Sorunun biçimi

Bu veri tabanı, mesleğin elindeki nüfus sayımına en yakın araç ve eğrisi hikâyeyi anlatıyor. Mayıs 2026 itibarıyla kabaca 1.490 karar; Haziran başında 1.598; Eylül ortasında 2.041. Bu büyüme, modellerin kötüleştiğinin kanıtı değil — çoğu ölçüte göre iyileşiyorlar. Bu, benimsemenin doğrulamayı geride bıraktığının ve mahkemelerin artık bakmaya başladığının kanıtı.

Coğrafi dağılım, toplam sayıdan daha önemli. Amerika Birleşik Devletleri listeye hâkim; çünkü en çok avukatı, en çok davası ve en agresif yaptırım pratiğini o barındırıyor. Ancak Kanada, Avustralya ve İsrail'in kişi başına düşen rakamları çarpıcı ve Birleşik Krallık'taki 69 dosya, dünyadaki en sert yargısal ifadelerden bazılarını üretti. Bunların tümü, bir dilekçenin dayandığı içtihatla yaşayıp öldüğü, yoğun atıf kültürüne sahip Anglo-Amerikan hukuk düzenleri. Uydurma bir atfın en büyük zararı verdiği ortam tam da bu — ve bu tarif, pek çok Türk avukatın kabul etmek isteyeceğinden çok daha fazla, Türk medeni yargılama pratiğine benziyor.

Üç tür uydurma: tehlike sırasına göre

"Halüsinasyon"u tek bir olgu gibi ele almak, aslında birbirinden oldukça farklı üç hatanın aynı torbaya konduğunu ve bunların farklı riskler taşıdığını gizliyor.

  • Uydurulmuş karar. Var olmayan bir karara, inandırıcı bir isim, mahkeme ve yılla yapılan atıf. Bu, ilk ortaya çıkan hata biçimi ve yakalanması en kolay olanı: tek bir veri tabanı sorgusu hiçbir sonuç döndürmez.
  • Uydurulmuş içtihat kaidesi. Gerçek bir karar, doğru biçimde atıfla anılır; ancak içermediği bir sonucu içeriyormuş gibi anlatılır. Yakalaması daha zordur, çünkü atıf tutar; sorunu yalnızca kararı gerçekten okuyan fark eder. Bir hükmün içine kadar sızma ihtimali en yüksek olan tür budur.
  • Bozulmuş künye. Gerçek bir karar, gerçek bir gerekçeyle, ama uydurma bir esas veya karar numarasıyla. Türkiye'deki dosya budur ve üçünün en sinsisidir: içerik hakikidir, dolayısıyla avukat okur, doğru hukuk olduğunu görür ve imzalar. Hata, tam olarak hiç kimsenin anlam için okumadığı ama herkesin doğrulama için güvendiği alandadır.

Üçüncü tür, "çıktıyı kontrol et yeter" tavsiyesinin kulağa geldiğinden neden çok daha zayıf olduğunu açıklıyor. İçeriği doğrulayan bir avukat, bozulmuş bir künyeyi fark etmeden geçecektir. Bunu yalnızca künyenin kendisini — mahkemenin kendi veri tabanında — doğrulayan bir avukat yakalar.

Makine neden bir karar numarası uyduruyor?

Mekanizmayı anlamak akademik bir egzersiz değil; hangi önlemlerin işe yaradığını, hangilerinin ise sadece tiyatro olduğunu belirleyen şey bu.

Bir dil modeli, kendinden önce gelen her şeye bakarak sonra ne gelmesi gerektiğini tahmin ederek metin üretir. Bir atıf, modelin bakış açısından son derece düzenli bir örüntüdür: bir daire, eğik çizgiyle ayrılmış bir çift sayı, bir tarih, "aynı yönde" gibi bir kalıp. Bu örüntüye uyan bir şey üretmek son derece kolaydır. Bir veri tabanındaki gerçek bir kayda karşılık gelen bir şey üretmek ise bambaşka bir iştir ve temel mimaride bunu yapan hiçbir bileşen yoktur. Model hiçbir yerde arama yapmıyor; bir biçimi tamamlıyor. Dolayısıyla uydurma bir atıf, bir arıza değildir. Sistemin, örüntü eşleştirme ile gerçekliğin ayrıştığı bir bağlamda, tam olarak yapmak üzere tasarlandığı şeyi yapmasıdır.

Bu, uygulayıcıların sürekli yanlış anladığı üç şeyi açıklıyor:

  • Daha iyi modeller riski ortadan kaldırmaz. Sıklığını azaltır ve bu, paradoksal biçimde riski daha tehlikeli kılar: elli kullanımda bir atıf uyduran bir araç, kullanıcısını kontrol etmemeye alıştırır.
  • Erişimli (retrieval) sistemler yardımcı olur, ama yalnızca sahip oldukları külliyat kadar. Yanıt vermeden önce gerçek bir veri tabanında arama yapan araçlar belirgin biçimde daha güvenlidir ve hukuk işleri için doğru tercih onlardır. Ancak erişimli sistemlerin hata biçimleri daha inceliklidir: sistem gerçek bir karar bulur, sonra onu gevşek biçimde özetler ya da iki kararı tek bir kaideye harmanlar. Ankara örüntüsü — gerçek içerik, yanlış künye — tam olarak kısmen temellendirilmiş bir sistemin ürettiği şeydir.
  • Modelden kendini doğrulamasını istemek değersizdir. "Bu atıfların gerçek olduğuna emin misin?" sorusu, atıfları üreten süreçle aynı süreç tarafından üretilmiş başka bir yanıtı davet eder. Kendinden emin görünmek, doğruluğun göstergesi değildir.

