29 Eylül'de ne oldu?
ABD Başkanı, 29 Eylül 2026'da “Inaugurating the Era of Super Intelligence” (Süper Zekâ Çağını Başlatmak) başlıklı 14434 sayılı başkanlık kararnamesini (executive order) imzaladı. Kararname, 2 Ekim 2026'da ABD'nin resmî yayın organı Federal Register'da 91 FR 63129 numarasıyla (FR Doc. 2026-20321) yayımlandı. İki sayfa ve dört bölümden oluşan metnin özü bir terim değişikliği: federal yürütmeye bağlı bakanlık ve kurumlar, bundan böyle “Artificial Intelligence” ve “AI” yerine “Super Intelligence” ve “SI” ifadelerini kullanacak.
Aynı gün öğleden sonra Beyaz Saray'da teknoloji şirketlerinin yöneticileriyle yapılan toplantının ardından Başkan ve altı şirketin üst düzey temsilcileri kısa, gönüllülük esasına dayalı bir metin imzaladı. Basında bu metin “White House Accord on Super Intelligence” (Süper Zekâ Konusunda Beyaz Saray Mutabakatı) adıyla anılıyor. Beş gün sonra, 4 Ekim'de Başkan bir sosyal medya paylaşımıyla “Super Intelligence Force” adını verdiği yeni bir federal yapı kurulduğunu ve bu yapıya Ulusal İstihbarat Direktörü Jay Clayton'ın başkanlık edeceğini duyurdu.
Üç gelişme tek bir paket olarak sunuldu; ancak hukuki nitelikleri birbirinden farklı. Kararname, yayımlanmış bir hukuki işlemdir. Mutabakatın metni yalnızca basın haberlerinden biliniyor. Görev gücü ise şimdilik bir sosyal medya paylaşımından ve basın haberlerinden ibaret. Bu yazıda üçü ayrı ayrı ele alınıyor.
Kararname ne diyor? Bölüm bölüm
1. bölüm (Amaç) politikanın gerekçesini ortaya koyuyor. Metne göre bugünün öncü sistemleri insan zekâsının belirli yönlerini taklit etmenin ya da otomatikleştirmenin çok ötesine geçmiştir ve “Super Intelligence” ifadesi bu yetenekleri daha iyi anlatmaktadır. Bölüm, yürütme organının “hukukun izin verdiği azami ölçüde” yeni terimleri eskilerinin yerine kullanacağını ve “Artificial Intelligence” ile “AI” kullanımını “ilgili hiçbir ortamda” tanımayacağını (“will not acknowledge”) ilan ediyor.
2. bölüm (Uygulama) asıl talimatı içeriyor. 2(a) bendine göre kurumlar resmî yazışmalarda, kamuya yönelik açıklamalarda, internet sitelerinde, raporlarda, politika belgelerinde ve yürütme organı içindeki “kanun niteliği taşımayan diğer belgelerde” “Super Intelligence” ve “SI” terimlerini kullanacak. 2(b) bendi ise önemli bir sınır çiziyor: bu bölümdeki hiçbir hüküm, daha önce çıkarılmış düzenleyici işlemlerin, başkanlık işlemlerinin, sözleşmelerin, hibelerin veya diğer geçmiş belgelerin değiştirilmesini gerektirmiyor.
3. bölüm (Tanım) iki şey yapıyor. 3(a) bendine göre kararnamenin uygulanmasında ve kanunda aksi öngörülmedikçe “Super Intelligence” ve “SI”, 15 U.S.C. § 9401(3) hükmünde tanımlanan “yapay zekâ” kavramının kapsadığı teknoloji ve sistemleri ifade ediyor. Bu tanım 2020 tarihli Ulusal Yapay Zekâ Girişimi Kanunu (National Artificial Intelligence Initiative Act) ile getirildi. Tanıma göre yapay zekâ; insan tarafından belirlenmiş hedefler doğrultusunda gerçek ya da sanal ortamları etkileyen tahmin, öneri veya karar üretebilen makine tabanlı bir sistemdir. Kısacası yeni ad, eskisiyle tamamen aynı teknolojileri kapsıyor.
