Mahkeme 15 Eylül'de ne yaptı?

Hâkimler Avneesh Jhingan ve Manmeet Pritam Singh Arora'dan oluşan kurul, OpenAI'a ANI Media'nın temyiz başvurusuna karşı cevabını sunması talimatını verdi. Başvuru, şirketin ANI içeriklerini ChatGPT'yi eğitmek ve işletmek için kullanmasını yasaklayan bir ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesine yönelik. Mahkeme ayrıca, Broadband India Forum'un davaya katılma (müdahale) talebini bir sonraki duruşmada ele alacağını işaret etti. Dosya 5 Aralık 2026 tarihine bırakıldı.

Usul bakımından bu mütevazı bir adım: bir tebligat, bir yürütmenin durdurulması değil. Ancak önemi, neyi ayakta tuttuğunda yatıyor. Temmuz kararı, OpenAI'ın Hindistan'daki faaliyetlerine yönelik geçici tehdidi fiilen ortadan kaldırmış ve bölgedeki her yapay zekâ geliştiricisinin atıf yapmaya başladığı bir referans noktası yaratmıştı. Bu itirazı dinlemeye istekli — ve sektörün müdahalesine kapı aralayan — bir temyiz kurulunun varlığı, söz konusu referans noktasının henüz yerleşmediğini gösteriyor.

Bir başka deyişle, Temmuz kararının sektörde yarattığı rahatlama duygusu erken bir rahatlamaydı. Ara kararlar, esasa ilişkin hükümler değildir; ancak pratikte ticari kararların dayanağı hâline gelirler. Delhi'deki Daire Kurulu'nun bu dosyayı gündeminde tutması, uygulamacılar açısından şu anlama geliyor: Hindistan pazarına yönelik model dağıtım stratejilerinin hukuki temeli, en azından 5 Aralık'a kadar askıda.

Dosya buraya nasıl geldi?

Hindistan'ın en büyük haber ajanslarından biri olan ANI, Kasım 2024'te Delhi Yüksek Mahkemesi'nde OpenAI'a karşı dava açtı. İddiaya göre ajansın haberleri, ChatGPT'yi eğitmek için lisans alınmaksızın kullanılmış ve model çıktılarında yeniden üretiliyordu. Dava neredeyse iki yıldır sürüyor ve dikkat çekici ölçüde geniş bir katılımcı yelpazesini kendine çekti:

  • Kasım 2024: Mahkeme, kendisine yardımcı olmak üzere iki mahkemeye yardımcı (amicus curiae) atadı — teknik soruların olağan çekişmeli dosya kapsamını aştığının erken bir kabulü. OpenAI'ın temel pozisyonu daha en başta ortaya konmuştu: telif hakkı ifadeyi korur, fikirleri veya olguları değil.
  • Ocak 2025: OpenAI mahkemeye, eğitim verisinin silinmesine ilişkin bir kararın ABD hukuku kapsamındaki yükümlülükleriyle çatışacağını bildirdi ve bu dosyaların her birinde yinelenen sınır ötesi icra sorununu gündeme getirdi.
  • Mart 2025: ANI, verilen güvencelere rağmen OpenAI'ın abonelik kanalları üzerinden içeriğine erişmeyi sürdürdüğünü ileri sürdü ve ANI başlıklarını üreten komutlara işaret etti. Mahkemeye yardımcılardan biri, telifli materyalin saklanmasının tek başına ihlal oluşturduğunu savundu.
  • Nisan–Mayıs 2025: ANI, abonelere yönelik içeriğin kazınmasını (scraping) kapsayan bir tedbir talep etti; OpenAI ise ChatGPT'nin arama işlevinin yayıncılara trafik yönlendirdiğini öne sürdü.
  • Ağustos 2025: Üyeleri arasında ülkenin en büyük gazete gruplarının bulunduğu Digital News Publishers Association, OpenAI'ın haber içeriğini lisans veya atıf olmaksızın kazıdığını, sakladığını ve yeniden ürettiğini savundu.
  • Ekim 2025: Teknoloji ve telekomünikasyon çevrelerini temsil eden Broadband India Forum, büyük dil modellerinin telif hakkını hiçbir şekilde ihlal etmediğini ileri sürdü.
  • Temmuz 2026: Tek hâkim, ANI'nin bu aşamada ihlali ortaya koymak için gereken delilleri sunmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebini reddetti; gerekçe dürüst kullanım (fair dealing) lehine işledi.