Tek güvenilir doğrulama dışsaldır: künyenin, yetkili kaynağa karşı kontrol edilmesi. Geri kalan her şey yalnızca bir olasılık ayarıdır.

Türkiye dosyası: Ankara, Haziran 2026

Türk hukuk basınında aktarıldığı biçimiyle olguları tam olarak ortaya koymak gerekiyor; çünkü bunlar Amerikan örneklerinden daha öğretici.

Ankara Kızılcahamam'da görülen bir hukuk davasında bir avukat, dilekçesini destekleyici içtihatla güçlendirmek için üretken bir yapay zekâ aracı kullandı. Araç, üç ayrı Yargıtay kararı izlenimi veren bir çıktı üretti. İçerik uydurma değildi; kararlar gerçekti. Aracın yaptığı şey, bunlara yanlış esas ve karar numaraları iliştirmekti — ve daha yakından bakıldığında, bu üç "farklı" içtihadın aslında aynı kararın farklı künyelerle tekrarlanmış hâli olduğu ortaya çıktı.

Sorun duruşma salonunda su yüzüne çıktı. Karşı taraf vekili atıfları gündeme getirdi, UYAP üzerinden yapılan kontrol atfedildiği hâliyle numaraların mevcut kararlara karşılık gelmediğini doğruladı ve mesele derhal iki yönde tırmandı: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan bir şikâyet ve Ankara Barosu nezdinde açılan bir disiplin dosyası.

Avukatın savunması baştan beri tutarlı: kararların içeriği hakikiydi, yalnızca künyeler yanlıştı; aldatma kastı yoktu; söz konusu olan kasıtlı bir sahtecilik değil, kusurlu bir araca ihmalen güvenmekti. Ayrıca kendisine hangi suçu işlediğinin isnat edildiğinin söylenmediğini kamuoyu önünde dile getirdi. Mesleğin bir kesimi, hiç ceza dosyası açılmasının dahi ölçüsüz olduğunu ve savunmanın bağımsızlığına aykırı düştüğünü savundu.

Her iki pozisyonun da gücü var ve dosya — haklı olarak — Türk hukuk mesleğinin henüz yapmamış olduğu bir tartışmanın referans noktası olarak kullanılıyor.

Aslında hangi yükümlülük ihlal ediliyor?

Burada kesin olmakta yarar var; çünkü kamuoyundaki tartışma sürekli olarak "avukatlar yapay zekâ kullanmamalı" noktasına kayıyor ki bu ne kuraldır ne de uygulanabilir bir öneridir.

Uydurma bir atıfla ihlal edilen yükümlülük, teknolojiye ilişkin bir yükümlülük değildir. Her zaman imzaya bağlanmış olan yükümlülüktür: bir dilekçe sunan avukat, içeriğinin kontrol edilmiş olduğunu beyan etmiş sayılır. Bu yükümlülük Avukatlık Kanunu'ndan, mesleğin özen ve vakara ilişkin kurallarından ve tarafların yargılamayı dürüstlükle yürütme yönündeki genel yükümlülüğünden doğar. Bunun hiçbir yanı yeni değil. Yeni olan, araştırmanın ürünüyle birebir aynı görünen materyali saniyeler içinde ve üstünkörü bir kontrolü yeterliymiş gibi hissettiren bir hacimde imal eden bir araç.

Ceza hukuku sorusu daha zor ve kanaatimce çok hızlı bir biçimde bu noktaya sıçranmış durumda. Türk ceza hukuku, sahte belge kullanımına ve resmî süreçler içinde yapılan yalan beyanlara ilişkin suç tipleri içeriyor. Yanlış bir atıf numarası taşıyan bir dilekçenin bunların herhangi birine uyup uymadığı gerçekten tartışmalı: bir dilekçenin ilgili anlamda "belge" sayılıp sayılmayacağı gerçek bir soru; kast meselesi ise çok daha büyük bir soru. Aldatma üzerine kurulu bir suç, aldatmayı gerektirir. Kararın doğru hukuki içeriğini aktaran ve künye konusunda bizzat araç tarafından yanıltılan bir avukat, her olağan okumaya göre aracın suç ortağından çok kurbanına yakındır — gerçi güvenilmez olduğunu bildiği bir kaynağa dayanmayı sürdüren bir avukat, bu yelpazenin başka bir yerindedir.

Asıl önemli olan disiplin sorusudur ve o çok daha açık. Ölçüt, özen yükümlülüğüdür. Doğrulanmamış içtihat sunan bir avukat, hatayı ne üretmiş olursa olsun, bu ölçütün altına düşmüştür. Bu dosyanın ait olduğu yer burasıdır.

Başka ülkelerde mahkemeler fiilen ne yapıyor?

Yaptırım pratiği artık tanınabilir bir basamak dizisine dönüştü ve belirli bir hatanın bu dizide nereye düştüğünü bilmek artık mesleki risk yönetiminin bir parçası.

