Bugün, zihinsel emeğin yerini algoritmaların aldığı Yapay Zeka Devrimi'nde tarih tekerrür ediyor. Kendi kendine öğrenen bir otonom araç bir yayayı ezdiğinde, yapay zeka destekli bir İK botu kadın adayları haksız yere elediğinde veya bir tıbbi YZ ölümcül bir yanlış teşhis koyduğunda; yazılımcının "Benim kodumda hata yoktu, algoritma milyonlarca veri üzerinden kendi kendine bu yargıya ulaştı" savunması geçerli olacak mıdır? Geleneksel hukukun "kusur" arayışı, milyarlarca parametreli bir "Kara Kutu" (Black Box) karşısında çökerken, en yakıcı soru ortaya çıkıyor: Algoritma hatası, hukuken kusursuz (tehlike) sorumluluğu sayılır mı?
Bu devasa makalede, borçlar ve tazminat hukukunun temel direklerini sarsan bu varoluşsal krizi; Kusur Sorumluluğu vs. Kusursuz Sorumluluk ayrımı, ABD'nin "Ürün mü, Hizmet mi?" ikilemi, Avrupa Birliği'nin güncel direktifleri ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 71 ekseninde, Arka Plan, Mevzuat Çerçevesi, Etkiler ve Sonuçlar başlıklarıyla derinlemesine inceliyoruz.
1. Arka Plan: Sorumluluk Hukukunun Temelleri ve YZ Paradoksu
Hukuk felsefesi, zararın tazmini için yüzyıllardır "kusurlu bir insan iradesi" aramıştır. Birinin zararını ödemeniz için, o zararı kasten veya ihmal (dikkatsizlik) sonucu yaratmış olmanız gerekir. Ancak yapay zekanın (özellikle derin öğrenme modellerinin) doğası, bu denklemi bozar.
1.1. Kusur Sorumluluğunun Çöküşü
Geleneksel tazminat hukukunda (örneğin Türk Borçlar Kanunu Madde 49), kural "Kusur Sorumluluğu"dur. Davacı (mağdur), davalının kusurlu olduğunu kanıtlamak zorundadır. Ancak bir algoritma hata yaptığında, ortada klasik anlamda bir kodlama (if-then-else) hatası olmayabilir. Sistem, sağlanan veri setindeki istatistiksel olasılıklara göre öngörülemez (emergent) bir sonuç üretmiş olabilir.
Mağdur olan sıradan bir vatandaşın, Google veya OpenAI gibi bir şirketin 1.7 trilyon parametreli, gizli ve kapalı kaynaklı modelinde bir "tasarım ihmali" olduğunu mahkemede kanıtlaması (İspat Yükü - Burden of Proof) matematiksel ve pratik olarak imkansızdır. Eğer hukuk sadece "kusur" aramaya devam ederse, yapay zeka devleri verdikleri zararlar için hiçbir zaman tazminat ödemezler.
1.2. Çıkış Yolu Olarak "Kusursuz (Tehlike) Sorumluluğu"
Bu adaletsizliği önlemek için hukuk, "Kusursuz Sorumluluk" veya "Tehlike Sorumluluğu" doktrinine başvurur. Nükleer santral, patlayıcı fabrikası veya motorlu araç işletenler, ne kadar önlem alırlarsa alsınlar, faaliyetlerinin doğası gereği yüksek risk barındırdığı için, doğacak zararlardan kusurları olmasa dahi sorumlu tutulurlar. Bugün hukuk dünyasındaki en hararetli tartışma, "kendi kendine öğrenen yüksek riskli otonom sistemlerin" bu tehlikeli faaliyet kategorisine sokulup sokulamayacağıdır.
2. Hukuki Eksenler: Yazılım "Ürün" müdür, "Hizmet" midir?
Bir algoritmanın hatasından dolayı kusursuz sorumluluğa (Strict Liability) gidilebilmesi için, öncelikle o algoritmanın yasal olarak ne olduğunun tanımlanması gerekir.