3(b) bendi ise Başkanın Bilim ve Teknoloji Danışmanına (Assistant to the President for Science and Technology, APST) 60 günlük bir süre veriyor. Danışman bu süre içinde, 1. bölümde anlatılan yetenekleri yansıtan federal bir “Super Intelligence” tanımı için Başkana kanun metni önerisi sunacak. Önerinin şunları içermesi gerekiyor:
- yeni tanımın mevcut kanuni “yapay zekâ” tanımını değiştirip değiştirmeyeceğine, genişletip genişletmeyeceğine ya da onun yerini alıp almayacağına ilişkin bir değerlendirme;
- mevcut kanunlardaki atıflara yönelik gerekli uyum değişiklikleri;
- başka başkanlık veya yürütme işlemlerine ilişkin öneriler.
29 Eylül'den itibaren 60 gün, 28 Kasım 2026'da doluyor. Danışmanlık görevini şu anda Bilim ve Teknoloji Politikası Ofisi'nin (OSTP) de direktörü olan Michael Kratsios yürütüyor.
4. bölüm (Genel hükümler) standart kayıtları içeriyor. Kararname, yürürlükteki hukuka uygun biçimde ve bütçe imkânları ölçüsünde uygulanacak. Ayrıca kimse lehine yargı yoluyla ileri sürülebilecek usule veya esasa ilişkin bir hak ya da menfaat doğurmuyor ve doğurmayı amaçlamıyor.
Beyaz Saray'ın aynı gün yayımladığı bilgi notu kararnameyi aynı çerçevede özetliyor ve Mart 2026'da açıklanan yasama önerilerini “National Super Intelligence Policy Framework” olarak anıyor. Bilgi notunda mutabakattan da görev gücünden de söz edilmiyor.
Kararname neyi yapmıyor?
Metin çok kısa olduğu için ona içerdiğinden fazlasını yüklemek kolay. Oysa metnin kendisine bakıldığında tablo şöyle:
- Kanunu değiştirmiyor. Başkanlık kararnamesi yürütme organına talimat verir, kanunu değiştiremez. 15 U.S.C. § 9401(3) hükmündeki tanım da, “yapay zekâ” terimini kullanan diğer bütün kanunlar da yerinde duruyor. Kararnamenin kanun metni önerisi istemesi de bunun kabulü: kanunu yalnızca Kongre çıkarabilir.
- Kapsamı değiştirmiyor. 3(a) bendi “SI”yı mevcut kanuni yapay zekâ tanımına bağlıyor. Bu kararname yüzünden hiçbir teknoloji bir düzenleyici kategoriye girmiyor ya da kategoriden çıkmıyor.
- Özel kişilere yükümlülük getirmiyor. Şirketlere, yüklenicilere veya yabancı devletlere herhangi bir talimat içermiyor. 4(c) bendi de kimse için dava edilebilir bir hak doğmadığını açıkça belirtiyor.
- Mevcut belgeleri yeniden yazdırmıyor. 2(b) bendi uyarınca daha önce çıkarılmış düzenlemeler, başkanlık işlemleri, sözleşmeler ve hibeler olduğu gibi kalıyor.
- Eyalet hukuku, ihracat denetimi ve güvenlik konusunda sessiz. Metinde eyalet yasalarını bertaraf eden (preemption) bir hüküm, İhracat İdaresi Düzenlemeleri'ne (EAR) bir atıf ya da test, lisans veya bildirim yükümlülüğü bulunmuyor.