  • Düzeltme ve uyarı. Özellikle ilk seferde ve derhal bildirim yapılmışsa hâlâ en yaygın sonuç. Mali bir iz bırakmaz, çoğu zaman kamuya açık bir kayıt da bırakmaz — gerçek vakıa sayısının herhangi bir veri tabanının gösterdiğinden çok daha yüksek olmasının nedeni budur.
  • Yargılama giderleri ve mütevazı para cezaları. Rutin basamak. Veri tabanındaki güncel örnekler arasında Ağustos 2026 sonunda Booker v. Kroger dosyasındaki yaklaşık 8.000 ABD doları, bir New Mexico ceza istinafındaki 5.000 ABD doları ve 9 Eylül 2026 tarihli Beus Gilbert PLLC v. BYU dosyasındaki 3.000 ABD doları yer alıyor. Kaliforniya'da 15 Eylül 2026'da, State Farm adına hareket eden bir avukatın dilekçelerinde yedi uydurma atıf çıkması üzerine 999,99 ABD doları para cezasına çarptırıldığı bildirildi — kasten sembolik seçildiği izlenimi veren bir tutar.
  • Ağır yaptırımlar. Altıncı Daire (Sixth Circuit) uygulayıcıları Mart 2026'da 30.000 ABD doları ödedi. Bugüne kadar kaydedilen en yüksek ABD rakamı, Aralık 2025 ve Mart 2026 tarihli kararlara yayılmış biçimde Couvrette v. Wisnovsky dosyasındaki 110.204,38 ABD doları.
  • Meslekten geçici men. İlk avukatlık ruhsatı askıya alma kararı 2026'nın ilk çeyreğinde geldi. Haziran 2026'daki Withers v. City of Aberdeen dosyasında Mississippi'deki bir federal yargıç, iki baş avukatı — her iki taraf da halüsinasyon içeren atıflar sunduktan sonra — iki yıl süreyle o yargı çevresinde avukatlık yapmaktan men etti ve duruşmayı iptal etti.
  • Kararın kendisinin iptali. En ağır sonuç, aslında avukata yönelik bir yaptırım bile değil. Uydurma materyal bir hükmün içine girmişse, hükmün kendisi sakatlanır. Hindistan'dan bu yıl aktarılan uygulama, bir kararda yapay zekâ tarafından uydurulmuş içtihadın bulunmasını, uydurmanın sonuca ne ölçüde etkili olduğuna bakmaksızın bozma sebebi saydı.

Bu basamak dizisinin iki özelliği vurgulanmayı hak ediyor. Parasal kademeler aslında parayla ilgili değil — 999,99 ABD doları, bir sigorta şirketi adına hareket eden bir büroyu caydırmaz. Bunlar, aranabilir, kalıcı ve adı geçen bir avukata bağlı olan yayımlanmış kararla ilgili. Ve eğilim tartışmasız biçimde yukarı yönlü: mesleğin, mahkemelerin bu meseleye yabancı bir teknoloji sorunu gibi yaklaştığı lütuf süresi sona erdi.

Türkiye'nin yumuşak hukuk yanıtı: TBB rehberi

28 Ağustos 2026'da Türkiye Barolar Birliği, avukatların yapay zekâ kullanımına ilişkin bir tavsiye rehberi yayımladı: "Avukatlar İçin Yapay Zekâ Kullanım Tavsiye Rehberi". Bağlayıcı değil, tavsiye niteliğinde; ancak Türkçede mesleki beklentileri yapılandırılmış biçimde ortaya koyan ilk metin ve disiplin kurulları ona başvuracak.

Mimarisi dört kademeli bir risk modeline dayanıyor:

  • Serbest kullanım — genel hukuki araştırma ve anonimleştirilmiş planlama çalışmaları.
  • Sınırlı veya denetimli kullanım — taslak hazırlama, anonimleştirilmiş özetler.
  • Kısıtlı kullanım — hassas dosyalar; kapalı sistemler ve KVKK'ya uygun yapılandırma gerektirir.
  • Yasak — müvekkil verisinin güvenli olmayan sistemlere aktarılması ve insan denetimi olmaksızın hukuki karar verilmesi.

Bu modelin etrafında, uygulamada asıl önemli olan ilkeler yer alıyor. Bir aracı benimsemeden önce avukatın; verinin nerede saklandığını, yurt dışına çıkıp çıkmadığını, hangi alt işleyicilerin devrede olduğunu ve materyalin ne kadar süreyle saklandığını tespit etmesi bekleniyor — bunlar, KVKK ve yapay zekâ yönetişimi rehberimizde ortaya koyduğumuz aynı durum tespiti soruları. Üretilen içeriğin, özellikle de içtihadın, mahkemeye sunulmadan önce doğrulanması gerekiyor. Belirli kullanımlar müvekkilin aydınlatılmış onayını gerektiriyor. Nihai muhakeme devredilemiyor. Ve — bazı büroları şaşırtacak bir nokta — yapay zekâdan elde edilen verimlilik avukatlık mesaisi olarak faturalandırılamıyor; genel teknoloji maliyetleri de anlaşma olmaksızın müvekkile yansıtılmamalı.