2.1. ABD Yaklaşımı: Ürün Sorumluluğu (Product Liability) İkilemi
ABD'de Ürün Sorumluluğu yasaları çok güçlüdür; kusurlu bir ürün tüketiciye zarar verirse üretici kusursuz sorumludur. Ancak onlarca yıllık ABD içtihadında (Restatement of Torts), "yazılım" veya "bilgi" genellikle bir fiziksel "ürün" (chattel) değil, bir "hizmet" (service) olarak kabul edilmiştir. Bir harita kitabındaki yanlış bilgi yüzünden kaza yaparsanız, yayıncıya kusursuz sorumluluk davası açamazsınız.
Fakat bugün, kalp pilini yöneten bir algoritma veya otonom bir Tesla'nın otopilot yazılımı sadece bir "bilgi" değildir; fiziksel dünyaya doğrudan müdahale eden bir aktördür. Bu nedenle ABD mahkemeleri, fiziksel donanımla entegre olan algoritmaları "ürün" sayarak kusursuz sorumluluk kapsamına almaya başlamış, ancak sadece bulutta çalışan (örneğin ChatGPT gibi) algoritmaları hala gri alanda tutmaktadır.
2.2. Avrupa Birliği: Ürün Sorumluluğu Direktifi'nin (PLD) Güncellenmesi
Avrupa Birliği, dünyanın en proaktif teknoloji regülatörü olarak 2024 yılında tarihi bir adım attı ve 1985 tarihli Ürün Sorumluluğu Direktifini (PLD) güncelledi. Bu güncellemeyle "yazılım ve yapay zeka sistemleri" açıkça "ürün" (product) olarak tanımlandı.
Ayrıca AB, Yapay Zeka Sorumluluk Direktifi (AILD) taslağı ile "Kusur Karinesi" (Presumption of Causality) getirmektedir. Eğer yüksek riskli bir YZ (örneğin tıbbi teşhis sistemi veya kredi skorlama algoritması) bir zarar doğurursa, mahkeme "Zarar, YZ'nin karmaşık doğasından kaynaklanmıştır" varsayımıyla hareket eder. Aksini (yani YZ'nin kusursuz olduğunu) ispatlama yükümlülüğünü teknoloji şirketine yıkar. Bu, fiilen kusursuz sorumluluğa çok yakın bir hukuki zemin yaratmaktadır.
Türkiye'de Durum: TBK Madde 71 (Tehlike Sorumluluğu)
Türkiye'de Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 71 şu hükmü içerir: "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur." Şimdilik Yargıtay içtihatlarında yapay zeka "önemli ölçüde tehlike arz eden faaliyet" olarak tanımlanmamıştır. Ancak otonom araçlar (TOGG'un otonom sürüş özellikleri vb.) veya endüstriyel YZ robotları yaygınlaştıkça, Türk doktrinindeki ağırlıklı görüş, yüksek riskli algoritmaların doğrudan TBK 71 kapsamında "Tehlike Sorumluluğu" (Kusursuz Sorumluluk) çerçevesine alınması gerektiği yönündedir.
Hukuki Sorumluluk Spektrumu: YZ Sistemleri
3. Etkiler (Implications): Yazılım Sektörü ve İnovasyon
Algoritma hatalarının "Kusursuz Sorumluluk" sayılması sadece hukuki değil, devasa ekonomik etkiler yaratacaktır:
- Start-up'ların Yok Olma Riski: Google veya Microsoft, bir algoritma hatası nedeniyle açılacak 100 milyon dolarlık kusursuz sorumluluk davasını ödeyebilir. Ancak üniversiteden yeni mezun üç gencin kurduğu bir tıbbi görüntüleme yapay zeka şirketi, kusuru olmasa dahi tek bir tazminat davasıyla iflas eder. Bu durum, piyasada sadece büyük devlerin ayakta kalmasına yol açabilir.
