Düzeltme (19 Ekim 2026): Naruto v. Slater kararına (9. Daire hayvanların dava açma ehliyeti olmadığına hükmetmiştir; insan eser sahipliği şartı ABD Telif Hakkı Ofisi'nden ve Thaler v. Perlmutter kararından gelir), Zarya of the Dawn kararına (tescil geri alınmamış, daraltılmıştır) ve Türk hukukuna (yapay zekâ çıktısına ilişkin henüz Yargıtay kararı yoktur; korumasız çıktı "anonim eser" değildir) ilişkin anlatımımız düzeltildi.
Bugün, sanat eğitimi almamış sıradan bir vatandaş sadece birkaç kelimelik bir metin komutu (prompt) yazarak, dakikalar içinde Rembrandt veya hiper-gerçekçi bir fotoğraf stiliyle muazzam sanat eserleri üretebiliyor. Peki, bu resmin hukuki sahibi kimdir? Komutu yazan kişi mi? Algoritmayı kodlayan şirket mi? Algoritmanın eğitildiği orijinal resimlerin sahipleri mi? Yoksa ortada hiç kimseye ait olmayan, "kamuya mal olmuş" (public domain) sahipsiz bir dijital veri yığını mı var?
Bu kapsamlı yazıda, fikri mülkiyet hukukunun temellerini sarsan bu sorunu tarihsel emsaller, ABD Telif Hakkı Ofisi'nin (USCO) güncel kararları, Avrupa Birliği'nin yeni AI Act vizyonu ve Türkiye'nin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ışığında, "Arka Plan (Background)", "Etkiler (Implications)" ve "Sonuçlar (Conclusions)" başlıkları altında ayrıntılı olarak inceliyoruz.
Bir algoritmanın pikselleri rastgele dizmesi bir sanatsal irade sayılabilir mi?1. Arka Plan (Background): Telif Hakkının Anatomisi ve Tarihsel Emsaller
Yapay zekanın yarattığı sorunu kavramak için önce modern telif hukukunun neden var olduğunu hatırlamak gerekir. Fikri mülkiyet hukuku, temelde "insan zekasını ve yaratıcılığını" ödüllendirmek, sanatçıyı ekonomik olarak koruyarak toplumsal gelişimi teşvik etmek için icat edilmiştir.
1.1. "Alın Teri" (Sweat of the Brow) vs. "Yaratıcılık Kıvılcımı" (Modicum of Creativity)
Bir eserin hukuken korunmasının ölçütü konusunda tarihsel olarak iki temel doktrin karşı karşıya gelmiştir. İngiliz hukukundan gelen "Sweat of the Brow" (Alın Teri) doktrinine göre, bir eserin yaratılmasında harcanan emek ve zaman (örneğin devasa bir telefon rehberini alfabetik sıraya dizmek) telif için yeterliydi. Ancak ABD Yüksek Mahkemesi'nin ünlü Feist Publications v. Rural Telephone Service (1991) kararıyla bu doktrin terk edildi. Mahkeme, bir eserin telif korumasından yararlanabilmesi için emek harcanmasının tek başına yetmeyeceğine, eserde asgari düzeyde de olsa bir "Yaratıcılık Kıvılcımı" (Modicum of Creativity) olması gerektiğine hükmetti. Telefon rehberini harf sırasına dizmek mekanik bir işti, yaratıcı bir tercih değildi.
Yapay zekaya komut (prompt) yazan kişilerin durumu bugün tam da bu noktada tartışılıyor. "Mavi gökyüzü altında koşan kırmızı bir at çiz" komutu vermek, bir yaratıcılık kıvılcımı mıdır, yoksa bir taksi şoförüne "Beni Taksim'e götür" demek gibi mekanik bir talimat mıdır?