Rehber, kanaatimce de haklı olarak, üç noktada eleştirildi. Tavsiye ile yükümlülüğü birbirine karıştırıyor; yasağın hukuki kaynağını göstermeksizin yasak dilini kullanıyor. Çok adımlı görevleri özerk biçimde yürüten ajan (agentic) sistemler konusunda büyük ölçüde sessiz kalıyor — oysa bu sistemler çoktan kullanımda. Ve komut enjeksiyonu (prompt injection) riski ile agir-ceza-yasa-tasarisi-dijital-kimligimizin-isgali">deepfake delilin doğrulanması hakkında kayda değer hiçbir şey söylemiyor; bu sorunlar rehberden önce gelmişti.

Diğer yön: aracı mahkeme kullandığında

Tartışma neredeyse tamamen avukatlar üzerine yoğunlaşıyor ve bu bir kör nokta. Hâkimler ve mahkeme personeli aynı baskıyla karşı karşıya; üstelik bir avukatın hatasını yakalayan çekişmeli denetimin hiçbirine sahip olmadan.

Türk uygulaması, yelpazenin sorumlu ucunda erken bir örnek üretmiş durumda: yapay zekâ araçlarını bir hesaplama ve belge doğrulama yardımcısı olarak kullanan, ancak kararın kendisini kararlılıkla insanda tutan bir İstanbul ticaret mahkemesi. Doğru model budur — araç, muhakemeye değil aritmetiğe ve çapraz kontrole dokunuyor ve çıktısı gözle denetlenerek doğrulanabiliyor.

Yelpazenin diğer ucundaki hata biçimi ise herhangi bir avukat hatasından daha ağır. Bir dilekçedeki uydurma atfı karşı taraf yakalar. Bir hükümdeki uydurma atfı istinafa kadar kimse yakalamaz ve o atıf mahkemenin otoritesini taşır. İptal yaptırımının ortaya çıkmasının nedeni budur: zarara orantılı tek yanıt odur. Türk mahkemelerinin bu araçların yargısal kullanımına ilişkin yerleşik bir kuralı yok ve bu boşluk, bir olaydan sonra değil, önce doldurulmalı. İdari ve yargısal karar almanın algoritmik hatayı nasıl soğurduğuna ilişkin daha geniş soruyu idare hukuku ile yapay zekânın kesişimi başlıklı yazımızda incelemiştik.

Avukat olmayanlar

Kayda geçen dosyaların önemli bir bölümü avukatları hiç ilgilendirmiyor. Bunlar, bir sohbet robotuna hukukun ne olduğunu sorup gelen yanıtı dosyaya sunan, kendini temsil eden taraflarla ilgili.

Bu, hak ettiğinden çok daha az ilgi görüyor; çünkü mesleki çerçeve — özen, imza, disiplin — burada hiçbir şeye tutunamıyor. Kendini vekille temsil ettirmeyen bir taraf, hiçbir mesleki yükümlülük altında değildir, mesleki sorumluluk sigortası yoktur ve karşısında bir baro bulunmaz. Onun karşılaştığı şey, reddedilen bir talep, aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ve uydurma içtihat itibarını zedelemeden önce belki de haklı olan bir davanın kaybıdır.

Bunun altında rahatsız edici bir adalete erişim tespiti yatıyor. Bunlar, ezici çoğunlukla, vekâlet ücretini karşılayamayan ve gecenin üçünde erişebildikleri tek danışmana uzanan insanlar. Araç onlara, bir avukatın ürettiğinin birebir aynısı gibi görünen bir belge verdi. Sonuç şu ki, hukuk bilgisini demokratikleştirdiği iddiasıyla pazarlanan bir teknoloji, bu özel kanalda, temsil edilmeyen insanlar için yeni bir kaybetme yolu üretiyor.

Buradaki çözümler mesleki kurallar değil, tasarım ve kurumsal düzenlemeler: mahkemeye sunulmak üzere atıf üretmeyi reddeden ya da görünür bir uyarı ekleyen tüketiciye dönük asistanlar; taraflara yapay zekâ ile üretilmiş içtihadın mutlaka doğrulanması gerektiğini açıkça söyleyen mahkeme yardım hizmetleri; ve dosyayı işleme almadan önce işaretleme yetkisiyle donatılmış kalem personeli. Bunların hiçbiri hiçbir yerde mevcut değil ve araçlar iyileştikçe önemi azalmayacak, artacak.

Hatayı üreten ekonomi

İki bin dosyayı, iki bin dikkatsizlik vakası olarak okumak cazip. Bu fazla kolaycı ve hiçbir şeyi düzeltmeyecek.

Uydurma atıf üreten işler neredeyse her zaman aynı türden işler: zaman baskısı altında hazırlanan, ücreti saatlerce araştırmayı karşılamayan bir dosyada, o an kim müsaitse onun yaptığı bir dilekçe. Araç tam da bu boşluğa giriyor. Bir saatlik veri tabanı çalışmasını doksan saniyelik bir yazım işine dönüştürüyor ve — asıl önemli kısım bu — kalite işaretleri iyi işten ayırt edilemeyen bir çıktı üretiyor. Acele eden bir avukat, bakarak içtihadın uydurma olduğunu anlayamaz. Bu, mesleğin daha önce sahip olduğu her kestirme yoldan farklı bir durum.