Kararnamenin yaptığı şey ise idari nitelikte. Federal ihale ilanlarında, rehberlerde ve kurum sitelerinde “SI” teriminin kullanılmaya başlanması bekleniyor. Wiley Rein'in değerlendirmesine göre Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST), iletişim içeriğini talimat doğrultusunda güncellemek üzere çalıştığını açıklamış. Esasa ilişkin bir değişiklik olacaksa bu, ancak Kongre 28 Kasım önerisi üzerine harekete geçerse gündeme gelecek.
1. bölümdeki bir ifade ayrıca incelenmeyi hak ediyor: yürütme organının “Artificial Intelligence” ve “AI” kullanımını “ilgili hiçbir ortamda tanımayacağı” ifadesi. Asıl yükümlülüğü yürütme organının kendi belgeleriyle sınırlayan 2. bölüm ve politikanın tamamını kayıt altına alan “hukukun izin verdiği azami ölçüde” ibaresi birlikte okunduğunda en makul yorum şu: bu ifade kurumların kendi yazım dilini düzenliyor, başkalarının yazdığı belgelere nasıl davranacaklarını değil. Kararnamede, bir teklifi ya da kamuya açık bir görüşü “AI” kelimesini kullandığı için kurallara aykırı hâle getiren hiçbir hüküm yok.
Mutabakat ve görev gücü: basına yansıyanlar
Mutabakat. Aşağıdaki bilgiler Euronews, Forbes Australia, Al Jazeera ve Nextgov haberlerine dayanıyor. Haberlere göre 29 Eylül'de imzalanan belgenin adı “White House Accord on Super Intelligence”, alt başlığı ise “Joint Commitment on Frontier Responsibilities”. Bir haber, alt başlıktaki metni ayrı bir ek belge olarak aktarıyor. Belgeyi Başkanla birlikte şu isimler imzaladı:
- Dario Amodei (Anthropic);
- Sundar Pichai (Google);
- Mark Zuckerberg (Meta);
- Greg Brockman (OpenAI);
- Jensen Huang (Nvidia);
- Elon Musk (xAI).
Haberlere göre metin 300 kelimeyi biraz aşıyor ve öncü (frontier) modelleri eğiten ve kullanıma sunan şirketler için dört katmanlı bir denetim yapısı öngörüyor:
- model yeteneklerini ve uyumunu (alignment) izleyen iç kontroller;
- bu kontrolleri denetlemekle yetkilendirilmiş bir iç ekip;
- bağımsız bir dış denetçi veya değerlendirici;
- raporları gözetecek, yönetim kurulu bünyesinde bağımsız bir komite.
Metin ayrıca “zamanla bu adımların kanun veya düzenlemelerle bağlayıcı hâle getirilmesinin anlamlı olabileceğini” belirtiyor.
Haberler mutabakatta neyin bulunmadığı konusunda da hemfikir: yaptırım yok, devlete bir denetim rolü verilmiyor, takvim belirlenmiyor ve imzacıların denetçiyi açıklama ya da denetim sonuçlarını yayımlama yükümlülüğü bulunmuyor. Metnin kimseyi bağlayıp bağlamadığı sorulduğunda Başkan, mutabakatın “ahlaken bağlayıcı” (“morally binding”) olduğunu düşündüğünü söyledi. Temmuz 2023'te önceki yönetime gönüllü taahhütte bulunan yedi şirket arasında yer alan Microsoft ve Amazon, haberlerde adı geçen imzacılar arasında yer almıyor. Euronews'e göre mutabakat Başkanın sosyal medya hesabından paylaşıldı. Metni whitehouse.gov'da bulamadık; resmî bilgi notunda da mutabakata değinilmiyor. Bu nedenle haberlere yansıyan ifadeler henüz resmî bir kaynakla karşılaştırılamıyor.
