Düzeltme (19 Ekim 2026): Bu yazının önceki sürümü doğrulanamayan olaylara yer veriyordu. Metin, bağlantıları verilen doğrulanabilir kaynaklara göre yeniden yazıldı.

Münih I Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Landgericht München I) 42. Hukuk Dairesi, 31 Temmuz 2026'da Almanya'nın müzik alanındaki meslek birliği GEMA'nın, yaygın kullanılan bir yapay zekâ müzik üreticisinin sahibi olan ABD şirketi Suno'ya karşı açtığı davayı büyük ölçüde kabul etti. Mahkemenin basın açıklamasına göre daire, GEMA'nın men, bilgi verme ve tazminat taleplerini esas itibarıyla kabul etti (dosya no. 42 O 763/25). Mahkemeye göre altı şarkının Suno'nun modellerinde ezberlenmesi ve bu şarkıların çıktılarda yeniden ortaya çıkması Alman telif hukukunu ihlal ediyor. Karar ilk derece kararıdır ve henüz kesinleşmemiştir.

Yazının önceki sürümünde kararı Alman Federal Adalet Divanı'nın 3 Ağustos 2026'da verdiği ve davada Udio'nun da davalı olduğu belirtiliyordu. Ayrıca mahkemenin sanatçının "ses tınısını" ve "üslubunu" koruma altına aldığı, "genişletilmiş toplu lisanslama" modeline hükmettiği, yapay zekâ müziklerinin etiketlenmesini ve telif havuzlarının ayrılmasını zorunlu kıldığı ileri sürülüyordu. Bunların hiçbiri mahkemenin basın açıklamasında ya da incelediğimiz haberlerde yer almıyor. Hepsi metinden çıkarıldı. Kararı veren mahkeme ilk derece mahkemesidir, tek davalı Suno'dur ve dava belirli altı eserle sınırlıdır.

Münih mahkemesi neye hükmetti?

Taraflar ve altı eser

GEMA davayı 21 Ocak 2025'te açtı. GEMA'nın anlatımına göre Suno, eserlerin lisanslanmasına ilişkin tekrarlanan taleplere yanıt vermedi. GEMA repertuvarıyla bedel ödemeden eğitim yaptığını kabul etmekle birlikte ödeme yükümlülüğü bulunduğunu reddetti. Dava altı eseri kapsıyor: "Atemlos durch die Nacht", "Rasputin", "Big in Japan", "Forever Young", "Mambo No. 5"in nakaratı ve "Daddy Cool". Basın açıklamasına göre şarkı sözleri uyuşmazlık konusu değildi. Tartışma müziğin kendisine ilişkindi. GEMA'nın delilleri, her şarkının özgün sözlerini, adını ve istenen müzik tarzını içeren, ancak melodi, armoni, ritim veya düzenlemeye ilişkin hiçbir yönlendirme vermeyen basit komutlarla üretilen çıktılara dayanıyordu. GEMA'ya göre bu çıktılar melodi, armoni ve ritim bakımından asıllarıyla büyük ölçüde örtüşüyordu (basın açıklaması; GEMA; t3n).

Modelde ezberleme çoğaltmadır

Suno, modellerinin şarkıların kopyalarını değil, büyük veri kümelerinden öğrenilmiş genelleştirilmiş örüntüleri içerdiğini savundu. Benzerliklerin komutlardan ya da istatistiksel düzenliliklerden kaynaklandığını ileri sürdü. Daire bu görüşü kabul etmedi. Altı eserin, Almanya'daki sunucularda tutulan v3.5 ve v4 model sürümlerinden yeniden üretilebildiğini tespit etti. Bu sonuca eğitimde kullanılan eserlerle çıktıları karşılaştırarak ulaştı ve eserlerin karmaşıklığı ile uzunluğu karşısında tesadüf ihtimalini dışladı. Mahkemeye göre bu ezberleme, Alman Telif Hakkı Kanunu'nun (UrhG) 16. paragrafındaki çoğaltma hakkını ihlal ediyor. Mahkeme, UrhG § 44b'deki metin ve veri madenciliği istisnasının da bu durumu kapsamadığına hükmetti (basın açıklaması; miz).

Çıktılar ve sorumluluk

Almanya'da üretilen çıktılardaki tanınabilir özgün unsurlar, izinsiz çoğaltma ve kamuya iletim olarak nitelendirildi. Mahkeme sorumluluğu kullanıcılara değil Suno'ya yükledi, çünkü modelleri işleten ve eğitim verisini seçen Suno'dur. Modelin ve üretim hizmetinin sunulmasının da UrhG § 15(2)'deki isimsiz kamuya iletim hakkını ihlal ettiği sonucuna vardı (miz; t-online).