1.2. Maymun Selfie'si Davası (Naruto v. Slater)
Yapay zeka davalarından hemen önce hukukun önüne gelen en ilginç "insan dışı yaratıcı" uyuşmazlığı, makak maymunu Naruto'nun davasıydı. Doğa fotoğrafçısı David Slater, kamerasını ormanda bırakmış ve Naruto isimli maymun kamerayla kendi selfie'sini çekmişti. Fotoğraf kısa sürede tüm dünyaya yayıldı. PETA (Hayvan Hakları Örgütü), fotoğrafın telifinin maymuna ait olduğunu iddia ederek Slater'a dava açtı.
Hukuki Emsal Karar: Naruto v. Slater (2018)
ABD 9. Daire Temyiz Mahkemesi, hayvanların Telif Hakkı Kanunu (Copyright Act) uyarınca dava açma ehliyeti bulunmadığına hükmetti; maymun adına açılan dava bu nedenle reddedildi. "İnsan eseri olma" (Human Authorship) şartı ise ABD Telif Hakkı Ofisi'nden (USCO) gelir: Ofis, hayvanlar veya doğa tarafından oluşturulanlar gibi insan tarafından yaratılmamış eserleri tescil etmez (Compendium §313.2). D.C. Daire Temyiz Mahkemesi de bu tutumu Thaler v. Perlmutter (2025) kararında yapay zekâ çıktıları bakımından onadı. Dolayısıyla bir hayvanın veya doğa olaylarının oluşturduğu içerikler, ne kadar estetik olursa olsun ABD'de telif korumasından yararlanmaz.
Bu karar, yapay zeka tartışmalarında da sağlam bir dayanak oldu: İnsan iradesi ve hususiyeti (yaratıcı müdahalesi) olmayan hiçbir şey teliflenemez.
2. Küresel Hukuki Çerçeve ve Güncel Kararlar
Yapay zeka ile üretilen resimlerin kime ait olduğu konusunda ülkelerin yargı sistemleri arasında küçük farklar bulunsa da genel bir uzlaşı oluşmaya başlamıştır.
2.1. ABD Telif Hakkı Ofisi (USCO) ve "Zarya of the Dawn" Vakası
Bu alandaki en önemli örnek, sanatçı Kris Kashtanova'nın *Zarya of the Dawn* isimli çizgi romanı için ABD Telif Hakkı Ofisi'ne yaptığı başvurudur. Kashtanova, çizgi romanın metnini kendi yazmış, ancak görsellerin tamamını Midjourney (YZ) kullanarak üretmişti. USCO önce tescili kabul etti; görsellerin yapay zekâ ile üretildiğini öğrenince ilk tescil belgesini iptal ederek yerine metni ve görsellerin seçimi ile düzenlenmesini kapsayan, Midjourney görsellerinin kendisini ise dışarıda bırakan daha dar bir tescil düzenledi.
USCO'nun Hükmü: Çizgi romanın metinleri, sayfa tasarımı ve görsellerin bir araya getiriliş biçimi (kürasyonu) Kashtanova'nın insan yaratıcılığını içerdiği için teliflenebilir. Ancak Midjourney tarafından üretilen bireysel resimlerin telifi yoktur. USCO, kullanıcının YZ'ye komut girmesini müşterinin ressama talimat vermesine benzetti. Müşteri "kırmızı boya kullan, şuraya bir ağaç çiz" diyebilir; ama fırçanın nereye dokunacağına, ışığın nasıl düşeceğine ressam (yani algoritma) karar verir ve sonuç öngörülemez. Yazarın zihnindeki görüntü ile YZ'nin ürettiği görüntü arasına makinenin rastlantısallığı girer. Bu nedenle salt YZ çıktıları telif korumasından yararlanamaz.
2.2. Türkiye: 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK)
Türkiye'de telif hukukunun temel düzenlemesi olan FSEK'in 1/B maddesi, bir ürünün "eser" sayılabilmesi için gereken temel şartı açıkça ortaya koyar: "Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini ifade eder."
