Düzeltme (19 Ekim 2026): Bu yazının önceki sürümü doğrulanamayan olaylara yer veriyordu. Metin, bağlantıları verilen doğrulanabilir kaynaklara göre yeniden yazıldı.

Eylül 2026'da BM Güvenlik Konseyi'nin otonom silahlar gündemiyle olağanüstü toplandığına ya da Konsey'e bu konuda bir karar tasarısı sunulduğuna ilişkin bir kayda rastlamadık. Asıl gelişme Cenevre'de yaşandı. Belirli Konvansiyonel Silahlar Sözleşmesi (CCW) çerçevesinde çalışan Ölümcül Otonom Silah Sistemleri Hükümet Uzmanları Grubu (GGE), 5 Eylül 2026 sabahının erken saatlerinde, gece boyu süren müzakerelerin ardından üç yıllık çalışmasını bir raporu oydaşmayla kabul ederek tamamladı. Human Rights Watch metnin "önemli ölçüde sulandırıldığını", ancak yine de antlaşma müzakereleri için yeterli bir temel olduğunu belirtti. Müzakerelerin başlayıp başlamayacağına artık 16-20 Kasım 2026'da Cenevre'de toplanacak CCW Yedinci Gözden Geçirme Konferansı karar verecek.

Cenevre oturumunda neler kabul edildi?

GGE'nin 2026'daki ikinci ve son oturumu 31 Ağustos-4 Eylül tarihleri arasında Palais des Nations'ta yapıldı. Oturuma Hollanda'nın Silahsızlanma Konferansı Daimi Temsilcisi Büyükelçi Robert in den Bosch başkanlık etti. İtalya Daimi Temsilciliğinin aktardığına göre müzakereler 4 Eylül Cuma gecesi boyunca sürdü ve CCW'nin 128 taraf devleti, ölümcül otonom silahların tanımlanmasına ve kullanımına ilişkin temel unsurlarda oydaşmaya vardı. Grup, CCW'nin 2016'daki Beşinci Gözden Geçirme Konferansı'nda kurulmuştu; 2023'te verilen görevi ise, biçimini önceden belirlemeksizin olası bir belgenin unsurlarını oydaşmayla ortaya koymaktı (genel bakış).

Human Rights Watch'un özetine göre kabul edilen rapor:

  • ölümcül otonom silah sistemlerini nitelendiriyor, yani düzenlenecek olanın ne olduğu konusunda ortak bir çalışma tanımı sunuyor;
  • uluslararası hukuka uyum için insan denetimi ve muhakemesinin gerekli olduğunu teyit ediyor;
  • bu hukuka uyum sağlayamayan sistemlere yönelik kısıtlamalar içeriyor.

Öte yandan metinden pek çok şey çıkarıldı. HRW'ye göre nihai metin tasarım ve geliştirmeye yapılan atıfları düşürdü, kapsamı genel olarak uluslararası hukuktan yalnızca uluslararası insancıl hukuka daralttı, etik değerlendirmelere yapılan atfı ve öngörülebilirlik, güvenilirlik, açıklanabilirlik ile izlenebilirlik kavramlarını metinden çıkardı. HRW bu değişiklikleri, geniş destek gören hükümlerde değişiklik konusunda ısrar eden Rusya ve ABD'ye bağlıyor.

Fransa ise 10 Eylül 2026 tarihli açıklamasında "nihai rapor taslağını" uluslararası bir çerçeveye doğru önemli bir adım olarak selamladı. Fransa'ya göre rapor ilgili sistemleri tanımlamaya yardımcı oluyor, ortak ilkeler ortaya koyuyor, belirli sistemlere yönelik yasaklar öngörüyor ve denetim, risk azaltma ile sorumlulukların paylaştırılmasına ilişkin önlemler içeriyor.

Rapor bir antlaşma değil ve kimseyi bağlamıyor. Değeri, yeni kurallara en mesafeli devletler de dahil olmak üzere tüm CCW taraflarının ortak bir kavram setini ve insan denetimi ile muhakemesinin hukuka uygun kullanımın koşulu olduğu ilkesini kabul etmiş olmasında.