“Super Intelligence Force”. Associated Press ve TechCrunch'e göre Başkan 4 Ekim'de bir sosyal medya paylaşımında, Ulusal İstihbarat Direktörü Jay Clayton'ın “Super Intelligence Force” adlı bir görev gücüne başkanlık edeceğini açıkladı. Açıklanan amaç, “Amerika'nın Süper Zekâ alanında dünyaya öncülük etmeye devam etmesi” için federal çabaları koordine etmek. AP, görev gücünün diğer üyeleri olarak Federal Ticaret Komisyonu (FTC) Başkanı Andrew Ferguson'ı, Pentagon'un teknoloji direktörü Emil Michael'ı ve Personel Yönetimi Ofisi (OPM) Direktörü Scott Kupor'u sayıyor ve yapının Başkana ve Beyaz Saray Genel Sekreterine bağlı olacağını aktarıyor.
TechCrunch, Wall Street Journal'a dayanarak görev gücüne teknolojinin riskleri ve fırsatları hakkında rapor hazırlaması için 120 gün verildiğini aktarıyor. Habere göre kuruluş belgesinde hem “SI destekli tehditlere” karşı müdahale planlarından hem de “aşırı düzenleme ve düzenleyicinin ele geçirilmesinden” kaçınmaktan söz ediliyor. Görev gücünü kuran bir kuruluş belgesine ya da başka bir hukuki işleme ulaşamadık. 9 Ekim itibarıyla Federal Register'da bu yapıya ilişkin bir başkanlık belgesi de yayımlanmış değil. Dolayısıyla görev gücünün hukuki dayanağı, üyeleri ve takvimi şimdilik kesinlik taşımıyor.
Kararnamenin federal yapay zekâ politikasındaki yeri
14434 sayılı kararname, Ocak 2025'te yön değiştiren başkanlık kararnameleri dizisinin son halkası.
- 14110 sayılı kararname (30 Ekim 2023), önceki yönetimin “güvenli, emniyetli ve güvenilir” yapay zekâya ilişkin düzenlemesiydi ve en büyük modelleri geliştirenlere devlete bildirim yükümlülüğü getiriyordu. 14148 sayılı kararname ile 20 Ocak 2025'te yürürlükten kaldırıldı.
- 14179 sayılı kararname (23 Ocak 2025), “Yapay Zekâda Amerikan Liderliğinin Önündeki Engellerin Kaldırılması” başlığını taşıyor ve bugünkü politikanın yönünü belirledi. Yönetim ve Bütçe Ofisi (OMB), bu kararnameyi Nisan 2025'te kurumların yapay zekâ kullanımı ve tedarikine ilişkin M-25-21 ve M-25-22 sayılı genelgelerle uygulamaya koydu.
- 14318, 14319 ve 14320 sayılı kararnameler (23 Temmuz 2025), America's AI Action Plan ile birlikte yayımlandı. Bu kararnameler veri merkezi izinlerini, federal kurumların tedarik ettiği modellerde ideolojik tarafsızlığı ve ABD teknolojisini uçtan uca paketler hâlinde ihraç etmeyi amaçlayan “American AI Exports Program”ı düzenliyor.
- 14365 sayılı kararname (11 Aralık 2025), “Yapay Zekâ için Ulusal Bir Politika Çerçevesinin Sağlanması” başlığını taşıyor ve eyalet yasalarını hedef alıyor. Kararname:
- Başsavcıdan eyaletlerin yapay zekâ yasalarına dava yoluyla itiraz edecek bir AI Litigation Task Force kurmasını istedi;
- Ticaret Bakanlığı'ndan “aşırı külfetli” eyalet yasalarını belirlemesini istedi;
- Ticaret Bakanlığı'ndan, “aşırı külfetli” yapay zekâ yasaları bulunan eyaletleri federal hukukun izin verdiği ölçüde kalan federal genişbant (BEAD) fonlarının bir kısmından yararlanamaz hâle getirmesini istedi;
- çatışan eyalet yasalarını bertaraf edecek tek tip bir federal çerçeve için kanun önerisi hazırlanmasını istedi; çocukların korunması, veri merkezi altyapısı ve eyaletlerin kendi tedarikleri bu önerinin dışında bırakıldı.
