Ne oldu?
Kaliforniya Kuzey Bölge Federal Mahkemesi'nde görülen Bartz v. Anthropic davasında, taraflar arasında Eylül 2025'te açıklanan uzlaşma, uzun bir itiraz ve inceleme sürecinin ardından 20 Temmuz 2026'da kesinleşti. Dosyayı, davanın ilk hâkimi William Alsup'un emekliye ayrılmasının ardından devralan Hâkim Araceli Martínez-Olguín kesin onayı verdi. Kamuya yansıyan bilgilere göre uzlaşma artık uygulama aşamasında; hak sahiplerinin talepleri değerlendirilip ödemeler dağıtılıyor.
Bu gelişme, üretken yapay zekâ ile telif hukuku arasındaki gerilimde bir dönüm noktası. Çünkü ilk kez bir yapay zekâ şirketi, eğitim verisinin edinilme biçimi nedeniyle bu büyüklükte bir mali sorumluluğu kabul etti. Aynı zamanda dava, yapay zekâ şirketlerine yönelik onlarca telif davası için bir referans çerçeve oluşturdu — ama ileride göreceğimiz gibi, bağlayıcı bir emsal olmadan.
Davanın arka planı: kitaplar, gölge kütüphaneler ve Claude
Dava 2024'te, bir grup yazarın Claude modellerini geliştiren Anthropic'e karşı açtığı toplu davayla başladı. İddiaya göre şirket, modellerini eğitmek için milyonlarca kitabı izinsiz kopyalamış; bunların önemli bir kısmını da Library Genesis ve Pirate Library Mirror gibi internetteki korsan "gölge kütüphanelerden" indirmişti. Aynı dönemde şirketin milyonlarca basılı kitabı satın alıp sayfalarını tarayarak dijital bir kütüphane oluşturduğu da ortaya çıktı.
Böylece mahkemenin önünde tek bir davranış değil, üç ayrı işlem vardı: (1) satın alınan basılı kitapların taranması, (2) korsan kaynaklardan kitap indirilip kalıcı bir kütüphanede saklanması, (3) bu kaynaklardan gelen metinlerle modellerin eğitilmesi. Davanın kaderini belirleyen şey, mahkemenin bu üç işlemi birbirinden ayırarak incelemesi oldu.
Kilit karar: eğitim ile edinim birbirinden ayrıldı
Haziran 2025'te Hâkim Alsup, özet hüküm (summary judgment) aşamasında hukuki çerçeveyi çizdi:
- Eğitim adil kullanımdır. Hukuka uygun biçimde edinilmiş kitaplarla bir dil modelini eğitmek, mahkemeye göre "son derece dönüştürücü" bir kullanım. Model, eserleri yeniden yayımlamak ya da onların yerine geçmek için değil, onlardan öğrenip yeni ve farklı metinler üretmek için kullanıyor. Mahkeme bunu, bir insanın okuduklarından öğrenerek yazar olmasına benzetti.
- Satın alınan kitapların dijitalleştirilmesi adil kullanımdır. Şirketin yasal olarak satın aldığı basılı kitapları tarayarak dijital kopyaya dönüştürmesi, format değişikliği niteliğinde görüldü ve adil kullanım kapsamında değerlendirildi.
- Korsan kütüphane kurmak adil kullanım değildir. Ancak korsan sitelerden milyonlarca kitabın indirilip kalıcı bir merkezi kütüphanede saklanması, ayrı ve bağımsız bir ihlal olarak görüldü. Mahkemeye göre bu kopyaların sonradan eğitimde kullanılmış olması, edinim anındaki hukuka aykırılığı ortadan kaldırmıyor. Satın alınabilecek bir eseri korsan yoldan edinmek, meşru bir amaç için bile olsa, hukuken aklanamaz.
Bu ayrım, davayı iki parçaya böldü: eğitim kısmında şirket kazandı, ama korsanlık iddiası jüri önüne gidecekti. Mahkemenin Temmuz 2025'te davayı toplu dava olarak onaylaması, riski katlanarak büyüttü; çünkü artık birkaç yazarın değil, kriterleri karşılayan tüm hak sahiplerinin talepleri tek davada toplanmıştı.