Müzakere isteyenler ve direnenler

Önceki sürümde ileri sürüldüğü gibi bir yanda "AB ve Küresel Güney", öbür yanda askeri güçler biçiminde bir bölünme yok. Örneğin Fransa, tamamen otonom sistemlerin yasaklanmasını ve otonom işlevlere sahip sistemlerin düzenlenmesini savunuyor. Ölçülebilir veri, bağlayıcı bir belge için müzakere çağrısında bulunan devletlerin sayısı. HRW, Stop Killer Robots kampanyasına dayanarak bu sayının 76'ya ulaştığını, bunların 70'inin CCW'nin Yüksek Akit Tarafı olduğunu ve bunun Sözleşme taraflarının çoğunluğu anlamına geldiğini belirtiyor. Ancak CCW oydaşmayla işlediği için çoğunluk tek başına müzakereyi başlatmaya yetmiyor.

BM Genel Sekreteri ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) de aynı yönde baskı yapıyor. António Guterres ve Mirjana Spoljaric, 25 Ağustos 2026 tarihli ortak çağrılarında devletleri açık yasaklar ve kısıtlamalar içeren hukuken bağlayıcı bir belgeyi müzakere etmeye çağırdı ve Kasım'daki Gözden Geçirme Konferansı'nı bu karar için en açık yol olarak nitelendirdi. UN News'e göre iki kategorinin yasaklanması öneriliyor: etkileri kullanıcı tarafından öngörülemeyen silahlar ve insanları hedef alan silahlar. İkilinin Ekim 2023'teki ilk ortak çağrısı müzakerelerin 2026'ya kadar tamamlanmasını istiyordu; bu hedef tutturulamayacak.

Bu tür sistemlerin hâlihazırda çatışmalarda ne ölçüde kullanıldığı belirsiz. UN News, tamamen otonom ve yapay zekâ güdümlü dronların sahada kullanıldığı yönündeki iddiaları doğrulanmamış olarak aktardı. Swissinfo da BM ve ICRC yetkililerinin Cenevre'deki bir basın toplantısında bu silahların hiç kullanılıp kullanılmadığını doğrulayamadığını, Ukrayna'da yapay zekâ ile güçlendirilmiş dronlara ilişkin basın haberleri bulunduğunu aktardı.

Hukuki sorular

Asıl soru, yapay zekânın "Cenevre Sözleşmelerini ihlal edip etmediği" değil; insan müdahalesi olmaksızın hedef seçen ve hedefe saldıran bir silahın, esas olarak 1977 tarihli I No.lu Ek Protokol'de (EP I) düzenlenen uluslararası insancıl hukukun (UİH) muharebe kurallarına uygun biçimde kullanılıp kullanılamayacağı.

Ayrım ilkesi

EP I'in 48. maddesi çatışmanın taraflarına sivil halk ile muharipler arasında her zaman ayrım yapma ve operasyonlarını yalnızca askeri hedeflere yöneltme yükümlülüğü getiriyor (özet metin). 51(4). madde ise belirli bir askeri hedefe yöneltilemeyen savaş araçlarının kullanıldığı saldırılar dahil, ayrım gözetmeyen saldırıları yasaklıyor. Otonom sistemlerdeki sorun, ICRC'nin 2021 tarihli tutum belgesinde belirtildiği üzere, kullanıcının belirli hedefi seçmemesi, hatta bilmemesi. Swissinfo, BM ve ICRC'nin bu sistemlerin bir muharip ile yaralı bir asker gibi korunan bir kişiyi anlık olarak ayırt edemeyebileceği yönündeki kaygısını aktarıyor.

Orantılılık ilkesi

51(5)(b). madde, beklenen somut ve doğrudan askeri avantaja oranla aşırı olacak sivil zarara yol açması beklenen saldırıyı yasaklıyor. Bu, her saldırı için bağlam içinde yapılan bir değerlendirme. Bir sistem geniş bir alanda, angajmandan saatler önce etkinleştirildiğinde, onu etkinleştiren kişi gücün fiilen hangi koşullarda kullanılacağını bilmiyor olabilir.