Hukuki çekirdek: "dürüst kullanım" ile "adil kullanım" aynı şey değil

ANI'nin temyizde ısrarla vurguladığı ayrım, aslında davanın tamamı. Ve bu, Türk hukukçuların derhâl tanıyacağı bir ayrım; çünkü Türk telif hukuku da aynı mantıkla kurulmuştur.

Amerikan adil kullanımı (fair use) ucu açık bir ölçüttür. Mahkeme dört ölçütü tartar — kullanımın amacı ve niteliği, eserin niteliği, alınan miktar ve pazara etkisi — ve denge o yöne düşerse neredeyse her kullanımı adil sayabilir. Nitekim bir Amerikan mahkemesi, hukuka uygun biçimde edinilmiş kitaplarla eğitimin dönüştürücü olduğunu, buna karşılık korsan kopyaların edinilmesinin dönüştürücü olmadığını bu ölçüt altında kabul etmişti; o dava, Anthropic'in 1,5 milyar dolarlık telif uzlaşması haberimizde ele aldığımız uzlaşmayla sonuçlandı.

Hindistan'daki dürüst kullanım (fair dealing) ise kapalı bir listedir. Hindistan Telif Hakkı Kanunu'nun 52. maddesi, izin verilen belirli amaçları tek tek sayar: araştırma dâhil özel veya kişisel kullanım, eleştiri ya da inceleme, güncel olayların haber olarak verilmesi ve benzerleri. Bir kullanım sayılan amaçlardan birine uymuyorsa, ne kadar dönüştürücü olduğu ya da kamuya ne kadar yarar sağladığı onu hukuka uygun hâle getirmez. ANI'nin argümanı da doğrudan buradan çıkıyor: ticari ve genel amaçlı bir modelin eğitilmesi, kanuni anlamda ne özel ne kişisel kullanımdır, ne de araştırmadır; bu süreçte gerçekleşen kopyalama ve saklama işlemleri ise çoğaltmadır.

Karşı argüman — ki ara aşamada tek hâkimi ikna eden de buydu — iki hat üzerinde ilerliyor. Birincisi delil hattı: tedbir talep eden davacı, neyin kopyalandığını ve bunun çıktılarda nasıl göründüğünü ortaya koymalıdır; eğitim derlemlerine ilişkin genel iddialar yeterli değildir. İkincisi doktrin hattı: model, ifadeyi saklamak yerine istatistiksel ilişkileri öğreniyorsa, şikâyet konusu edilen fiil korunan ifadenin çoğaltılması olmayabilir.

Bu iki hat birbirinden bağımsız çalışıyor ve dosyanın kaderini belirleyen de bu. Delil hattı kazanılırsa doktrin tartışmasına hiç sıra gelmez; doktrin hattı kabul edilirse en kusursuz delil dosyası bile sonucu değiştirmez. Temyiz kurulunun hangi hattı tercih edeceği, kararın Hindistan dışındaki değerini belirleyecek.

Temyiz neden Hindistan'ın ötesinde önemli?

Üç neden var; önem sırasına göre sıralıyorum.

Pazar büyüklüğü. Hindistan, üretken yapay zekâ ürünlerinin dünyadaki en büyük kullanıcı tabanları arasında. Delhi'de etkili biçimde işleyen bir tedbir rejimi, daha küçük bir yargı çevresindeki bir kararın yapamayacağı ölçüde dağıtım ekonomisini değiştirir.