Bu da çözümün ahlaki değil yapısal olması gerektiği anlamına geliyor. Buna insanlara "dikkatli olun" diyerek yanıt veren bürolar sorunu yaşamaya devam edecek. Doğrulamayı adı konmuş bir aşamaya dönüştürerek, ona zaman ayırarak ve atıfların bir sohbet penceresinden belgelere girmesini reddederek yanıt veren bürolar yaşamayacak. Aynı mantık ücret yapıları için de geçerli: araştırmayı karşılanamaz kılacak biçimde fiyatlanmış bir iş, bir araç tarafından yapılacak iştir; dolayısıyla fiyatlama kararı bir risk kararıdır.

Tespit neden eşitsiz dağılıyor?

Uydurma bir atıf üç yoldan biriyle yakalanır: uyanık bir karşı taraf, özenli bir kalem memuru ya da hâkim, veya bir veri tabanı kontrolü. Her biri kaynağa bağlıdır ve bu kaynakların dağılımı tarafsız değildir.

Karşı taraftaki kaynakları güçlü bir büro her içtihadı kontrol eder. Kendini temsil eden bir taraf etmez. Yoğun iş yükü olan bir ticaret mahkemesi de edemeyebilir. Sonuç, sessiz bir eşitsizlik: uydurma içtihat, tam olarak karşı tarafın en zayıf olduğu yerde hayatta kalır — küçük değerli hukuk uyuşmazlıklarında, icra takiplerinde, taraflardan birinin vekille temsil edilmediği dosyalarda. Yayımlanan yaptırım kararlarının orantısız biçimde büyük ticari davalardan gelmesinin nedeni sorunun orada en ağır olması değil, orada bulunmasıdır.

Türkiye için adı konması gereken yapısal bir avantaj var: UYAP doğrulamayı gerçekten hızlı kılıyor. Bir İngiliz avukatın abonelikli bir veri tabanıyla dakikalarını alan bir atıf kontrolü, bir Türk avukatın tek bir sorgusu. Ankara dosyasının duruşma salonunda dakikalar içinde çözülmesinin sebebi tam olarak budur. Bu bir avantajdır ve burada makul olarak beklenebilecek özen standardını düşürmez, yükseltir.

Bedeli kim öder: sorumluluk ve sigorta

Yaptırımların ötesinde, uydurma bir atfın ardından üç risk geliyor ve bürolar bunların neredeyse hiçbirini düşünmüş değil.

  • Müvekkilin talebi. İçtihat uydurma olduğu için dava kaybedilmiş, dilekçe reddedilmiş ya da aleyhe yargılama gideri hükmedilmişse, müvekkilin doğrudan bir mesleki kusur (tazminat) talebi vardır. "Aracın yaptığı" savunması mevcut değildir: yükümlülük avukatındır.
  • Mesleki sorumluluk sigortası. 2024 öncesinde yazılmış poliçeler bu senaryoyu öngörmüyor. Bir yaptırımın hiç kapsanıp kapsanmadığı, onun bir ceza (genellikle istisna tutulur) olarak mı yoksa bir zarar olarak mı nitelendirileceğine bağlı; sigortacılar da yenilemede yapay zekâ kullanımını sormaya başlıyor. Büroların, sigortalama sürecinde sorularla ve zamanla özel şartlarla karşılaşmayı beklemesi gerekir.
  • Sağlayıcı. En bariz muhatap — atfı uyduran aracın sağlayıcısı — aslında en zor olanı. Kullanım koşulları doğruluk garantilerini kapsamlı biçimde reddeder ve neredeyse her zaman mesleki doğrulamayı şart koşar. Sağlayıcıya karşı bir talep, hukuk mesleğine yönelik pazarlamada yapılmış somut beyanlar üzerine kurulmak zorunda kalır; bu dar ve sınanmamış bir yol olsa da boş bir yol değil — özellikle ürün genel bir asistan olarak değil, bir hukuki araştırma aracı olarak satıldığında.

Gerçekten işleyen bir doğrulama protokolü

"Çıktıyı kontrol et" düzeyindeki tavsiye açıkça başarısız oldu; çünkü kimseye neyin kontrol edileceğini ve kimin sorumlu olduğunu söylemiyor. Uygulamayla temas ettiğinde ayakta kalan bir protokol şöyle görünür.

