Ne açıklandı?
Eylül 2026 başında kamuoyuna yansıyan bilgilere göre program, tüm kamu personelini hedef kitle olarak belirliyor. Eğitimler e-öğrenme yöntemiyle verilecek ve kurumların insan kaynakları sistemleri üzerinden zorunlu tutulacak. Programın dikkat çeken yönü, yalnızca eğitimin tamamlanıp tamamlanmadığına değil, personelin başarı düzeyine de bakılması: öğrenme performansı düzenli olarak izlenecek ve başarıyla tamamlayanlara seviye bazlı mikro sertifikalar verilecek.
Duyuruya göre eğitim içeriği beş temel başlıkta toplanıyor:
- Yapay zekânın temel kavramları,
- Üretken yapay zekâ araçlarının güvenli kullanımı,
- Kişisel verilerin korunması,
- Yanlış bilgi ve derin sahte (agir-ceza-yasa-tasarisi-dijital-kimligimizin-isgali">deepfake) içeriklere karşı farkındalık,
- Etik kullanım ilkeleri.
Bu genel içeriğin yanında, personelin görev ve sorumluluklarına göre hazırlanmış kısa uygulama modülleri de sunulacak. Yani bir vergi müfettişiyle bir hastane idari personelinin, aynı temel üzerine kendi işine özgü farklı pratik bilgiler alması hedefleniyor.
Neden bu bir hukuk meselesi?
"Yapay zekâ okuryazarlığı" kulağa bir yetkinlik geliştirme hedefi gibi geliyor. Ancak hukuki açıdan bakıldığında, bir kurumun çalışanlarını kullandıkları teknolojinin riskleri konusunda eğitmesi, özen yükümlülüğünün ve hesap verebilirliğin doğrudan bir parçası. Bir kamu görevlisi bir üretken yapay zekâ aracına resmî bir belgeyi yüklediğinde, bir vatandaşın başvurusunu değerlendirirken yapay zekâ çıktısına dayandığında ya da bir deepfake içeriği gerçek sanıp işlem tesis ettiğinde, ortaya çıkan zararın hukuki sonuçları hem kişisel hem de kurumsal düzeyde doğar.
Bu nedenle eğitim, sorumluluk hukukunda bir "önleyici tedbir" niteliği taşıyor. Kurum, personelini riskler konusunda eğittiğini ve yetkinliğini ölçtüğünü belgeleyebildiğinde, olası bir ihlalde kurumsal kusurun değerlendirilmesinde güçlü bir dayanağa sahip olur. Tersine, eğitim verilmeden yaygınlaştırılan yapay zekâ kullanımı, hizmet kusuru tartışmalarını kaçınılmaz kılar.
Eğitimi zorunlu kılmanın hukuki dayanağı
Türk kamu personel hukuku eğitimi uzun zamandır hem bir hak hem de bir yükümlülük olarak ele alıyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, eğitime ayrı bir bölüm ayırarak kurumlara personeli görevine hazırlama, bilgisini güncel tutma ve yetkinliğini artırma görevi yüklüyor; memurları da kurumlarının düzenlediği eğitim programlarına katılmakla yükümlü kılıyor. Dolayısıyla yapay zekâ okuryazarlığının insan kaynakları sistemleri üzerinden zorunlu tutulması yeni bir kanun gerektirmiyor; mevcut bir kurumsal yükümlülüğün yeni bir risk alanına uygulanması anlamına geliyor.
Memur statüsü dışındaki çalışanlar için tablo daha çeşitli. Sözleşmeli personel, İş Kanunu'na tabi işçiler ve kamu iktisadi teşebbüslerinin personeli farklı kurallara tabi; bu gruplar bakımından eğitim yükümlülüğü esas olarak sözleşmeler, toplu iş sözleşmeleri ve iç yönetmeliklerle belirleniyor. Programın "tüm kamu çalışanlarına" hukuken tutarlı biçimde ulaşabilmesi için her kurumun bu yükümlülüğü kendi personelini düzenleyen araçlara yansıtması gerekecek.