Doktrinin taşınabilirliği. Dünyanın büyük kısmında adil kullanım kurumu yoktur. Kapalı listeye dayalı istisna sistemleri, Britanya modelini devralan common law ülkelerinde ve Türkiye dâhil kıta Avrupası hukuk düzenlerinin çoğunda kuraldır. Model eğitiminin kapalı bir listenin içine sığıp sığmadığına dair gerekçeli bir temyiz kararı, türünün ilk örneği olacak ve Hindistan'ın çok ötesinde atıf alacaktır.

Uzlaşmayla kapatılamaz. Amerika Birleşik Devletleri'nde bugün baskın örüntü, ödemeyle çözümdür: yayıncılarla içerik lisansları ya da toplu dava uzlaşmaları. Bu örüntü ticari soruyu yanıtlar, hukuki soruyu açık bırakır. Kapalı listeye dayalı bir sistemde esasa ilişkin bir hüküm ise tam tersini yapar — her iki tarafın ara aşamada bu kadar sert mücadele etmesinin sebebi de tam olarak budur.

Avrupa ile karşıtlık öğretici. AB bu sorunu dava yoluyla değil, mevzuatla çözmeyi tercih etti: hak sahipleri için makine tarafından okunabilir bir itiraz (opt-out) mekanizmasıyla birlikte bir metin ve veri madenciliği (TDM) istisnası ve genel amaçlı model sağlayıcıları için AB Yapay Zekâ Yasası kapsamında şeffaflık yükümlülükleri. Almanya'daki mahkemeler ise bu arada, ezberlemenin çoğaltma olarak değerlendirilebileceğini gösterdi; bu konuyu Almanya'daki tarihi yapay zekâ müzik telif kararı yazımızda ele almıştık. Üç bölge, üç yöntem: Avrupa'da yasama, Amerika'da uzlaşma, Hindistan'da yargılama.

Kimsenin çözemediği yetki sorunu

OpenAI'ın Ocak 2025 tarihli beyanı — bir Hint mahkemesinin kararı üzerine eğitim verisini silmenin, dava sürecinde delil saklama yükümlülüğü getiren ABD hukuku kapsamındaki yükümlülükleriyle çatışacağı — bu dosyanın en az incelenen yönü ve bir usul ayrıntısından ibaret değil.

Bu beyan, yapay zekâ telif davalarının yapısal sorununu açıkça ortaya koyuyor: eğitim bir kez, bir yerde, yıllar önce, başka bir yargı çevresindeki sunucularda gerçekleşti ve artık her yerde kullanıma sunulmuş bir model ağırlıkları kümesi üretti. Bu durumu gidermesi istenen ulusal bir mahkemenin önünde üç kusurlu seçenek var. Verinin silinmesine karar verebilir; bu, yurt dışında imkânsız ya da hukuka aykırı olabilir. Modelin yerel pazardan çekilmesine karar verebilir; bu, neredeyse her dosyada ölçüsüz, ölçüsüz olmadığı az sayıdaki dosyada ise ticari açıdan yıkıcıdır. Ya da tazminata hükmedebilir; bu da kimsenin nasıl fiyatlandıracağını bilmediği bir zararın sayısallaştırılmasını gerektirir.

Hint mahkemeleri, içeriğin yerel olarak erişilebilir ve ticari biçimde değerlendirildiği hâllerde yabancı platformlar üzerinde yargı yetkisi kurmaya çoğu ülkeden daha istekli davrandı; ayrıca ABD şirketleriyle şimdiden sürtüşme yaratmış, gelişmiş bir küresel erişim engeli (global takedown) uygulamaları var. Daire Kurulu bu çizgiyle ilgilenirse, temyiz 52. maddenin çok ötesinde bir anlam kazanır. Aynı soru Türkiye'yi de bekliyor: mahkemelerimiz 5651 sayılı Kanun uyarınca erişimi engelleyebilir, ancak bir internet sitesini engellemek, içerik için tasarlanmış bir yaptırımdır — içeriği çoktan özümsemiş ve artık kaynağa ihtiyaç duymayan bir model için değil.