  • Aracın yapabileceği işlerle yapamayacağı işleri ayırın. Bir argümanı yapılandırmak, sizin verdiğiniz bir belgeyi özetlemek, dili iyileştirmek: düşük risk. İçtihat üretmek: yüksek risk. Kural şu olmalı: hiçbir atıf bir belgeye üretken bir araçtan girmez — atıflar her zaman veri tabanından gelir ve aracın rolü neye bakılacağını önermekle sınırlıdır.
  • İçeriği değil künyeyi doğrulayın. Kararı UYAP'ta veya abonelikli veri tabanında açın ve daireyi, esas numarasını, karar numarasını ve tarihi teyit edin. Kulağa doğru gelen bir özeti okumak doğrulama değildir; Türkiye dosyasındaki hata biçiminin ta kendisidir.
  • Dayandığınız paragrafı okuyun. İkinci hata biçimi — gerçek bir kararın içermediği bir sonucu içerdiğinin söylenmesi — yalnızca burada yakalanır.
  • Yapay zekâ destekli pasajları yazım sırasında işaretleyin. Üretilmiş metni kontrol edilene kadar işaretleyen bir iç teamül ve işaretin dosyaya sunulmadan önce kalkmış olması kuralı.
  • Bir kontrol sorumlusu belirleyin. Birden fazla kişinin çalıştığı her dosyada içtihadın doğrulanması, dağınık bir beklenti değil, adı konmuş bir görev olmalıdır.
  • Komutu ve çıktıyı saklayın. Bir şey ters gittiğinde, mahkemeye tam olarak ne olduğunu gösterebilmek, ihmal ile aldatma şüphesi arasındaki farktır. Ankara'daki avukatın konumu, saklanmış bir kayıtla çok daha güçlü olurdu.
  • Aracı yapılandırın. Sağlayıcı izin veriyorsa veri saklamayı kapatın, müvekkil materyali için tüketici hesapları yerine kurumsal hesaplar kullanın ve dosyayı tanımlayan ayrıntıları genel amaçlı bir asistana hiç yapıştırmayın — buradaki KVKK analizi, eğitim verisinde önce çözülmesi gereken KVKK ve GDPR soruları yazımızda ortaya koyduğumuz üzere, başka herhangi bir aktarıma uygulanan analizle aynıdır.
  • Yazıya dökün. Büro düzeyinde bir yapay zekâ kullanım politikası, yukarıdakilerin tamamını iyi niyetten denetlenebilir bir kurala dönüştürür; kurumsal yapay zekâ kullanım politikası rehberimiz bunun için bir başlangıç çerçevesi sunuyor.

Üç yılın sonunda: meslek buraya nasıl geldi?

Başlangıç noktası artık iyi biliniyor. 2023'te New York'ta görülen bir bedensel zarar davasında bir avukat, bir sohbet robotundan destekleyici içtihat istedikten ve ardından aynı sohbet robotuna kararların gerçek olup olmadığını sorduktan sonra, var olmayan birkaç karar içeren bir dilekçe sundu. Mahkemenin tepkisi — yaptırımlar ve inanamama tonunda kaleme alınmış yayımlanmış bir karar — olayı meşhur etti ve yaklaşık bir yıl boyunca meslek bunu tek bir kişinin akılsızlığına dair ibretlik bir hikâye olarak gördü.

Bu çerçeveleme rahatlatıcıydı ve yanlıştı; veri tabanının eğrisi bunu kanıtlıyor. Eğer olgu bireysel akılsızlıkla ilgili olsaydı, kamuoyundaki yankı onu bastırırdı. Bunun yerine sayılar, benimseme yayıldıkça hızlandı; bu da anekdot niteliğinde değil sistemik bir başarısızlığın imzasıdır.

Yargısal tepki üç evreden geçti. Önce şaşkınlık: erken tarihli kararlar paragraflarca bir dil modelinin ne olduğunu anlatıyordu. Sonra bıkkınlık: mahkemeler mesleğin uyarılmış olduğunu belirtmeye başladı ve yaptırımlar sembolik olmaktan çıkıp ağırlaştı. Şimdi ise rutin: güncel kararlar kısa, teknoloji artık açıklanmıyor ve soru daralarak şuna indi — hata ihmalden mi kaynaklandı yoksa dürüstlükten yoksun muydu ve keşfedilmeden önce bildirildi mi?

Türkiye bu diziye birinci evreden değil ikinci evreden girdi ki bu bir avantaj. Ankara dosyası, riskin varlığını zaten bilen bir mesleğin içine düştü. Disiplin çerçevesinin elverişli, ceza çerçevesinin ise gereksiz olmasının nedeni tam olarak budur.

Müvekkillerin sorması gerekenler

Hukuk müşavirleri ve bireysel müvekkiller bu tartışmanın eksik aktörü. İşin bedelini onlar ödüyor, kaybedilen davanın sonucunu onlar taşıyor ve neredeyse hiçbiri bunu sormuyor.

  • Benim dosyamda üretken yapay zekâ kullanıyor musunuz, hangi işler için? "Hayır" yanıtı artık ölçülü bir şüpheyle karşılanmalı; işe yarayan yanıt, hangi görevlerde kullanıldığını anlatan yanıttır.
  • Gizli bilgim nereye gidiyor? Bu sorunun özü, aracın markası değil; tüketici hesapları, veri saklama ayarları ve yurt dışına aktarımdır.
  • Dosyaya sunmadan önce içtihadı kim, nasıl doğruluyor? Bu adımı adlandıramayan bir büroda böyle bir adım yoktur.
  • Mesleki sorumluluk sigortanız yapay zekâ kaynaklı hataları kapsıyor mu? Kararın ardından değil, vekâlet ilişkisi kurulmadan önce sorulmaya değer.
  • Verimlilik müvekkile yansıtılıyor mu? Üç saat süren bir iş artık yirmi dakika sürüyorsa, ücret sözleşmesi aradaki farkın ne olacağını söylemelidir — TBB rehberinin açıkça değindiği bir nokta.

Kurumsal müvekkiller için burada zarif bir simetri var: bunlar, kendi satın alma ekiplerinin yapay zekâ sağlayıcılarına sorduğu soruların aynısı. Aynı soruları dış hukuk müşavirlerine yöneltmek düşmanca değil; tutarlılıktır.

Mahkemeler ve düzenleyiciler ne yapmalı?