Neden uzlaşma? Kanuni tazminatın aritmetiği
ABD telif hukukunda, tescilli eserler için gerçek zararı kanıtlamadan talep edilebilen kanuni tazminat (statutory damages), kasıtlı ihlalde eser başına 150.000 dolara kadar çıkabiliyor. Yüz binlerce eseri kapsayan bir toplu davada bu, teorik olarak onlarca, hatta yüzlerce milyar dolarlık bir riske işaret ediyordu. Jüri önüne çıkmak, şirket için varoluşsal bir tehdit hâline gelmişti.
Eylül 2025'te taraflar uzlaşma açıkladı. Kamuya yansıyan temel unsurlar şöyle:
- Tutar: 1,5 milyar dolar; yapay zekâ bağlamında bugüne kadarki en büyük telif ödemesi.
- Kapsam: ABD Telif Ofisi'ne kayıtlı olup belirli kriterleri karşılayan yaklaşık 500.000 eser.
- Eser başına ödeme: Yaklaşık 3.000 dolar; eserin yazar ve yayıncı gibi hak sahipleri arasında belirlenen kurallara göre paylaştırılması.
- İmha yükümlülüğü: Anthropic'in korsan kaynaklardan edindiği kopyaları imha etmesi.
- Sınırlı ibra: Uzlaşma yalnızca geçmişteki edinim ve kullanımı kapsıyor; model çıktılarının gelecekte telif ihlali oluşturup oluşturmayacağı gibi sorular açık kalıyor.
Uzlaşma Eylül 2025'te ön onay aldı. Ardından eser listesinin netleştirilmesi, hak sahiplerinin bilgilendirilmesi ve itirazların değerlendirilmesi süreçleri yürütüldü; kesin onay 20 Temmuz 2026'da geldi.
Kronoloji: davadan kesin onaya
- 2024: Bir grup yazar, Anthropic'e karşı Kaliforniya Kuzey Bölge Federal Mahkemesi'nde telif davası açtı.
- Haziran 2025: Hâkim Alsup, hukuka uygun edinilmiş kitaplarla eğitimi ve satın alınan kitapların taranmasını adil kullanım saydı; korsan kütüphane iddiasını ise yargılamaya bıraktı.
- Temmuz 2025: Dava, belirli kriterleri karşılayan eserlerin hak sahipleri adına toplu dava olarak onaylandı.
- Eylül 2025: Taraflar 1,5 milyar dolarlık uzlaşmayı açıkladı; mahkeme uzlaşmaya ön onay verdi.
- Eylül 2025 – Temmuz 2026: Eser listesinin kesinleştirilmesi, hak sahiplerine bildirim, talep ve itiraz süreçleri yürütüldü.
- 20 Temmuz 2026: Dosyayı devralan Hâkim Martínez-Olguín uzlaşmaya kesin onay verdi.
- Eylül 2026: Uzlaşma uygulama ve dağıtım evresinde; ödemeler hak sahiplerine yapılan başvurular üzerinden ilerliyor.
Bu takvim, toplu davalarda uzlaşmanın açıklanmasıyla paranın hak sahibine ulaşması arasında neredeyse bir yıllık bir süreç bulunduğunu gösteriyor. Bu sürenin önemli bir kısmı, hangi eserlerin kapsama girdiğinin tespitine ve aynı eser üzerinde birden fazla hak sahibi olduğunda payların nasıl bölüneceğine harcandı. Yayıncılık sözleşmelerinin çeşitliliği düşünüldüğünde, yazarla yayıncı arasındaki paylaşım kuralları bu tür uzlaşmaların en çetin teknik ayrıntısı hâline geliyor.
Uzlaşma ne değildir?
Bu gelişmenin en sık yanlış anlaşılan yönü, bağlayıcı bir "emsal" oluşturduğu varsayımı. Oysa uzlaşma, davanın sonuna kadar gidilmediği anlamına geliyor; ilk derece mahkemesinin adil kullanım yorumu bir üst mahkemede, yani temyiz aşamasında test edilmedi. Başka bir deyişle:
- Başka mahkemeler farklı düşünebilir. Aynı mahkemede Meta'ya karşı görülen Kadrey davasında başka bir hâkim, somut dosyada eğitimin adil kullanım olduğunu kabul etti; ancak telifli eserlerin yerini alacak içerik üretiminin yaratabileceği "piyasa sulandırması" (market dilution) riskinin gelecekteki davalarda belirleyici olabileceğini açıkça vurguladı.