Müdahil listesi size ne anlatıyor?

İki şirket arasındaki bir telif uyuşmazlığının bu kadar geniş bir kadroyu çekmesi ender görülür. Mahkemenin atadığı iki mahkemeye yardımcı. Bir yanda, lisans veya atıf olmadan kazıma, saklama ve yeniden üretmenin düpedüz ihlal olduğunu savunan Digital News Publishers Association. Diğer yanda, büyük dil modellerinin hiçbir şekilde ihlal oluşturmadığını ileri süren Broadband India Forum. Şimdi de ikincisinin temyiz aşamasına resmen katılma talebi.

Bu kadro, sektör yapısının görünür hâli. Yayıncılar bir lisans pazarı için dava ediyor; teknoloji sektörü ise böyle bir pazara duyulan ihtiyacı ortadan kaldıracak bir doktrin kararı için. Hiçbiri aslında ANI'nin belirli haberlerini tartışmıyor. Kurulun 52. madde hakkında söyleyeceği her şey, iki sektör arasında bir değer paylaştırması olarak okunacak — üstelik yerel Hint dillerindeki içeriğin, her model geliştiricisinin bugün ihtiyaç duyduğu kıt girdi olduğu bir pazarda.

Bu son nokta özel bir vurguyu hak ediyor; çünkü Türkiye'ye doğrudan tercüme olan kısım tam olarak burası. Nitelikli Hint dilli gazetecilik, tıpkı nitelikli Türkçe gazetecilik gibi, açık internette bol bulunan bir kaynak değil. Bu dillerde iyi performans gösteren modeller, tam olarak haber ajanslarının elindeki arşivlere ihtiyaç duyar. Dolayısıyla bir Türk yayıncının pazarlık gücü, küresel tartışmanın ima ettiğinden daha kuvvetlidir — yeter ki hukuki zemin, lisans almanın satın alınmaya değer bir şey, lisanssız kullanmanın ise göze alınan bir risk olduğunu ortaya koyacak kadar açık olsun.

Türkiye için ne anlama geliyor?

Türk hukuku, bu ayrımın Hindistan ile aynı tarafında duruyor ve benzerlik yalnızca ilginç değil, doğrudan kullanışlı olacak kadar yakın.

  • Genel bir adil kullanım ilkesi yok. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, kapalı bir istisnalar listesi öngörüyor: şahsi kullanım, iktibas, güncel olayların haber olarak verilmesi, eğitim ve öğretim. Artık bir dengeleme yetkisi bulunmuyor. Amerikan eğitim davalarında sonucu belirleyen dönüştürücü kullanım muhakemesinin Türk hukukuna girebileceği bir kapı yok.
  • TDM istisnası yok. AB'den farklı olarak Türkiye, bir metin ve veri madenciliği (TDM) istisnası öngörmüş değil. Türkçe basın arşivleriyle eğitim yapan bir geliştirici, dolayısıyla aynı işi yapan Avrupalı muadiline göre daha güçlü değil, daha zayıf bir konumda.
  • Şahsi kullanım bu kadar esnetilemez. Türk hukukundaki şahsi kullanım istisnası açıkça ticari olmayan kullanımla sınırlı ve bir ürün geliştirmek amacıyla yapılan çoğaltmayı kapsamıyor. Bu, ANI'nin 52. madde bakımından ileri sürdüğü argümanın birebir aynısı.
  • Cezai sorumluluk riski. Türk telif hukuku, hukuki sorumluluğun yanında cezai yaptırımlar da öngörüyor. Bu durum, eğitim derlemlerinin hukuka aykırı kaynaklardan edinilmesine ilişkin risk hesabını, yalnızca hukuki sorumluluk öngören bir rejime kıyasla tamamen değiştiriyor.
  • Kişisel veri katmanı bunun üzerine biniyor. Haber arşivleri kişisel veri içerdiğinden KVKK analizi, telif analiziyle paralel yürüyor; bu konuyu eğitim verisinde önce çözülmesi gereken KVKK ve GDPR soruları yazımızda, sınır ötesi boyutunu ise sınır ötesi yapay zekâ eğitimi yazımızda ele aldık.