Meslek bu sorunu tek başına çözemez ve üç müdahale işin büyük kısmını halleder.

Bir beyan (sertifikasyon) zorunluluğu. Birkaç Amerikan mahkemesi artık, yapay zekâ destekli her dilekçede içtihadın bir insan tarafından doğrulandığına dair imzalı bir beyan istiyor. Bu ucuz bir önlem, özenli olan için hiçbir şeyi değiştirmiyor ve muğlak bir yükümlülüğü sonuçları olan somut bir beyana dönüştürüyor. Bu türden bir mahkeme kuralı veya yeknesak bir uygulama talimatı, Türkiye'de atılabilecek tek başına en etkili adım olurdu.

Yayımlanmış bir yaptırım kademelendirmesi. Ankara dosyasının bir krize dönüşmesinin nedenlerinden biri, uydurma bir atfın sonucunun ne olması gerektiğini kimsenin söyleyememesiydi. İlk, tekrarlanan ve kötü niyetli olayların nasıl ele alınacağını önceden açıklayan bir baro, üyelerine bir standart, kurullarına ise bir çerçeve vermiş olur.

Yargısal kullanım için rehberlik. Mahkemeler için kural olmaksızın avukatlar için kural koymak, sorunun daha tehlikeli yarısını ele alınmamış bırakır. Yargısal rehberlik, izin verilen kullanımları — dosya özeti, aritmetik, çeviri, belge karşılaştırma — gerekçe yazımından ve içtihat kaynağı üretmekten ayırt etmelidir.

Daha geniş yasama gündemi zaten bu yöne doğru ilerliyor: Yapay Zekâ Eylem Planı'nın yönetişim mimarisi ve Türkiye Yapay Zekâ Kanunu taslak önerisi incelememizde ele aldığımız, Meclis'teki kanun teklifleri üzerinden. Ancak yukarıdaki üç adımın hiçbiri yasama faaliyeti gerektirmiyor ve bir uygulama talimatının yeteceği yerde kanun beklemek yanlış bir refleks.

Bundan sonra ne izlenmeli?

Dört şey. Ankara'daki savcılık dosyasının iddianameyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı — ki bu, Türk ceza hukukunun bu tür hataya nasıl yaklaşacağının tonunu belirleyecek. TBB rehberinin tavsiyeden bağlayıcı bir meslek kuralına yükseltilip yükseltilmeyeceği ya da bir disiplin kurulu tarafından zaten öyleymiş gibi gerekçeye alınıp alınmayacağı. Yurt dışındaki yaptırım eğrisinin tırmanmayı sürdürüp sürdürmeyeceği ya da doğrulama pratikleri yerleştikçe düzleşip düzleşmeyeceği. Ve uydurma atıf içeren ilk Türk mahkeme kararının ortaya çıkıp çıkmayacağı — çünkü mevcut gidişatta bu bir "ne zaman" sorusu ve buna verilecek istinaf yanıtı, herhangi bir avukata verilecek yaptırımdan çok daha önemli olacak.

Sık Sorulan Sorular

Hukuk işlerinde yapay zekâ kullanmak meslek kurallarına aykırı mı?

Hayır. Ne TBB rehberi ne de herhangi bir Türk kuralı bunu yasaklıyor. Yaptırıma konu olan şey, doğrulanmamış materyalin dosyaya sunulması — teknolojiden çok önce var olan bir yükümlülük.

Ankara dosyasında tam olarak ne oldu?

Araç, gerçek Yargıtay kararlarını aktardı ancak bunlara yanlış esas ve karar numaraları iliştirdi; ayrıca esasen tek bir kararın varyantlarını üç ayrı içtihat gibi sundu. Karşı taraf vekili meseleyi duruşmada gündeme getirdi ve UYAP kontrolü, numaraların atfedildiği hâliyle mevcut olmadığını doğruladı.

Türkiye'de bir avukat bu nedenle cezai soruşturmaya uğrayabilir mi?

Ankara dosyasında bir soruşturma açıldı; ancak herhangi bir suç tipinin uyup uymadığı gerçekten tartışmalı — her şeyden önce bu tür suçlar aldatma kastı gerektirdiği için. Kusurlu bir araca ihmalen güvenmek, kanaatimce cezai değil, disipline ilişkin bir meseledir.

TBB rehberi bağlayıcı mı?

Tavsiye niteliğinde. Ancak tavsiye niteliğindeki mesleki rehberler, disiplin kurulları tarafından düzenli olarak uygulanacak özen standardının kanıtı sayılır; dolayısıyla pratikteki ağırlığı, biçimsel statüsünü aşar.

Bugüne kadar verilen en büyük yaptırım nedir?

Kaydedilen en yüksek ABD rakamı, Aralık 2025 ve Mart 2026 tarihli kararlara yayılmış biçimde Couvrette v. Wisnovsky dosyasındaki 110.204,38 ABD doları. Withers v. City of Aberdeen dosyasındaki iki yıllık yargı çevresi menleri gibi meslekten geçici men kararları ise daha ağır bir mesleki sonuç.

Mahkeme kararının kendisi uydurma bir atıf içerirse ne olur?

Karar istinafta sakatlanır. Hindistan'dan bu yıl aktarılan uygulama, bir kararda yapay zekâ tarafından uydurulmuş içtihadın bulunmasını, uydurma materyalin ne kadar merkezi olduğuna bakmaksızın bozma sebebi saydı.