Gölge yapay zekâ: kullanım ile kurallar arasındaki makas
Programın arkasındaki pratik gerekçe basit: özel sektörde olduğu gibi kamu yönetiminde de üretken yapay zekâ kullanımı kuralların önüne geçti. Personel; yazı taslakları hazırlamak, raporları özetlemek, belgeleri çevirmek ve sunum hazırlamak için kamuya açık sohbet araçlarını, çoğu zaman kişisel hesaplarla ve herhangi bir kurumsal onay olmadan kullanıyor. "Gölge yapay zekâ" olarak adlandırılan bu olgu genellikle kötü niyetten değil, daha hızlı çalışma isteğinden kaynaklanıyor. Ancak onaysız her kullanım kurum için bir kör nokta: hangi verinin sistemlerinden çıktığını, hangi çıktının resmî dosyalara girdiğini ya da hangi hatanın fark edilmeden geçtiğini bilemiyor.
Bu araçları topyekûn yasaklamak nadiren işe yarıyor; kullanım yalnızca daha görünmez hâle geliyor. Daha etkili yol, personeli riskler konusunda bilinçlendirmek, onaylı alternatifler sunmak ve net kurallar koymak. Okuryazarlık eğitimi bu üç adımın ilki; başarısı ise diğer ikisinin gelip gelmeyeceğine bağlı olacak.
Avrupa'daki karşılığı: AB Yapay Zekâ Yasası'nın 4. maddesi
Türkiye'nin bu adımının en yakın uluslararası karşılığı, AB Yapay Zekâ Yasası'nın "yapay zekâ okuryazarlığı" başlıklı 4. maddesi. Bu hüküm, yapay zekâ sistemlerinin sağlayıcılarına ve kullanıcı konumundaki kuruluşlara, personelinin ve kendi adına bu sistemleri işleten kişilerin yeterli düzeyde yapay zekâ okuryazarlığına sahip olmasını sağlamak için önlem alma yükümlülüğü getiriyor. Yükümlülük, Şubat 2025'ten beri uygulanıyor ve kamu kurumları dâhil yapay zekâ kullanan kuruluşları kapsıyor.
AB yaklaşımının dikkat çeken yanı, okuryazarlığı soyut bir hedef olarak değil, bağlama göre ölçeklenen bir yükümlülük olarak tanımlaması: personelin teknik bilgisi, deneyimi, eğitimi ve sistemin kullanılacağı bağlam dikkate alınmalı. Türkiye'nin programındaki "görev bazlı uygulama modülleri" ve "seviye bazlı sertifika" kurgusu, bu mantığa oldukça yakın. AB üyesi olmasa da AB ile yoğun ekonomik ve hukuki ilişkileri bulunan Türkiye için bu yakınlık, gelecekteki uyum süreçleri açısından da değerli.
Kamu sektöründe yapay zekânın dört hukuki risk alanı
1. Kişisel verilerin korunması
Kamu kurumları, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında veri sorumlusu. Vatandaşlara ait bilgilerin — hele özel nitelikli kişisel verilerin — üretken yapay zekâ araçlarına girilmesi, veri güvenliği yükümlülüğü, amaçla sınırlılık ilkesi ve çoğu zaman yurt dışına aktarım kuralları bakımından ciddi sorunlar doğurur. Kamuya açık bir sohbet aracının sunucularının yurt dışında olması, girilen her verinin sınır ötesine aktarılması anlamına gelebilir. KVKK'nın yapay zekâya ilişkin yaklaşımını eğitim verisinde KVKK ve GDPR soruları yazımızda ve KVKK ve yapay zekâ yönetişimi rehberimizde ayrıntılı ele aldık. Kurul'un yapay zekâ destekli profillemeye verdiği cezayı konu alan haberimiz de bu risklerin soyut olmadığını gösteriyor.
2. Gizlilik ve devlet sırrı
Kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle öğrendikleri bilgileri koruma yükümlülüğü, hem personel mevzuatında hem de ceza hukukunda karşılık buluyor. Türk Ceza Kanunu'ndaki göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu ile kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya ele geçirilmesi suçu, resmî belgelerin kontrolsüz biçimde üçüncü taraf yapay zekâ hizmetlerine yüklenmesi durumunda gündeme gelebilir. Kamuda bilgi güvenliğine ilişkin 2019/12 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ve buna bağlı Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi de bu çerçevenin önemli parçaları. Eğitimin "üretken yapay zekâ araçlarının güvenli kullanımı" başlığı, tam olarak bu "gölge yapay zekâ" riskini hedefliyor.