Önlem ilkesi

57. madde, saldırıyı planlayan veya saldırı kararı verenlerin hedeflerin askeri hedef olduğunu doğrulamak için mümkün olan her şeyi yapmasını ve saldırı araç ve yöntemlerinin seçiminde mümkün olan tüm önlemleri almasını şart koşuyor. ICRC'nin önerileri doğrudan bu yükümlülüğe yanıt veriyor: hedef türlerine, süreye, coğrafi kapsama ve kullanım ölçeğine sınırlar ile insan gözetimi, müdahale ve devre dışı bırakma imkânı şartları.

36. madde: silahların hukuki incelemesi

Silah sahaya çıkmadan önce, EP I'in 36. maddesi her tarafa yeni bir silah, savaş aracı veya yönteminin incelenmesi, geliştirilmesi, edinilmesi ya da benimsenmesi aşamasında, bunun kullanımının bazı ya da tüm durumlarda yasak olup olmadığını belirleme yükümlülüğü getiriyor. ICRC'nin Yeni Silahların Hukuki İncelemesi Rehberi (2006), 36. maddenin incelemenin nasıl yapılacağını belirtmediğini ve bu yükümlülüğün EP I'e taraf olsun olmasın tüm devletler için geçerli olduğunun savunulabileceğini vurguluyor. Otonom sistemlerde öngörülebilirlik tam da bu incelemede sınanacağından, kavramın GGE metninden çıkarılması önem taşıyor.

İki aşamalı yaklaşım

İki aşamalı (two-tier) yaklaşım, bazı otonom silahların doğrudan yasaklanması, geri kalanların ise düzenlenmesi anlamına geliyor. ICRC'nin 2021 tutumu, öngörülemeyen sistemlerin ve insanlara karşı güç kullanmak üzere tasarlanan ya da kullanılan sistemlerin yasaklanmasını, diğer tüm sistemlerin düzenlenmesini öneriyor. Stop Killer Robots'a göre 2025 tarihli karar da, Kasım 2025'te Genel Kurul Birinci Komitesi'nde kabul edildiği hâliyle, Genel Sekreter'in yasaklar ve düzenlemelerden oluşan iki aşamalı yaklaşıma dayalı bağlayıcı bir belge çağrısına atıf yapıyor.

Genel Kurul ayağı

Bu konuda New York'taki asıl forum Güvenlik Konseyi değil Genel Kurul; kararları ise bağlayıcı değil. Ölümcül otonom silahlara ilişkin ilk karar Aralık 2023'te 152 kabul, 4 ret ve 11 çekimserle kabul edildi. 2 Aralık 2024 tarihli 79/62 sayılı karar 166 kabul, 3 ret ve 15 çekimserle kabul edildi ve 2025'te New York'ta açık gayriresmî istişareler öngördü (HRW). 1 Aralık 2025 tarihli 80/57 sayılı karar 164 kabul, 6 ret ve 7 çekimserle kabul edildi; ret oyu verenler Belarus, Burundi, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, İsrail, Rusya Federasyonu ve ABD oldu (oylama kaydı). Bu karar CCW taraflarını bir belgeye ilişkin unsurları tamamlamaya çağırıyordu; GGE'nin şimdi bitirdiği iş tam olarak buydu.

Türkiye ve Kore Cumhuriyeti

Türkiye, 2023 metninde Birinci Komite'de, 2024'te 79/62 ve 2025'te 80/57 sayılı kararlarda Genel Kurul oylamalarında çekimser kaldı. Türkiye temsilcisi 2023'teki çekimserliği, nihai metnin bazı kaygılarını karşılamadığı ve bu sistemler için doğru forumun CCW olduğu gerekçesiyle açıkladı (BM toplantı özeti). Türkiye EP I'e taraf değil; BM'ye sunduğu bir bildirimde Protokol hükümlerinin ne ölçüde örf ve adet hukukuna dönüştüğü konusunda devletler arasında farklı görüşler bulunduğunu not etti. Bununla birlikte ICRC rehberi, ayrım gözetmeyen saldırı yasağını ve orantılılık kuralını örf ve adet hukukunun parçası olarak ele alıyor ve yeni silahları inceleme yükümlülüğünün de tüm devletler için geçerli olduğunun savunulabileceğini belirtiyor.