- Üretken olmayan sistemlerde sonuç farklı olabilir. Delaware'de hukuki araştırma aracına ilişkin Thomson Reuters v. Ross kararında, rakip bir ürün geliştirmek için telifli içeriğin kullanılması adil kullanım sayılmadı. Kullanımın niteliği ve piyasa etkisi her dosyada yeniden tartılıyor.
- ABD dışı yargı çevreleri bağlı değil. Birleşik Krallık'ta Getty Images ile Stability AI arasındaki davada yüksek mahkeme, model ağırlıklarının kendisinin "ihlal eden kopya" olmadığına hükmetti. Almanya'da ise Münih Bölge Mahkemesi, şarkı sözlerinin bir modelde "ezberlenmesini" çoğaltma sayarak hak sahibi lehine karar verdi; sitemizde bu çizgideki Almanya'daki tarihi yapay zekâ müzik telif kararını ayrıca ele aldık.
- Açık davalar sürüyor. New York Times'ın OpenAI ve Microsoft'a karşı açtığı dava gibi büyük dosyalar hâlâ görülüyor ve özellikle çıktıların telifli içeriği yeniden üretmesi meselesine odaklanıyor.
Yazar çevrelerinin uzlaşmaya karışık duygularla bakmasının nedeni de bu: parasal olarak tarihî bir kazanım, ama hukuki olarak "eğitim adil kullanımdır" yorumunun ilk derece düzeyinde sektör lehine bir kapı araladığı düşünülüyor.
Sektör için asıl mesaj: verinin hukuki soy kütüğü
Bu davadan çıkarılacak en pratik ders, yapay zekâ uyumunda odağın "modelle ne yaptığınız"dan "veriyi nereden ve nasıl edindiğiniz"e kayması. Bir veri setinin nasıl toplandığı, hangi lisansla edinildiği ve nasıl saklandığı artık doğrudan milyar dolarlık bir risk kalemi. Buna veri soy kütüğü (data provenance) diyoruz ve şu soruları kapsıyor:
- Eğitim verisi hangi kaynaklardan, hangi tarihte ve hangi hukuki dayanakla edinildi?
- Korsan, sızdırılmış ya da kullanım koşullarını ihlal ederek kazınmış içerik ayıklandı mı?
- Satın alma, lisans ve imha kayıtları bir denetimde veya davada ibraz edilebilir mi?
- Hak sahiplerinin metin ve veri madenciliğine karşı koyduğu teknik itirazlara (opt-out) uyuldu mu?
Uzlaşmanın bir parçası olarak korsan kopyaların imhasının öngörülmesi de bunun altını çiziyor: hukuka aykırı edinilmiş veri, yalnızca tazminat açısından değil, varlığını sürdürme hakkı açısından da sorunlu. Bu yaklaşım, ilerideki davalarda "hukuka aykırı veriyle eğitilmiş modelin" kendisine yönelik taleplerin gündeme gelmesine de zemin hazırlayabilir.
Avrupa'daki karşılığı: şeffaflık ve itiraz hakkı
Avrupa Birliği bu soruyu mahkemelerden çok mevzuatla yönetmeyi seçti. 2019 tarihli Dijital Tek Pazar Direktifi, bilimsel araştırma amaçlı metin ve veri madenciliğine geniş, diğer amaçlara ise hak sahibinin makine tarafından okunabilir biçimde itiraz edebildiği (opt-out) bir istisna tanıyor. AB Yapay Zekâ Yasası ise genel amaçlı yapay zekâ modeli sağlayıcılarına, telif hukukuna uyum politikası oluşturma ve bu itirazlara uyma ile eğitim içeriklerinin yeterince ayrıntılı bir özetini kamuya açıklama yükümlülüğü getirdi.
Bu iki model arasındaki fark çarpıcı: ABD'de şirketler önce eğitip sonra mahkemede adil kullanım savunması yaparken, AB'de hak sahibinin itirazı ve şeffaflık önceden işleyen bir mekanizma. Anthropic uzlaşması ise her iki dünyada da ortak bir noktayı teyit ediyor: verinin edinim biçimi, hukuki değerlendirmenin merkezinde.