3. İdari karar alma
İdarenin işlemleri hukuka uygun, gerekçeli ve yargısal denetime açık olmak zorunda. Bir kamu görevlisinin yapay zekâ çıktısını sorgulamadan bir karara dönüştürmesi; gerekçe yükümlülüğü, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı bakımından riskler doğurur. Özellikle algoritmik önyargı, belirli grupları sistematik olarak dezavantajlı konuma düşürebilir. Nihai kararın insan tarafından verilmesi ve çıktının eleştirel biçimde değerlendirilmesi, okuryazarlık eğitiminin hukuken en kritik hedeflerinden biri olmalı. İdare hukuku ile algoritmik hatalar arasındaki ilişkiye dair yargısal tartışmaları idare hukuku ve yapay zekâ kesişimi haberimizde ele aldık.
4. Yanlış bilgi ve deepfake
Kamu kurumları, sahte ses ve görüntülerle yürütülen dolandırıcılık ve manipülasyon girişimlerinin öncelikli hedefleri arasında. Bir üst yöneticinin sesini taklit eden sahte bir talimatla yapılan işlem, hem mali zarara hem de ağır hukuki sonuçlara yol açabilir. Eğitimin deepfake farkındalığını ayrı bir başlık olarak ele alması, bu riskin kurumsal güvenlik açısından ne kadar somutlaştığını gösteriyor. Sentetik içeriklerin tespitine yönelik hukuki araçları yapay zekâda filigran zorunluluğu analizimizde tartışmıştık.
Mikro sertifikaların hukuki anlamı
Programın seviye bazlı mikro sertifika öngörmesi, basit bir motivasyon aracından fazlası. Bu sertifikalar ileride birkaç açıdan hukuki önem kazanabilir:
- Yetkinlik ispatı. Belirli yapay zekâ araçlarının kullanımının, ilgili seviyede sertifikaya sahip personelle sınırlandırılması mümkün hâle gelir. Bu, AB'deki bağlama göre ölçeklenen okuryazarlık yaklaşımıyla uyumlu bir yetkilendirme modeli.
- Sorumluluk değerlendirmesi. Bir ihlal hâlinde, personelin gerekli eğitimi alıp almadığı ve hangi seviyede yetkin olduğu, hem disiplin hem de hizmet kusuru değerlendirmesinde dikkate alınabilecek bir olgu hâline gelir.
- Kişisel veri boyutu. Performans ölçümü ve sertifika kayıtları da çalışanlara ait kişisel veri. Bu verilerin hangi amaçla, ne kadar süre saklanacağı ve kariyer kararlarında nasıl kullanılacağı konusunda şeffaflık gerekli.
Duyurularda sertifikaların atama, yükselme veya görevlendirme süreçlerinde nasıl bir etki doğuracağına dair ayrıntı bulunmuyor. Bu belirsizliğin uygulama düzenlemeleriyle giderilmesi, hem hukuki güvenlik hem de programın sahiplenilmesi açısından önemli.
Güçlü bir müfredata neler eklenmeli?
Açıklanan beş başlık sağlam bir temel oluşturuyor. Hukuki risk perspektifinden bakıldığında, bu başlıkların içinde açıkça ele alınması gereken bazı konular var:
- Doğrulama ve "halüsinasyonlar". Üretken modeller akıcı ama yanlış ifadeler, hatta uydurma hukuki atıflar üretebiliyor. Birçok ülkede mahkemeler, yapay zekânın ürettiği var olmayan içtihatlara atıf yapan dilekçeler sunan avukatlara yaptırım uyguladı; New York'taki 2023 tarihli Mata v. Avianca kararı bunun en bilinen örneği. İdari işlemlerinde mevzuata ve yargı kararlarına atıf yapan kamu görevlileri için doğrulama alışkanlığı bir tercih değil, zorunluluk.
- Komutların gizliliği. Personel, bir komut alanına yazdıklarının hizmetin koşullarına bağlı olarak sağlayıcı tarafından saklanabileceğini, incelenebileceğini veya model eğitiminde kullanılabileceğini bilmeli.
- Kayıt ve arşiv. Resmî dosyaların parçası hâline gelen yapay zekâ destekli taslaklar, kamu kayıtları ve arşiv kurallarına tabi. Kurumlar hangi versiyonların saklanacağına ve yapay zekâ katkısının nasıl belgeleneceğine karar vermeli.