Pratik sonuç şu: Delhi'deki Daire Kurulu nihayetinde ticari model eğitiminin kapalı bir listeye sıkıştırılamayacağına hükmederse, bu muhakeme 5846 sayılı Kanun'un 38. maddesine çok küçük bir uyarlamayla oturur. Türk yayıncıların ve meslek birliklerinin yapması gereken, yerli bir emsal dava beklemek değil, Hindistan'daki dilekçeleri okumak.

Yayıncılar ve geliştiriciler şimdi ne yapmalı?

Yayıncılar ve hak sahipleri için

  • Önce delil sorununu çözün. ANI ara aşamayı doktrin nedeniyle değil, delil nedeniyle kaybetti. Korunan ifadeyi yeniden üreten çıktıların sistematik ve zaman damgalı kayıtları, eğitim derlemleri hakkındaki her türlü argümandan daha değerlidir.
  • Haklarınızı makine tarafından okunabilir biçimde saklı tutun. Yerli bir TDM rejimi bulunmasa dahi, kullanım koşullarında ve robots benzeri sinyallerde açık bir hak saklı tutma beyanı, itirazların hukuki sonuç doğurduğu yargı çevrelerinde talebinizi güçlendirir.
  • Kolektif hareket edin. Hindistan dosyası, yayıncı derneklerinin kattığı ağırlığı gösteriyor; tek bir yayın kuruluşunun iki yıl süren bir ara karar mücadelesini sürdürecek kaynağı nadiren olur.
  • Lisansı fiyatlandırın. Bu uyuşmazlıkların her biri bir lisans görüşmesiyle sonuçlandı. Arşivleri düzenli ve meta verileri temiz olan hak sahipleri, masaya güçlü oturur.

Yapay zekâ geliştiricileri için

  • Her pazarın istisna rejimini bilin. Adil kullanım üzerine kurulmuş bir uyum duruşu, Hindistan'a, Türkiye'ye veya Asya'nın büyük bölümüne tercüme edildiğinde ayakta kalmaz.
  • Kaynağı belgeleyin. Anthropic davasında en belirleyici tek olgu, kitapların nereden geldiğiydi. Bir mahkemenin ilk isteyeceği şey edinim kayıtlarıdır.
  • Yalnızca girdiyi değil, çıktıyı da denetleyin. Korunan ifadenin çıktıda yeniden üretilmesi, tartışmaya açık bir eğitim iddiasını tartışmasız bir çoğaltma iddiasına dönüştürür.
  • Yetki çatışmasına hazırlıklı olun. OpenAI'ın Ocak 2025 tarihli pozisyonu — silme kararlarının ABD'deki yükümlülüklerle çatışacağı — yeniden ileri sürülecek; ancak mahkemeler bu argümana giderek daha az sabırlı.

Temyiz üç şekilde sonuçlanabilir

  • Takdir yetkisi gerekçesiyle reddedilir. Kurul, ihtiyati tedbirin reddedilmesinin tek hâkimin önündeki materyal ışığında makul bir takdir kullanımı olduğuna hükmeder ve 52. maddeye hiç girmez. Usul açısından en olası sonuç bu ve doktrin sorusunu, yıllar sonra gelecek esas yargılamaya bırakır.
  • Yol gösterilerek bozulur ve geri gönderilir. Kurul, 52. maddenin model eğitimine nasıl uygulanacağını ortaya koyarken tedbir meselesini yeniden değerlendirilmek üzere geri gönderir. Uluslararası etkisi en yüksek sonuç bu olur: yıkıcı bir yaptırım olmaksızın gerekçe.
  • Tedbir kısmen kabul edilir. Dar kapsamlı bir karar — örneğin eğitimi değil, ANI içeriğinin çıktılarda yeniden üretilmesini yasaklayan bir karar — mevcut seçenekler arasında en sofistike yanıt olur ve bu uyuşmazlıkların ticari olarak fiilen nasıl çözüldüğüne de en çok benzeyen sonuçtur.