- Açık Kaynak (Open Source) Çıkmazı: Ücretsiz ve kamu yararına çalışan açık kaynak kodlu YZ geliştiricileri (Hugging Face, Mistral modelleri), bu kodları indirip kendi donanımına entegre eden üçüncü şahısların yaratacağı zararlardan "kusursuz sorumlu" tutulursa, açık kaynak ekosistemi tamamen çöker. Dünyada bu nedenle açık kaynak kodlara regülasyon muafiyeti getirilmesi tartışılmaktadır.
- Defansif Mühendislik: Doktorların dava korkusuyla gereksiz testler yapması (defansif tıp) gibi, yazılımcılar da hukuki sorumluluktan kaçmak için YZ sistemlerinin kapasitelerini bilerek kısıtlayacak ve insanlığı muazzam teknolojik sıçramalardan mahrum bırakacaktır.
4. Sonuçlar (Conclusions): Hukuk Makineyle Nasıl Uzlaşacak?
Sonuç olarak, yüksek riskli algoritmaların (otonom silahlar, sürücüsüz araçlar, cerrahi robotlar) hatalarının "Kusursuz Sorumluluk" kapsamında değerlendirilmesi modern hukukun kaçınılmaz bir gerekliliğidir. Aksi takdirde, milyarlarca parametreli kara kutuların arkasına saklanan şirketler asla hesap vermeyecektir.
Ancak bu sorumluluğun faturası inovasyonu boğmamalıdır. Türkiye'nin ve dünyanın yapması gereken; tıpkı trafik sigortası veya deprem sigortası gibi, merkezi ve zorunlu bir "Algoritma Zarar Tazmin Havuzu" oluşturmaktır. YZ nedeniyle zarar gören vatandaşın tazminatı, uzun mahkemeler beklenmeden bu fondan anında ödenmeli; böylece hem vatandaş kusur ispatlamakla uğraşmamalı hem de teknoloji şirketleri öngörülebilir bir sigorta primi ile korunmalıdır.
Uzman Görüşü: Burhan Doğuş Ayparlar
Yapay zekanın ürettiği zararları, geleneksel 'Ürün Sorumluluğu' (Product Liability) çerçevesine sıkıştırmaya çalışmak, hukukun teknoloji karşısındaki kavramsal çaresizliğinin bir kanıtıdır. Hatalı üretilmiş bir mikrodalga fırın statiktir; ancak sürekli internetten veri çeken, kendi parametrelerini güncelleyen ve "öğrenen" bir algoritma statik bir ürün değil, dinamik bir 'Fail' (Agent) gibi davranmaktadır.
Yüksek riskli bir algoritmanın hatası, tartışmasız olarak 'Kusursuz Sorumluluk' (Tehlike Sorumluluğu) kapsamında değerlendirilmek zorundadır. Neden mi? Çünkü bu algoritmaları piyasaya süren şirketler, o "öngörülemezlik" riskini bilerek göze almakta ve devasa karlar elde etmektedir. 'Commodum eius esse debet cuius periculum est' (Nimete katlanan, külfete de katlanmalıdır) evrensel hukuk ilkesi gereği, algoritmik bir sistemin istatistiksel hatasının maliyeti, bu sistemden haberi bile olmayan masum vatandaşa değil, o sistemi piyasaya süren teknoloji devine yüklenmelidir.
Ancak burada Türk Hukuku (TBK 71) için kritik bir güncellenme ihtiyacı vardır. Geleneksel tehlike sorumluluğumuz fiziksel zararlara (patlama, zehirlenme) odaklıdır. Oysa bir yapay zeka algoritması; bir kişiyi haksız yere işe almayarak, kredi skorunu düşürerek veya deepfake ile itibarını yok ederek 'dijital, ekonomik ve psikolojik' tehlikeler yaratmaktadır. Türkiye'nin acilen "Dijital Tehlike Sorumluluğu" adı altında yepyeni bir hukuki konsept icat etmesi, bunu zorunlu sigorta mekanizmaları ile desteklemesi ve ispat yükünü tamamen yapay zeka sağlayıcısının omuzlarına yüklemesi elzemdir. Aksi takdirde adalet, kara kutuların içinde eriyip gidecektir.