- Bilgi edinme hakkı. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca vatandaşlar kamu kurumlarından bilgi ve belge talep edebiliyor. Kurumlar, kamuyu etkileyen kararlarda yapay zekânın kullanılıp kullanılmadığına ve nasıl kullanıldığına ilişkin sorularla karşılaşmayı beklemeli.
- Telif ve lisanslar. Yapay zekâ çıktılarının kime ait olduğu ve kullanılan araçların lisans koşulları henüz netleşmiş sorular değil; bu konuyu yapay zekâ ile üretilmiş görsellerin telif hakkı yazımızda tartıştık.
- Önyargı ve erişilebilirlik. Model performansı diller, lehçeler ve gruplar arasında farklılık gösterebilir. Farklı vatandaş kesimlerine hizmet veren personel, dengesiz çıktıları fark edip düzeltebilmeli.
Kapsamda başka kimler var? Yerel yönetimler, kamu iktisadi teşebbüsleri ve yükleniciler
Haberler programı tüm kamu çalışanlarını kapsayan bir girişim olarak tanımlıyor; ancak Türkiye'de kamu yönetimi geniş bir ekosistem. Belediyeler ve şirketleri, üniversiteler, bağımsız düzenleyici kurumlar ve kamu iktisadi teşebbüsleri yapay zekâyı kendi yöntemleriyle kullanıyor ve bunların bir kısmı idari veya mali özerkliğe sahip. Programın bu kurumlarda tek tip mi uygulanacağı, yoksa her birinin kendi kararlarıyla mı benimseneceği, gerçek erişimini belirleyecek.
Yükleniciler ise ayrı bir kör nokta. Kamu kurumlarına hizmet veren yazılım firmaları, çağrı merkezi işletmecileri ve danışmanlık şirketleri çoğu zaman memurlarla aynı verileri ve sistemleri kullanıyor. Kurumun kadrosunda kalan bir okuryazarlık programı, veri akışının kenarlarında bir boşluk bırakır. Kamu alım sözleşmeleri, tedarikçilerden eşdeğer eğitim ve yapay zekâ kullanım kuralları talep ederek bu boşluğu kapatabilir.
Başarıyı tamamlama oranlarının ötesinde ölçmek
Programın katılım yerine başarıya odaklanması umut verici; ancak anlamlı bir ölçüm, sınav puanlarının ötesine geçen göstergeler gerektirecek. Yapay zekâ kullanımının ne kadarının onaylı araçlar üzerinden yapıldığı, kurum içinde bildirilen olayların sayısı ve ne kadar hızlı ele alındığı, yapay zekâ destekli taslakların insan incelemesinde düzeltilme oranı ve dış hizmetlere girilen verilere ilişkin periyodik denetimlerin sonuçları yararlı sinyaller olabilir. Toplulaştırılmış sonuçların yayımlanması, devletin yapay zekâ kullanımına duyulan kamu güvenini de güçlendirir.
Eylem Planı ile bağlantısı
Program, 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı'nın insan kaynağı ve kamu kapasitesi hedefleriyle uyumlu biçimde tasarlandı. Eylem Planı'nın hukuki çerçevesini 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi incelememizde, stratejik yönelimini ise "Devletin Akıllı Rotası" analizimizde ele aldık. Kamu personelinin eğitimi, planın uygulamaya dönük ilk somut adımlarından biri olarak okunabilir: yapay zekânın kamuda yaygınlaşması, onu kullanan insanın yetkinliğiyle birlikte ilerlemek zorunda.
Uluslararası örnekler
- Avrupa Birliği: Yukarıda değinilen 4. madde, okuryazarlığı kamu ve özel sektör ayrımı yapmadan yapay zekâ kullanan tüm kuruluşlar için bağlayıcı bir yükümlülük hâline getirdi.
- Birleşik Krallık: Hükümet, kamu görevlilerinin yapay zekâyı güvenli ve etkili kullanmasına yönelik ilkeleri bir araya getiren bir yapay zekâ kullanım kılavuzu (AI Playbook) yayımladı.