Türkiye açısından: "adil kullanım" olmayan bir sistemde eğitim verisi
Türk hukukçular için bu davanın en önemli dersi, ABD'deki adil kullanım esnekliğinin Türkiye'de bulunmaması. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, genel ve esnek bir adil kullanım ilkesi yerine sayılı istisnalar öngörüyor. AB'deki gibi metin ve veri madenciliğine özgü açık bir istisna da Türk mevzuatında doğrudan yer almıyor. Bu durum birkaç önemli sonuç doğuruyor:
- Daha dar hareket alanı. ABD'de Anthropic'in "eğitim" kısmında kazanmasını sağlayan dönüştürücü kullanım argümanı, Türk hukukunda aynı güçte bir dayanak bulamayabilir. Eserin çoğaltılması, ister geçici ister kalıcı olsun, kural olarak eser sahibinin iznine bağlı; telifli eserlerle eğitim, lisans veya açık bir yasal dayanak olmadan önemli risk taşıyor.
- Edinim ayrımı Türkiye'de de anlamlı. Korsan kaynaktan çoğaltma, amaç ne olursa olsun çoğaltma hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir; üstelik Türk hukukunda hukuki sorumluluğun yanında cezai yaptırımlar da gündeme gelebilir.
- Kişisel veri boyutu. Kitaplar, makaleler ve web içerikleri çoğu zaman kişisel veri de barındırıyor. Eğitim verisinin telifin yanı sıra KVKK açısından da ele alınması gerekiyor; bu konuyu eğitim verisinde KVKK ve GDPR soruları yazımızda ayrıntılı işledik.
- Çıktının sahipliği ayrı bir soru. Eğitimin hukuka uygunluğu, üretilen içeriğin kime ait olduğu sorusunu çözmüyor; bu tartışmayı yapay zekâ ile üretilen görsellerin telif hakkı analizimizde ele aldık.
- Sınır ötesi veri akışları. Türkiye'de geliştirilen modellerin yurt dışındaki veri setleriyle eğitilmesi, hem telif hem de veri aktarımı açısından çok katmanlı bir uyum sorusu yaratıyor; bu boyutu sınır ötesi yapay zekâ eğitimi yazımızda inceledik.
Şirketler için pratik yol haritası
- Veri envanteri çıkarın. Geliştirdiğiniz veya ince ayar yaptığınız modellerin eğitim verisi kaynaklarını belgeleyin. Üçüncü taraf model kullanıyorsanız sağlayıcıdan veri kaynağına ilişkin yazılı güvence isteyin.
- Tedarik sözleşmelerini yeniden yazın. Yapay zekâ tedarik sözleşmelerinde, telif ihlali iddialarına karşı sağlayıcının sizi koruyacağı tazminat (indemnification) hükümleri ve veri kaynağı beyanları kritik hâle geldi.
- Lisanslı veriye yönelin. Yayıncılar ve içerik sahipleriyle lisans anlaşmaları, bu dava sonrasında sektörde hızla yaygınlaşan bir uyum stratejisi. Maliyetli görünse de dava riskinin yanında ölçülü bir yatırım.
- Korsan içerik taraması yapın. Kendi veri setlerinizde bilinen korsan kaynaklardan gelen içeriği tespit edip ayıklayın ve bu işlemi kayıt altına alın.
- İtirazlara uyun. Web kazıma yapıyorsanız, içerik sahiplerinin teknik itiraz sinyallerine uyduğunuzu belgeleyin; AB pazarına açılan her şirket için bu artık fiilî bir zorunluluk.
- Çıktı tarafını da yönetin. Modelin telifli içeriği birebir yeniden üretmesini önleyen filtreler ve kullanıcı sözleşmeleri, gelecekteki davaların odağının çıktılara kaymasına karşı önemli bir savunma katmanı.
Türkiye'deki yazarlar ve yayıncılar şimdi ne yapabilir?