Bundan sonra ne izlenmeli?

5 Aralık duruşması, kurulun bu dosyayı bir ara karar takdirinin dar kapsamlı denetimi olarak mı yoksa 52. maddenin kapsamına hükmetmek için bir fırsat olarak mı gördüğünü ortaya koyacak. Üç şeye dikkat etmek gerekiyor: Broadband India Forum'un müdahalesinin kabul edilip edilmeyeceği — kabul edilirse temyiz fiilen bir sektör referans dosyasına dönüşür; mahkemenin ANI'yi çıktı delilleri konusunda sıkıştırıp sıkıştırmayacağı — sıkıştırırsa delil yolunun hâlâ belirleyici olduğu anlaşılır; ve paralel bir lisans anlaşmasının duyurulup duyurulmayacağı — benzer her dosyada böyle bir anlaşma, davadan sessizce vazgeçilmesinin habercisi oldu.

Sık Sorulan Sorular

Delhi Yüksek Mahkemesi yapay zekâ eğitiminin hukuka uygun olduğuna mı karar verdi?

Hayır. Temmuz 2026'da tek hâkim, delillerin o aşamada yetersiz olduğu sonucuna vararak ihtiyati tedbir talebini reddetti; gerekçe dürüst kullanım lehineydi. Bu, esasa ilişkin nihai bir hüküm değil, bir ara karardır ve hâlihazırda temyiz incelemesindedir.

15 Eylül 2026'da ne oldu?

Bir Daire Kurulu, OpenAI'a ANI'nin temyizine cevap vermesini gerektiren bir tebligat çıkardı, Broadband India Forum'un müdahale talebini değerlendireceğini belirtti ve dosyayı 5 Aralık 2026 tarihine bıraktı.

Adil kullanım ile dürüst kullanım arasındaki fark nedir?

Adil kullanım (fair use), ABD hukukunda yer alan ucu açık bir dengeleme ölçütüdür. Dürüst kullanım (fair dealing) ise Hindistan'da ve Türkiye dâhil kapalı listeye dayalı sistemlerin çoğunda yalnızca kanunda tek tek sayılan amaçlara izin verir. Listenin dışında kalan bir kullanım, dönüştürücü niteliğiyle kurtarılamaz.

Bir Türk yayıncı aynı talebi ileri sürebilir mi?

İlke olarak evet; 5846 sayılı Kanun kapsamında ve doktrin duruşu da benzer olurdu. Pratik engeller ise ANI'ninkiyle aynı: neyin kopyalandığını ispatlamak ve yabancı bir geliştirici üzerinde yargı yetkisi kurmak.

Anthropic uzlaşması bu dosyayı etkiler mi?

Emsal olarak etkilemez. Farklı bir yargı çevresinde, farklı bir doktrin altında yapılmış bir uzlaşmaydı. Önemi ekonomik: eser başına bir değer ölçüsü oluşturdu ve bu ölçü, bugün yürüyen her lisans müzakeresini şekillendiriyor.

OpenAI bu süre zarfında ANI içeriğini kullanmayı durdurmak zorunda mı?

Hayır. Tebligat herhangi bir kararın yürütmesini durdurmuyor; Temmuz ayındaki ihtiyati tedbir reddiyle oluşan durum, temyiz sonuçlanana kadar devam ediyor.