- ABD: Federal kurumların yapay zekâ kullanımına ilişkin yönetim bütçe ofisi talimatları, kurumlarda yapay zekâ yönetişimi ve personel kapasitesinin geliştirilmesini öngörüyor.
Bu örneklerin ortak paydası, eğitimin tek başına yeterli sayılmaması: okuryazarlık, onaylı araç listeleri, veri sınıflandırması, kullanım politikaları ve olay bildirimi mekanizmalarıyla birlikte bir yönetişim sisteminin parçası olarak ele alınıyor.
Kurumlar ne yapmalı?
Eğitim programı önemli bir başlangıç, ancak kurumların bunu tamamlayan iç düzenlemeler yapması gerekiyor:
- Kurumsal yapay zekâ kullanım politikası. Hangi araçların hangi amaçlarla kullanılabileceğini, hangi veri türlerinin kesinlikle girilemeyeceğini ve ihlal hâlinde izlenecek süreci tanımlayan yazılı bir politika. Bu konuda kurumsal yapay zekâ kullanım politikası rehberimiz doğrudan kullanılabilecek bir çerçeve sunuyor.
- Onaylı araç listesi. Veri güvenliği değerlendirmesinden geçmiş, mümkünse yerli veya kurum içi barındırılan araçların belirlenmesi.
- Veri sınıflandırması. Hangi bilginin gizli, hangisinin kişisel, hangisinin kamuya açık olduğunun personelin kolayca anlayabileceği biçimde belirlenmesi.
- İnsan onayı ve kayıt. Yapay zekâ destekli taslakların nihai hâle gelmeden önce yetkili personelce incelenmesi ve bu sürecin kayıt altına alınması.
- Olay bildirimi. Hatalı çıktı, veri sızıntısı veya deepfake girişimi gibi durumların hızla bildirilebileceği bir iç kanal.
Vatandaşın bakış açısı
Yapay zekâ okuryazarlığı tartışmaları genellikle personele odaklanıyor; oysa nihai yararlanıcı vatandaş. Başvurusu yapay zekâ desteğiyle değerlendirilen bir kişinin, yapay zekânın sürece dahil olduğunu bilmekte, gerekçesi anlaşılabilir bir karar almakta ve bu kararı bir insan önünde sorgulayabilmekte meşru bir menfaati var. Bu beklentiler zaten idare hukukunun genel ilkelerinden — gerekçe yükümlülüğü, dinlenilme hakkı ve yargısal denetim hakkı — ve KVKK'nın münhasıran otomatik sistemlerle yapılan analizler sonucunda kişinin aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz hakkından kaynaklanıyor. İdarenin hakkaniyete aykırı davrandığını düşünen vatandaşlar, yargı yolunun yanında Kamu Denetçiliği Kurumu'na da başvurabiliyor. İyi eğitilmiş görevliler, bu hakların uygulamada işlemesinin en iyi güvencesi: bir modelin çıktısına nasıl ulaştığını anlayan bir görevli, kararı açıklamaya, hatayı fark etmeye ve kimseye zarar vermeden düzeltmeye çok daha yatkındır.
Bundan sonra ne izlenmeli?
Üç soru programın etkisini belirleyecek. Birincisi, uygulama takvimi ve eğitimi tamamlama süreleri. İkincisi, mikro sertifikaların kariyer ve yetkilendirme süreçleriyle nasıl ilişkilendirileceği. Üçüncüsü, eğitimin kurum düzeyinde kullanım politikaları, onaylı araç listeleri ve veri güvenliği tedbirleriyle ne ölçüde desteklenebileceği. Eğitimli ama kurallardan yoksun bir kamu yönetimi, riskleri yalnızca kısmen azaltır.
Sık Sorulan Sorular
Eğitim hangi kamu çalışanlarını kapsıyor?
Duyuruya göre program tüm kamu çalışanlarını hedef kitle olarak belirliyor ve eğitim kurumların insan kaynakları sistemleri üzerinden zorunlu tutulacak.
Eğitim nasıl verilecek?
E-öğrenme yöntemiyle. Temel modüllerin yanında görev ve sorumluluklara göre hazırlanmış kısa uygulama modülleri de sunulacak.
Yalnızca katılım yeterli mi?
Hayır. Duyuruya göre yalnızca tamamlama değil, başarı düzeyi de izlenecek; başarıyla tamamlayanlara seviye bazlı mikro sertifika verilecek.