Mesleki sorumluluk sigortası bunu karşılar mı?

Poliçeye ve tutarın ceza olarak mı yoksa zarar olarak mı nitelendirildiğine bağlı. Büroların bunu, bir karardan sonra öğrenmek yerine yenilemede brokerlarıyla görüşmesi gerekir.

İçtihat için hangi araçları kullanmak güvenli?

Soru yanlış kuruluyor. Hiçbir genel amaçlı asistan bir atfın kaynağı olmamalı. Kaynak, içtihat veri tabanlarıdır; asistanın meşru rolü, neyi arayacağınıza karar vermenize yardım etmek ve bulduğunuzu açıklamaktır.

Burhan Doğuş Ayparlar'ın Görüşü

Bu bölüm, sitenin kurucusu ve yapay zekâ etiği & uyum danışmanı Burhan Doğuş Ayparlar'ın kişisel değerlendirmesidir.

Ankara dosyasına ilk tepkim, ceza soruşturmasının bir hata olduğu yönündeydi. Avukatlar özel bir korumayı hak ettiği için değil, fiil suç tipine uymadığı için. Sahteliğe ilişkin ceza hükümleri, birinin sahteliği istemesini gerektirir. Burada olan şey, bir makinenin doğru bir hukuki kaideyi yanlış bir numaraya iliştirmesi ve bir meslek mensubunun numarayı kontrol etmemesidir. Bu ihmaldir ve ihmalin bir mercii vardır: baro. Böyle bir dosyada savcılığa uzanmak, mesleğe yanlış dersi öğretir — bildirmeyi değil gizlemeyi teşvik eder; oysa bu sorunun tamamında en değerli davranış, hatayı fark edip karşı taraftan önce mahkemeye söyleyen avukatın davranışıdır.

İkinci tepkim, mesleğin bunu bir disiplin hikâyesiyken bir teknoloji hikâyesi gibi ele alıyor olması. Üç yılda iki bin dosya, modellerle ilgili bir hikâye değil. Modeller inandırıcı metin üretir; işlevleri budur ve hiçbir iyileşme, doğrulanmamış bir atfı imzalanabilir kılmayacak. Hikâye, her şey otoriter göründüğü için içtihadı kontrol etmenin isteğe bağlı hâle geldiği bir imza kültürüyle ilgili. Ohio'da, Ankara'da ve Tel Aviv'de yaptırıma uğrayan avukatlar yapay zekâ kullanmakta başarısız olmadılar. Bu mesleğin en eski yükümlülüğünde başarısız oldular.

Beni en çok kaygılandıran dilekçe değil, mahkeme kararı. Asimetri çok keskin: bir dilekçedeki uydurma atıf karşısında bir hasım bulur, bir karardaki uydurma atıf ise kimseyi bulmaz. Türkiye'de mahkemelerin bu araçları nasıl kullanabileceğine dair bir kuralımız yok ve kamuoyu önünde bir şey ters gitmeden de olmayacak. Ben bunu şimdi yazmamızı tercih ederim ve basit tutardım: aritmetik, çeviri, özetleme ve karşılaştırma için izinli; gerekçe kurmak ve içtihat kaynağı üretmek için izinsiz.

TBB rehberi konusunda, yayımlanmasının doğru bir karar olduğunu ve içeriğinin makul bir ilk taslak olduğunu düşünüyorum; ancak çoğu yumuşak hukuk metninin zaafını taşıyor — yükümlülük dilini kullanırken hiçbir yükümlülük getiremiyor. Benim tercihim, doğrulamaya ilişkin kısa ve bağlayıcı bir kural ile dilekçede yer alacak bir beyan satırı; buna ek olarak, üyelerin ilk olayın bedelini bilmesini sağlayacak yayımlanmış bir yaptırım kademelendirmesi olurdu. Bu bileşim uygulanabilir, ölçülü ve bir kovuşturmanın aksine gerçekten istediğimiz davranışı hedefliyor.

Meslektaşlara pratik bir not da düşeyim; çünkü burada tartışılan bütün olayları önleyecek olan alışkanlık tam olarak budur: bir atfın bir sohbet penceresinden belgeye girmesine asla izin vermeyin. Araç size neye bakacağınızı söylesin. Atfı veri tabanından alın, kararı açın, dayandığınız paragrafı okuyun ve ondan sonra imzalayın. Bu iki dakika sürer ve söz konusu mesleki yükümlülüğün tamamı o iki dakikadır.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. Dosya sayıları ve yaptırım tutarları, 14 Eylül 2026 tarihi itibarıyla kamuya açık biçimde tutulan Yapay Zekâ Halüsinasyonu Dosyaları veri tabanından (Damien Charlotin) ve basın haberlerinden derlenmiştir; münferit rakamlar güncelliğini yitirmiş olabilir. Ankara dosyası, Haziran 2026 tarihli Türk hukuk basını haberleri esas alınarak aktarılmıştır; soruşturmaların derdest olduğu bildirilmiş olup herhangi bir kusur tespiti ima edilmemektedir. Türk ceza, meslek ve medeni hukukuna ilişkin açıklamalar genel nitelikte olup somut olaylar ayrıca değerlendirilmelidir. Yorum ve değerlendirmeler yazara aittir.