Kore Cumhuriyeti 2023 metnini, GGE'nin bu konuda merkezi bir forum olması gerektiğini belirterek destekledi; 2025'te 80/57 sayılı karara da kabul oyu verdi. Seul, 9-10 Eylül 2024'te Askeri Alanda Sorumlu Yapay Zekâ (REAIM) zirvesinin ikincisine ev sahipliği yaptı. Zirve, aralarında Güney Kore, ABD ve Ukrayna'nın da bulunduğu 61 ülkenin onayladığı bağlayıcı olmayan bir "Eylem Planı" (Blueprint for Action) ile sona erdi; Çin metni onaylamadı (Carnegie Council). Kore, EP I'e taraf.

Kasım'da ne olacak?

CCW Yedinci Gözden Geçirme Konferansı 16-20 Kasım 2026'da toplanacak (İtalya Daimi Temsilciliği) ve sonraki adımlara karar verecek. Fransa, konferansın rapordaki unsurlara dayanan yeni bir müzakere yetkisi kabul etmesini istediğini ve oydaşma sağlayabilecek bir yetki için çalışacağını açıkladı. HRW konferansı "belirleyici bir an" olarak nitelendiriyor. Konferans müzakereleri başlatabilir, müzakere yetkisi vermeden tartışmaları uzatabilir ya da uzlaşamayabilir. CCW oydaşmayla karar aldığından, ilke olarak tek bir devlet bile müzakere yetkisini engelleyebilir.

Burhan Doğuş Ayparlar'ın Görüşü

Kanaatimizce Cenevre raporundaki en önemli cümle, kesintilerden sağ çıkan cümle: uluslararası hukuka uyum için insan denetimi ve muhakemesi gereklidir. Ayrım, orantılılık ve önlem kuralları, belirli saldırılar hakkında değerlendirme yapan insanlar için yazıldı. Hedefleri kendi başına seçen ve angaje eden bir sistem bu yükümlülükleri ortadan kaldırmaz; onları zamanda geriye, sistemin nerede, ne zaman ve ne kadar süreyle çalışacağına karar veren komutana ve sistemi inceleyip sahaya süren devlete taşır.

Hesap verebilirlik sorunu da burada düğümleniyor. Savaş suçlarında cezai sorumluluk genellikle kişinin neyi amaçladığına ya da bildiğine, komuta sorumluluğu ise önlememe veya cezalandırmama ihmaline dayanır. Bir sistem kimsenin öngöremeyeceği biçimde davranırsa, zarara karşılık gelen kusurlu iradeyi taşıyan kişiyi bulmak güçleşir. Öngörülebilirlik, güvenilirlik ve izlenebilirlik, sonradan kimin neyi bildiğini söyleyebilmeyi mümkün kılan unsurlar; bunlar olmadan sorumluluk dağılıp gider.

EP I'e taraf olmayan Türkiye açısından pratik sonuç şu: 36. madde tarzı incelemeler iyi uygulama niteliğinde ve her hâlükârda örf ve adet hukuku gereği zorunlu olduğu savunulabilir. Ulusal inceleme usulünün ana hatlarının yayımlanması, Türkiye'nin bizzat doğru forum olarak nitelendirdiği bir platformda sesini güçlendirir. REAIM sürecine diplomatik yatırım yapmış Kore açısından ise Kasım, bağlayıcı olmayan eylem planlarının bağlayıcı kurallara desteğe dönüşüp dönüşmeyeceğinin sınavı olacak. Konferans ne karar verirse versin hukuki zemin değişmiyor: mevcut UİH bütünüyle uygulanır ve devletler yükümlülüklerini yazılıma devredemez.

Kaynaklar

Bu yazı, 19 Ekim 2026 itibarıyla uluslararası hukuk ve politikaya ilişkin genel bilgi niteliğindedir; hukuki danışmanlık değildir.