ABD'de yapılan eğitim

Suno'nun eğitimi ABD'de gerçekleşti. Mahkeme, korumanın talep edildiği ülke hukukunun uygulanacağı ilkesi uyarınca bu fiilleri ABD hukukuna göre değerlendirdi ve 17 U.S.C. § 107 anlamında "fair use" (adil kullanım) kapsamında kalmadığına hükmetti. Eğitimin adil kullanım sayıldığı ABD kararları Bartz ve Kadrey'den ayrıldı. O davalarda çıktılar eğitim eserlerini esaslı biçimde yeniden üretmiyordu. Suno davasında ise üretiyordu (basın açıklaması; miz). t-online'a göre mahkeme indirme korumasının aşılmasına ve kullanımın ticari niteliğine de dikkat çekti. Basın açıklamasındaki olay özetine göre Suno, eserleri "stream-ripping" teknikleriyle YouTube'dan çekmiş ve bunu yaparken platformun indirmeyi engellemek için kullandığı "rolling cipher" adlı teknik koruma önlemini aşmıştı. Mahkeme, ABD'ye ilişkin talepler bakımından milletlerarası yetkisini meslek birliklerine özel yetki tanıyan Meslek Birlikleri Kanunu'nun (VGG) 131. paragrafına dayandırdı.

Hüküm, tepkiler ve kesinleşme durumu

Suno ihlal oluşturan çoğaltmaları durdurmak, bilgi vermek ve tazminat ödemekle yükümlü. Tazminat miktarı henüz belirlenmedi (Music Week). t-online'a göre Suno yalnızca küçük yan meselelerde haklı bulundu. Karar kesin değil. Suno sözcüsü karara katılmadıklarını açıkladı. Şirket, kararın teknolojisinin nasıl çalıştığına ve ABD hukukunun nasıl uygulandığına dair yanlış bir tasvire dayandığını, istinaf dahil tüm seçenekleri değerlendirdiğini bildirdi (Music Week; ZDF). 19 Ekim 2026 itibarıyla istinaf yoluna başvurulup başvurulmadığını doğrulayan güvenilir bir habere ulaşamadık.

GEMA Genel Müdürü Tobias Holzmüller, yapay zekâ sağlayıcılarının üyelerin eserlerini bedelsiz kullanmak yerine lisans almaları gerektiğini söyledi (GEMA). GEMA, yapay zekâ eğitiminin genel olarak yasaklanmasını değil, lisanslama yoluyla bedel ödenmesini amaçladığını belirtiyor (ZDF). Almanya'nın Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer da kararın, insan yaratıcılığının korunmasının üretken yapay zekâ sağlayıcılarını da bağladığını gösterdiğini söyledi. Weimer, yeniliği ödüllendirirken hak sahiplerine adil ödeme yapılmasını güvenceye alan bir hukuki çerçeve çağrısında bulundu (t-online).

GEMA - OpenAI kararından gelen çizgi

Suno kararı, aynı dairenin 11 Kasım 2025 tarihli GEMA - OpenAI kararının (42 O 14139/24) üzerine kuruludur. 13 Kasım 2024'te açılan bu dava, aralarında "Atemlos" ve "Wie schön, dass du geboren bist" de bulunan dokuz tanınmış Almanca şarkının sözlerine ilişkindi (MediaLaws; epd/evangelisch.de). Mahkeme, sözlerin OpenAI'ın dil modellerinde ezberlendiğini tespit etti. Metin ve veri madenciliğinin amacının bilgi elde etmek olduğunu, eserlerin bütünüyle ezberlenmesinin bunu aştığını belirterek UrhG § 44b ve § 60d'nin uygulanmayacağına hükmetti. Çıktılar izinsiz kamuya iletim sayıldı, pastiş istisnası reddedildi ve OpenAI tarafsız bir aracı olarak değil, doğrudan sorumlu olarak nitelendirildi. Men, bilgi verme ve tazminat talepleri kabul edildi (MediaLaws). OpenAI kararı Münih Bölge Adliye Mahkemesi (Oberlandesgericht München) önünde istinafa taşıdı (GEMA; ZDF).

Suno kararı bu akıl yürütmeyi üç yönde genişletiyor. Uyuşmazlık metin değil müzik eserine ilişkin. Ezberleme ölçütü Almanya dışında eğitilmiş, ancak Almanya'da depolanan ve sunulan bir modele uygulanıyor. ABD'deki eğitim ABD hukukuna göre değerlendiriliyor ve somut olayda adil kullanım savunması reddediliyor.