Türk hukukunda "hususiyet", eseri yaratan kişinin kişiliğinin, zihinsel çabasının, ruhunun ve yaratıcı tercihlerinin esere yansımasıdır. Bir algoritma ruh veya kişilik taşımadığına göre, bir makinenin hususiyetinden bahsedilemez. Yapay zekâ çıktılarına ilişkin henüz bir Yargıtay kararı bulunmamakla birlikte, Yargıtay'ın insan eser sahibini arayan genel hususiyet içtihadından hareketle doktrinde baskın görüş, tamamen yapay zekâya komut verilerek oluşturulmuş bir resmin (hiçbir insan modifikasyonu içermiyorsa) FSEK kapsamında eser sayılamayacağı yönündedir. Bu resimler Türk hukukunda bu nedenle korumasız (serbestçe kullanılabilir) kabul edilir. Bunlar "anonim eser" de değildir: FSEK'teki bu kavram, eser sahibinin adı belirtilmeyen ve korunan insan eserlerini ifade eder.
Hukuki Spektrum: Yapay Zeka Telif Hakkı Karar Ağacı
3. "Adil Kullanım" (Fair Use) ve Gizli Hırsızlık Krizi: Eğitim Verileri
Yalnızca "çıktı" (output) boyutunu tartışmak tabloyu eksik bırakır. Asıl büyük tartışma "girdi" (input) tarafında yaşanıyor. Midjourney veya Stable Diffusion, Van Gogh'un fırça darbelerini veya günümüzde yaşayan ünlü bir illüstratörün tarzını nereden biliyor? Çünkü bu algoritmalar, internetteki telifle korunan milyonlarca resmin izinsiz olarak "kazınmasıyla" (web scraping) eğitiliyor (LAION-5B veri seti gibi).
Getty Images, milyonlarca lisanslı fotoğrafını modelini eğitmek için izinsiz kullandığı gerekçesiyle Stability AI şirketine karşı büyük bir dava açtı. Hatta bazı YZ çıktılarında Getty Images filigranının bozulmuş hâli bile açıkça seçilebiliyordu. YZ şirketleri bunun "makine okuması" olduğunu, bir insanın kütüphaneye gidip binlerce resme bakıp onlardan "ilham alarak" kendi resmini çizmesiyle aynı olduğunu, dolayısıyla "Adil Kullanım" (Fair Use) kapsamında olduğunu iddia ediyor. Eser sahipleri ise ortada bir "ilham" bulunmadığını, eserlerin dijital ağırlıklara dönüştürülerek kopyalandığını ve böylece "ticari bir taklit makinesi" üretildiğini savunuyor.
4. Etkiler (Implications): Endüstriler Nasıl Dönüşecek?
Bu hukuki belirsizlik ve telif korumasının yokluğu, yaratıcı sektörleri derinden etkiliyor:
- Reklam ve Pazarlama Ajansları: Ajanslar geçmişte bir kampanya afişi için stok fotoğraf sitelerine (Shutterstock vb.) on binlerce dolar ödüyordu. Bugün YZ ile bu fotoğrafları saniyeler içinde ücretsiz üretiyorlar. Ancak bu görsellerin telif hakkı ajanslara ait değil. Rakip bir firma, o afişteki YZ ile üretilmiş görseli birebir kopyalayıp kendi reklamında kullanırsa, ajansın buna itiraz etme hakkı (görsel üzerinde) bulunmuyor. Bu da markaların kurumsal kimliğini ciddi bir risk altına sokuyor.
- Serbest Çalışan İllüstratörler (Freelancers): Özellikle oyun sektöründe arka plan çizen, karakter konsepti üreten dijital sanatçıların işleri doğrudan tehdit altında. Şirketler, telif koruması olmasa da "yeterince iyi" olan YZ üretimlerini insan emeğine tercih ediyor. Sanatın demokratikleşmesi (herkesin resim üretebilmesi), sanatın değer kaybetmesini de beraberinde getiriyor.
- Film ve Oyun Sektörü: Marvel veya Disney gibi şirketler, karakterlerinin ya da sahnelerinin YZ ile üretilmesini istemiyor; çünkü telif hakkını elde edip lisanslayamadıkları (oyuncağını satamadıkları) bir karakter onlara milyarlarca dolarlık gelir getiremez. Bu yüzden büyük stüdyolar, telif korumasını güvenceye almak için tamamen insan yapımı eserlere yatırım yapmak zorunda.