Uzlaşma ABD'de tescilli eserlere ve tek bir şirketin davranışına ilişkin; ancak mantığı, her yerdeki hak sahiplerine pratik araçlar sunuyor:
- Haklarınızı açıkça saklı tutun. Yayın sözleşmelerine, internet sitesi kullanım koşullarına ve makinece okunabilir sinyallere açık metin ve veri madenciliği (TDM) itirazları ekleyin. Türk hukukunda bir TDM istisnası bulunmasa da açık bir hak saklı tutma beyanı, yabancı pazarlarda — özellikle itirazların hukuki sonuç doğurduğu AB'de — konumunuzu güçlendirir.
- Delili özenle toplayın. Bir model bir eserden uzun ve birebir pasajlar üretiyorsa, komutları, tarihleri ve çıktıları sonradan doğrulanabilecek biçimde kayıt altına alın. Almanya'daki şarkı sözleri davasında ezberlemeye ilişkin deliller belirleyici olmuştu.
- Uygulanacak hukuku bilin. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca fikri mülkiyet haklarından doğan talepler, korunma talep edilen ülkenin hukukuna tabidir. Bu nedenle bir Türk yazar, ihlalin gerçekleştiği yere göre aynı modele karşı farklı ülke hukuklarına dayanabilir.
- Kolektif hareket edin. Meslek birlikleri ve yayıncı dernekleri; kullanımı izlemek, lisans müzakere etmek ve talepte bulunmak konusunda bireysel yazarlardan daha güçlü konumdadır. Anthropic toplu davası, kolektif hareketin ne kadar büyük bir pazarlık gücü yarattığını gösterdi.
- Lisanslamayı bir fırsat olarak görün. Özenle derlenmiş, yüksek kaliteli Türkçe içerik, model geliştiriciler için az bulunur ve değerlidir. Kataloglarını ve meta verilerini düzenleyen hak sahipleri, davayı beklemek yerine güçlü bir konumdan müzakere edebilir.
Bundan sonra ne izlenmeli?
Üç başlık önümüzdeki dönemde belirleyici olacak. Birincisi, çıktılara odaklanan büyük davaların sonuçları: eğitimin adil kullanım sayılması, modelin telifli içeriği yeniden üretmesinin serbest olduğu anlamına gelmiyor. İkincisi, lisans piyasasının olgunlaşması: bu uzlaşmanın eser başına fiilî bir değer ölçüsü sunması, yayıncılarla yapılacak lisans pazarlıklarını doğrudan etkileyecek. Üçüncüsü, mevzuat hamleleri: AB'deki şeffaflık yükümlülüklerinin uygulanması ve başka ülkelerin metin ve veri madenciliği istisnalarına dair tercihleri, küresel şirketlerin veri stratejisini şekillendirecek.
Sık Sorulan Sorular
Bu karar yapay zekâ eğitiminin tamamen serbest olduğu anlamına mı geliyor?
Hayır. İlk derece mahkemesi, hukuka uygun edinilmiş kitaplarla eğitimi somut dosyada adil kullanım saydı; ancak bu yorum temyizde test edilmedi, başka mahkemeler farklı sonuçlara ulaşabilir ve ABD dışındaki ülkeleri bağlamaz.
ABD dışındaki bir yazar bu uzlaşmadan yararlanabilir mi?
Ancak eseri, grup tanımına giriyorsa. Bu tanım; eserin korsan veri setlerinde yer alması ve ABD Telif Hakkı Ofisi'nde tescilli olması gibi ölçütlere dayanıyordu. Yazarın uyruğu tek başına belirleyici değildi; uygunluğu ve süreleri uzlaşmanın kendi koşulları ve uzlaşma yöneticisi belirliyor.
Uzlaşma diğer yapay zekâ şirketlerini bağlar mı?
Bağlamaz. Uzlaşma yalnızca taraflar arasında hüküm doğurur. Ancak eser başına belirlenen tutar, benzer davalarda ve lisans pazarlıklarında fiilî bir referans olarak kullanılacaktır.
Türkiye'de bir yazar benzer bir dava açabilir mi?
Eserlerinin izinsiz çoğaltıldığını ve işlendiğini ileri süren bir eser sahibi, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında hukuki yollara başvurabilir. Türk hukukunda genel bir adil kullanım savunması bulunmaması, davalı şirket açısından savunmayı ABD'ye göre daha zor hâle getirebilir. Ancak toplu dava mekanizmasının ABD'deki kadar gelişmiş olmaması, pratikte farklı bir tablo yaratır.