Her mahkeme aynı sonuca varmıyor. İngiltere Yüksek Mahkemesi Getty Images v Stability AI [2025] EWHC 2863 (Ch) kararında, Stable Diffusion model ağırlıklarının eğitim görsellerini depolamadığı için "ihlal oluşturan kopya" olmadığına hükmetti. Getty, eğitimin İngiltere'de yapıldığına dair delil bulunmadığından eğitime ilişkin talebinden vazgeçmişti (Faegre Drinker). Davalar kanun, eser türü ve delil bakımından birbirinden ayrılıyor. Münih'teki iki davada da mahkeme, belirli eserlerin modelden geri çağrılabildiğini gösteren çıktılara dayandı.

AB hukukunda durum

Münih kararları ulusal ilk derece kararlarıdır. Ele aldıkları sorular, Budapeşte'deki bir mahkemenin 3 Nisan 2025'te yaptığı ön karar başvurusuyla Like Company v Google Ireland (C-250/25) davasında Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın önüne geldi. Başvuran mahkeme, bir modelin eğitilmesinin çoğaltma sayılıp sayılmadığını, DSM Direktifi'nin 4. maddesindeki metin ve veri madenciliği istisnasının bunu kapsayıp kapsamadığını ve korunan içeriği yeniden üreten çıktıların sağlayıcıya atfedilebilecek bir kamuya iletim olup olmadığını soruyor (Stephenson Harwood). ZDF, bu soruların bir kısmının nihayetinde AB düzeyinde çözülmesi gerekebileceğini ve kesin sonucun yıllar alabileceğini aktardı.

AB Yapay Zekâ Tüzüğü ise mahkeme kararlarından bağımsız yükümlülükler getiriyor. 2 Ağustos 2025'ten bu yana genel amaçlı yapay zekâ modeli sağlayıcıları, DSM Direktifi'nin 4(3). maddesi uyarınca yapılan hak saklı tutma beyanlarına uyulması dahil AB telif hukukuna uyum politikası oluşturmak ve eğitimde kullanılan içeriğe ilişkin yeterince ayrıntılı bir özet yayımlamak zorunda (Madde 53(1)(c) ve (d)). Müziğe özgü bir üreticinin genel amaçlı model sayılıp sayılmayacağı ayrı bir sorudur. Madde 50(2) uyarınca üretken yapay zekâ sistemi sağlayıcıları sentetik ses, görüntü, video ve metinleri makinece okunabilir ve tespit edilebilir biçimde işaretlemek zorunda (William Fry). 24 Temmuz 2026'da AB Resmî Gazetesi'nde yayımlanan Yapay Zekâ Omnibus Tüzüğü (AB) 2026/1744, 2 Ağustos 2026'dan önce piyasaya sürülen sistemlere bu işaretleme yükümlülüğü için 2 Aralık 2026'ya kadar süre tanıyor. Yeni sistemler 2 Ağustos 2026'dan itibaren bu yükümlülükle bağlı (Cooley). Dolayısıyla AB'de yapay zekâ müziğine ilişkin etiketleme yükümlülüğü Münih kararından değil, Yapay Zekâ Tüzüğü'nden kaynaklanıyor.

Türkiye

Türk hukukunda Münih kararlarıyla karşılaştırılabilecek bir yargı kararına rastlamadık. Ancak çıkış noktası geniştir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (FSEK) 22. maddesine göre bir eserin aslını veya kopyalarını herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Eserin işaret, ses ve görüntü nakline yarayan her türlü araca kaydedilmesi de çoğaltma sayılır (FSEK). AB'den farklı olarak FSEK'te metin ve veri madenciliği istisnası bulunmadığından yalnızca mevcut kanuni istisnalara başvurulabiliyor. Eser sahipliği gerçek kişilerle sınırlıdır ve bekleyen yasa önerilerinin yapay zekâ eğitimi için bedel ödenmesini öngören lisans temelli bir rejim tasarladığı belirtiliyor (Chambers, KM Legal'in Türkiye bölümü). Bu önerilerin metinlerini doğrulayamadık. Akademik değerlendirmeler de FSEK'in otomatik veri işlemeyi açıkça düzenlemediğine dikkat çekiyor (İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi hukuk blogu).