5. Sonuçlar (Conclusions): Gelecekte Bizi Ne Bekliyor?
Mevcut telif rejiminin (insan merkezli FSEK veya USCO kuralları), hızla gelişen bu teknolojiye uzun süre direnemeyeceği açıktır. Sanat eserlerinin %90'ının saniyeler içinde makineler tarafından üretildiği ve anında kamu malı sayıldığı bir dünyada, internet devasa bir "telifsiz görseller çöplüğüne" dönecektir. Peki çözüm nedir?
Hukukçular ve politika yapıcılar üç temel senaryoyu tartışıyor:
- Sıfır Koruma Senaryosu: Mevcut durum devam eder. Makine çıktısı kamu malı kalır. Bu durum, telif koruması isteyen şirketleri YZ kullanmaktan caydırabilir.
- "Sweat of the Brow"a Geri Dönüş: Eğer bir kişi YZ prompt'u yazmak için günlerce uğraşmış, 50 farklı kelime denemiş, yüzlerce varyasyon arasından "kürasyon" yapmışsa, bu emeğin kendisi yeni bir "Eser" olarak tanımlanabilir.
- Sui Generis (Kendine Özgü) Bir Hak Yaratılması: YZ ile üretilen içeriklere tam bir "Telif Hakkı" tanınmaz (70 yıllık koruma bu içerikler için fazla uzundur). Bunun yerine, müzik yapımcılarına tanınan bağlantılı haklara benzer biçimde, yalnızca ticari kopyalamayı engelleyen ve örneğin 5 veya 10 yıl süren "YZ Üreticisi Hakkı" adlı yeni bir hukuki statü oluşturulur.
Burhan Doğuş Ayparlar'ın Görüşü
Yapay zekayı fotoğraf makinesinin icadıyla bir tutan geleneksel hukuki yaklaşımlar büyük bir yanılgı içindedir. Fotoğraf makinesinde ışığı ayarlayan, kadrajı seçen, deklanşöre basma "anına" karar veren insandı; fotoğraf makinesi sadece o anı kaydeden kör bir donanımdı. Oysa Üretken Yapay Zeka (Gen-AI), milyarlarca görselden beslenerek estetik yargı geliştirebilen, karar veren bir ortaktır.
Bu bağlamda hukukun "Eser Sahibi" (Creator) tanımı işlevini yitirmiştir; yeni çağın tanımı "Küratör / Yönetmen" (Director) olmalıdır. Film yönetmeni kamerayı bizzat kullanmaz, oyuncunun mimiklerini kendisi yapmaz; ama bütünü o yönetir. YZ'ye metin komutu (prompt) yazan birey de dijital bir yönetmendir. Ancak "Kırmızı araba çiz" gibi basit ve rastgeleliğe açık bir komut, telif için gerekli olan "hususiyet" şartını sağlamaz.
Çözüm önerim şudur: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK), makineyle mücadele etmek yerine yeni bir statü tanımlamalıdır. Tam telif koruması (eser sahibinin ömrü + 70 yıl) yapay zeka çıktılarına kesinlikle tanınmamalıdır; bu, insan yaratıcılığını değersizleştirir. Ancak ajansların ve üreticilerin ticari yatırımlarını korumak adına, "Yapay Zeka Çıktısı Üretici Hakkı" (Sui Generis Right) adıyla, yalnızca 10 yıl geçerli olacak ve izinsiz ticari kopyalamayı engelleyecek yeni bir "Bağlantılı Hak" oluşturulmalıdır. Böylece hem kamu malı (Public Domain) olan kültürel miras şirketlerin tekeline geçmez hem de işletmelerin yatırımları ve reklam kimlikleri hukuki güvenceye kavuşur. Eğitim verileri (Input) konusunda ise, sanatçılara "Adil Tazminat" (Fair Remuneration) ödenmesini sağlayacak zorunlu bir "Genişletilmiş Toplu Lisanslama" havuzu kurulması tek akılcı çözümdür.