Eğitim almak, bir kamu görevlisinin yapay zekâ kaynaklı hatasında sorumluluğu ortadan kaldırır mı?
Hayır. Eğitim, özen yükümlülüğünün yerine getirilmesinde önemli bir unsur olsa da her somut olayda kusur ve sorumluluk ayrıca değerlendirilir. Aksine, eğitim almış personelden beklenen özen düzeyi daha yüksektir.
Kamu görevlileri ChatGPT gibi genel araçları kullanabilir mi?
Bu, kurumun kullanım politikasına bağlıdır. Kişisel veri, gizli bilgi veya resmî yazışma içeriğinin genel amaçlı ve yurt dışında barındırılan araçlara girilmesi, KVKK ve bilgi güvenliği mevzuatı bakımından ciddi riskler taşır.
Bu düzenleme AB'nin yapay zekâ okuryazarlığı yükümlülüğüyle nasıl karşılaştırılabilir?
AB'nin 4. maddesi tüm sağlayıcılar ve kullanıcı kuruluşlar için yasal bir yükümlülük; Türkiye'nin programı ise kamu sektörüne yönelik bir eğitim girişimi. Ancak her ikisi de okuryazarlığın göreve, deneyime ve sistemin kullanım bağlamına göre belirlendiği ortak bir mantığı paylaşıyor.
Eğitim ve sertifika kayıtları kişisel veri midir?
Evet. Başarı puanları ve sertifika seviyeleri kimliği belirli çalışanlara ilişkin olduğundan KVKK'ya tabidir. Kurumlar bu kayıtların nasıl kullanılacağı, kimlerin erişebileceği ve ne kadar saklanacağı konusunda personeli bilgilendirmelidir.
Belediyeler ve kamu iktisadi teşebbüsleri de katılmak zorunda mı?
Duyuru tüm kamu çalışanlarından söz ediyor; ancak programın idari veya mali özerkliği bulunan kurumlara nasıl uygulanacağı, uygulama düzenlemelerine ve her kurumun kendi kararlarına bağlı olacak.
Uzman Görüşü
Bu bölüm, sitenin kurucusu ve yapay zekâ etiği & uyum danışmanı sıfatıyla kişisel değerlendirmemi içerir.
Kanaatimce kamu personeline zorunlu yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi, doğru zamanda atılmış ve doğru kurgulanmış bir adım. Doğru zamanda, çünkü üretken yapay zekâ araçları kamu çalışanlarının günlük işlerine resmî bir politika beklemeden çoktan girdi; bu "gölge kullanım" yönetilmedikçe veri sızıntıları ve hatalı idari işlemler kaçınılmaz. Doğru kurgulanmış, çünkü program yalnızca katılımı değil başarıyı ölçüyor ve görev bazlı modüllerle bağlama duyarlı bir yaklaşım benimsiyor.
Ancak hukukçu olarak altını çizmem gereken bir nokta var: okuryazarlık bir yönetişim sisteminin başlangıcıdır, kendisi değil. Eğitimli bir personelin doğru davranabilmesi için hangi araçları hangi verilerle kullanabileceğini söyleyen yazılı kurallara, onaylı araç listelerine, insan onayı mekanizmalarına ve bir olay bildirim kanalına ihtiyacı var. Aksi hâlde eğitim, sorumluluğu kurumdan bireye kaydıran bir araca dönüşme riski taşır: "Eğitimi almıştın, hata senin" yaklaşımı, sistemik eksiklikleri örtmemeli.
Kamu kurumlarına tavsiyem, bu programı kurumsal yapay zekâ kullanım politikalarını hazırlamak için bir vesile olarak görmeleri. AB Yapay Zekâ Yasası'nın 4. maddesiyle kurulan yakınlık da ileride Türkiye'nin uyum süreçlerinde önemli bir avantaj sağlayabilir. Kamuda yapay zekânın meşruiyeti, teknolojinin gücünden çok onu kullanan insanın yetkinliğine ve bu kullanımın hukuka bağlılığına dayanacak.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. Programa ilişkin olgular, 2 Eylül 2026 tarihli basın haberlerine (Memurlar.net) dayanmaktadır; uygulama ayrıntıları resmî düzenlemelerle netleşecektir. Yorum ve değerlendirmeler yazara aittir.