Kore

Kore önce şeffaflığı düzenliyor. 22 Ocak 2026'da yürürlüğe giren Yapay Zekâ Çerçeve Kanunu'nun 31. maddesi, üretken yapay zekâ kullanan ürünlerde kullanıcılara önceden bilgi verilmesini ve çıktıların yapay zekâ ile üretildiğinin belirtilmesini öngörüyor. Gerçekçi sentetik ses, görüntü ve videonun kullanıcıların açıkça fark edebileceği biçimde bildirilmesi gerekiyor. Bildirim yükümlülüğüne uyulmaması 30 milyon wona kadar idari para cezasına yol açabiliyor (Future of Privacy Forum). Telif hakkı bakımından Kültür, Spor ve Turizm Bakanlığı'nın rehberi, yapay zekâ işletmecilerinin eğitim verisi için uygun bedel karşılığında meşru kullanım hakkı edinmesini ve mevcut eserlerle aynı veya benzer çıktıların önlenmesini tavsiye ediyor. Rehbere göre yalnızca insan yaratıcılığını yansıtan eserler tescil edilebiliyor (MCST). Haziran 2025'te yayımlanan iki rehber daha, yapay zekâ destekli eserlerin tescilini ve çıktılardan doğan uyuşmazlıkların önlenmesini ele alıyor (Mondaq). Hükümetin Yapay Zekâ Eylem Planı, eserlerin yapay zekâ eğitiminde "hukuki belirsizlik olmadan" kullanılabilmesi için yasal değişiklik öngörüyor. Ocak 2026'da müzik hak sahipleri dahil on altı yaratıcı örgütü bu yaklaşımı "önce kullan, sonra öde" anlayışı olarak reddetti (The Korea Herald, Asia News Network aracılığıyla). Bu yönde bir değişikliğin Kore Ulusal Meclisi'ne sunulup sunulmadığını ya da kabul edilip edilmediğini doğrulayamadık.

Burhan Doğuş Ayparlar'ın Görüşü

Kanaatimizce gerçek Münih kararı, yazının önceki sürümünde anlatılandan daha dar kapsamlıdır ve tam da bu nedenle daha ikna edicidir. Karar bir sesi ya da üslubu korumuyor. Belirli ve tanımlanabilir eserlerin belirli bir modelden basit komutlarla geri çağrılabildiğine dair delile dayanıyor. Bu yöntem her hak sahibi tarafından tekrarlanabilir ve yükü tasarım aşamasına taşır. Bir sağlayıcının modeli sıradan komutlarla tanınabilir eserler üretiyorsa daire, bu eserleri çoğaltan ve kamuya ileten kişi olarak kullanıcıyı değil sağlayıcıyı görüyor.

Kararın en önemli sonuçları doğurabilecek yönü sınır ötesi değerlendirmedir. Bu yaklaşım üst derecede korunursa, adil kullanımın tanındığı bir ülkede eğitim yapılmış olması, modeli Almanya'da depolanan ve sunulan bir sağlayıcıyı korumayacak. Ayrıca bir meslek birliği ABD hukukuna dayanan talepleri Alman mahkemesi önüne getirebilecek. Ancak bu büyük bir "eğer"dir. Karar kesin değil, OpenAI kararına karşı istinaf Münih Bölge Adliye Mahkemesi'nde görülüyor ve Adalet Divanı'nın C-250/25 davasında vereceği cevaplar AB genelinde değerlendirmeyi değiştirebilir. Akıl yürütme ezberlemeye dayanıyor. Çıktılarda hiç yeniden ortaya çıkmayan eğitim kopyaları farklı bir soru doğuruyor ve Münih kararları bu soruyu çözmüyor.

Türkiye bakımından metin ve veri madenciliği istisnasının yokluğu iki yönlü sonuç doğuruyor. Hak sahiplerinin etkili bir saklı tutma beyanı yaptığını ispatlaması gerekmiyor. Sağlayıcıların ise dayanabileceği kanuni bir güvenli liman yok. FSEK 22. maddenin genişliği, sabitlenmiş bir kopyanın çoğaltma sayılacağı konusunda pek tereddüde yer bırakmıyor. Eksik olan ispat ve uygulamadır, çünkü bir modelin ezberlemesini sınayan bir Türk davası bilmiyoruz. Bir kaydın ya da bestenin kopyalanmasından farklı olarak bir şarkıcının sesinin taklit edilmesi, Münih kararlarındaki anlamıyla bir telif sorunu değildir. Türk hukukunda bu mesele daha çok kişilik hakları ve kişisel verilerin korunması hukuku çerçevesinde tartışılabilir.

Kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa niteliği taşımaz. 19 Ekim 2026 itibarıyla durumu yansıtmaktadır.