Hazır bir model kullanan şirket de risk altında mı?
Doğrudan eğitim yapmasa bile, modeli ürününe entegre eden şirket, özellikle çıktılar telifli içeriği yeniden üretiyorsa sorumluluk tartışmasının parçası olabilir. Bu yüzden sağlayıcı sözleşmelerindeki güvenceler önemlidir.
Eser başına 3.000 dolar yüksek mi, düşük mü?
Kanuni tazminatın teorik üst sınırıyla karşılaştırıldığında düşük, bir kitabın tek bir lisans bedeliyle karşılaştırıldığında ise yüksek bir tutar. Asıl önemi, yapay zekâ eğitiminde bir eserin ekonomik değerine dair ilk büyük ölçekli piyasa verisini oluşturması.
Korsan kopyaların imha edilmesi eğitilmiş modeli etkiler mi?
Uzlaşmanın kamuya yansıyan unsurları, korsan kaynaklardan edinilen dosyaların imhasına ilişkin. Bu, halihazırda eğitilmiş modellerin silinmesi anlamına gelmiyor; ancak "hukuka aykırı veriyle eğitilmiş model" meselesi, ileride farklı davalarda ayrıca tartışılabilecek bir soru olarak açık duruyor.
"Veri soy kütüğü" pratikte nasıl belgelenir?
Veri kaynaklarının listesi, edinim tarihleri, lisans veya satın alma belgeleri, ayıklama ve imha kayıtları ile itiraz sinyallerine uyum kayıtlarından oluşan bir dosya tutulur. Bu dosya hem denetimde hem de olası bir uyuşmazlıkta şirketin en güçlü savunma aracıdır.
Uzman Görüşü
Bu bölüm, sitenin kurucusu ve yapay zekâ etiği & uyum danışmanı sıfatıyla kişisel değerlendirmemi içerir.
Kanaatimce Anthropic uzlaşmasının gerçek önemi, yapay zekâ ile telif tartışmasını "eğitim serbest mi?" gibi soyut bir sorudan, "veriyi nasıl edindin?" gibi somut ve denetlenebilir bir soruya taşımasında. Mahkemenin eğitim ile edinimi birbirinden ayırması hukuk tekniği bakımından isabetli; çünkü amacın meşruluğu, aracın hukuka aykırılığını temizlemez. Korsan bir kütüphaneden kurulan model, ne kadar yenilikçi olursa olsun, hukuken sorunlu bir temel üzerinde durur.
Öte yandan bu uzlaşmayı sektör için bir "fiyat etiketi" olarak okumak tehlikeli. Eser başına belirlenen tutar korsanlığın maliyetini ölçülebilir kılsa da, telif ihlalini hesaplanabilir bir işletme giderine dönüştürme riskini taşıyor. Hukukun amacı ihlalin fiyatlandırılması değil, önlenmesidir. Büyük şirketlerin ödeyebileceği bir tutar, küçük geliştiriciler ve bağımsız yaratıcılar için aynı dengeyi kurmaz.
Türkiye'deki şirketlere tavsiyem açık: ABD'deki adil kullanım tartışmalarına güvenerek strateji kurmayın. Bizim sistemimiz daha katı, istisnalar daha dar. Eğitim verinizin kaynağını belgelemek, lisanslı veriye yönelmek ve tedarikçi sözleşmelerinizi telif riskine göre yeniden yazmak, bugün alınabilecek en değerli önlemler. Yaratıcı sektörlere ise şunu hatırlatmak isterim: bu uzlaşma, eserlerin yapay zekâ çağında da ekonomik bir değeri olduğunu ve bu değerin hukuken talep edilebildiğini gösterdi. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ uyumu, modelin performansından çok verinin hukuki geçmişiyle değerlendirilecek.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. Olgular, dava sürecine ilişkin kamuya açık mahkeme kararları ve basın haberlerine (ör. TechCrunch, 20 Temmuz 2026) dayanmaktadır; yorum ve değerlendirmeler yazara aittir.