Burhan Doğuş Ayparlar'ın Görüşü

Bu bölüm, sitenin kurucusu ve yapay zekâ etiği & uyum danışmanı Burhan Doğuş Ayparlar'ın kişisel değerlendirmesidir.

Kanaatimce bu temyiz, bu yıl verilen herhangi bir Amerikan kararından daha önemli ve yeterince haber konusu olmamasının sebebi çok açık: San Francisco'da değil, Delhi'de gerçekleşiyor. Amerikan dosyaları parayla çözüldü. Bu, taraflar açısından son derece rasyonel, geri kalanımız açısından ise tamamen işe yaramaz bir sonuç; çünkü asıl hukuki soruyu — eğitim bir istisna mıdır, yoksa pazarın on yıl boyunca hoş gördüğü lisanssız bir çoğaltma mıdır? — kalıcı olarak yanıtsız bırakıyor. Hindistan, bu sorunun fiilen karara bağlanabileceği ender yerlerden biri; çünkü soruyu soğurabilecek ucu açık bir ölçüt orada mevcut değil.

Ayrıca ANI'nin temel argümanının doktrin bakımından güçlü, usul bakımından ise erken olduğunu düşünüyorum. Kapalı liste kapalı listedir: hükmü yeniden yazmadan "özel veya kişisel kullanım" ifadesinin içine ticari bir eğitim amacı okuyamazsınız ve kapalı listeye dayalı sistemlerdeki mahkemeler bunu yapmaya genellikle isteksizdir. Ne var ki ihtiyati tedbirler yalnızca doktrin gücüne dayanılarak verilmez ve ANI, zararı somutlaştıracak çıktı delillerini dosyaya koymadan mahkemeye gitti. Bunu okuyan her hak sahibi için ders hiç de parlak değil: dava, delil dosyasında kazanılır, dilekçenin hukuki gerekçesinde değil.

Türkiye açısından sonuç doğrudan. Bizim 38. madde sorunumuz, Hindistan'ın 52. madde sorunudur. Bir geliştirici, gazete arşivleriyle lisans almadan Türkçe bir model eğitiyorsa, 5846 sayılı Kanun'daki istisnalar arasından çıkış yolu göremiyorum; üstelik cezai hükümler bu riski, yalnızca hukuki sorumluluk öngören bir sisteme kıyasla çok daha keskin hâle getiriyor. Önceliğimizin bir dava dalgası değil, bir lisans pazarı olması gerektiğini daha önce de söylemiştim ve bu görüşümde ısrarcıyım — ancak bir lisans pazarı, ancak alternatifin riskli olduğu anlaşıldığında oluşur. Delhi'den gelecek gerekçeli bir karar, bu anlayışı Ankara'da yaratma konusunda herhangi bir yerli genelgeden daha etkili olabilir.

Türk yayıncılara tavsiyem, delil toplamaya bugünden ve disiplinli bir biçimde başlamaları ve kataloglarını, bir geliştiricinin gerçekten satın alabileceği bir lisans hâline getirecek şekilde düzenlemeleri. Türkçe içerik üzerine ürün kuran geliştiricilere tavsiyem ise Amerikan dosyalarından yola çıkarak akıl yürütmeyi bırakmaları. O kararlar burada uygulanmıyor ve ANI'nin argümanı bir gün bir Türk mahkemesinde ileri sürüldüğünde, alınacak yanıtın rahatlatıcı olması pek muhtemel değil.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. Usule ilişkin olgular, 15 Eylül 2026 tarihli karara ilişkin basın haberlerine — başlıca Business Standard ve MediaNama — dayanmaktadır; karar metni bu yazının kaleme alındığı tarihte erişilebilir değildi. Temmuz 2026 kararına ilişkin açıklamalar, hükmün tam metnini değil, basına yansıyan özetleri yansıtmaktadır. Türk hukukuna ilişkin ifadeler genel niteliktedir. Yorum ve değerlendirmeler yazara aittir.