişmeler yasanın uygulanmasını etkileyebilir. Model yayımlarına yapılan atıflar basın haberlerine dayanmaktadır. Yorum ve değerlendirmeler yazara aittir.