- 14409 sayılı kararname (2 Haziran 2026), “İleri Yapay Zekâda İnovasyon ve Güvenliğin Desteklenmesi” başlığını taşıyor ve siber savunmaya odaklanıyor. Geliştiricilerin “kapsam dahilindeki öncü modellere” piyasaya sürülmeden önce devletin erişimini sağlayabileceği gönüllü bir çerçevenin tasarlanmasını öngörüyor. Kararnamede, ilgili bölümdeki hiçbir hükmün yeni modeller için zorunlu lisans, ön onay veya izin rejimi kurmaya yetki vermediği açıkça belirtiliyor.
Bu tablo içinde 14434 sayılı kararname, hukuki etkisi bakımından dizinin en hafif halkası. Önemi iki noktada toplanıyor.
Birincisi, mutabakatla birlikte 14409 sayılı kararnamenin yaklaşımını sürdürüyor: bağlayıcı kurallar yerine sektörle gönüllü düzenlemeler yoluyla yönetişim. Nextgov'un aktardığına göre Başkan Yardımcısı Vance aynı gün öncü modeller için FDA ya da FAA benzeri bir düzenleyici kurum fikrini reddetti. Vance, tüketici zararları bakımından FTC'nin ve Adalet Bakanlığı'nın mevcut yetkilerine işaret etti.
İkincisi, 28 Kasım önerisi teknolojinin federal kanundaki tanımını yeniden tartışmaya açıyor. Kararname, bu önerinin 14365 sayılı kararnamenin 8. bölümünde öngörülen federal çerçeve kanunuyla ilişkilendirilip ilişkilendirilmeyeceğini söylemiyor. Bazı yorumcular bu ihtimali dile getiriyor, ancak şimdilik bu bir tahminden ibaret.
Eyaletler de aynı iki haftada harekete geçti. Washington Başsavcılığının 24 Eylül tarihli duyurusuna göre, aralarında Columbia Bölgesi ve Amerikan Samoası başsavcılarının da bulunduğu 26 başsavcıdan oluşan iki partili bir koalisyon, Kongre liderlerine gönderdiği mektupta başka taleplerin yanı sıra güvenlik testlerinin federal düzeyde denetlenmesini ve “eyalet yasalarının bertaraf edilmesinin yasaklanmasını” istedi. Kaliforniya Valisi ise 30 Eylül'de, 13 yeni yasayı imzaladı. Bunlardan 12'si yapay zekâya ilişkin; aralarında avukatların yapay zekâ kullanımına ve işyerinde yalnızca yapay zekâya dayanan disiplin ve işten çıkarma kararlarına ilişkin düzenlemeler de var.
ABD Anayasası'na göre eyalet hukukunu bertaraf etme gücü federal kanunlardan ve geçerli federal düzenlemelerden kaynaklanır. Bir başkanlık kararnamesi tek başına bir eyalet yasasını ortadan kaldıramaz. Kongre bu alanda kanun çıkarmadıkça ya da bir mahkeme iptal etmedikçe eyaletlerin yapay zekâ yasaları yürürlükte kalmaya devam ediyor.
ABD dışındaki şirketler için ne anlama geliyor?
Federal kamu alımları. ABD federal kurumlarına doğrudan ya da ABD'li ana yükleniciler aracılığıyla yazılım, bulut veya veri analitiği hizmeti sunan ABD dışı tedarikçiler, ihale ilanlarında, soru formlarında ve kurum rehberlerinde “SI” ifadesiyle karşılaşmayı beklemeli. 3(a) bendi “SI”yı kanuni yapay zekâ tanımına bağladığı için ihale şartlarının kapsamı değişmiyor: bir “AI sistemi” için öngörülen şart, bir “SI sistemi” için de aynen geçerli. Mevcut sözleşmeler 2(b) bendi gereği etkilenmiyor. Pratikte yapılması gereken, iç uyum eşleştirmelerinin her iki terimi de tanımasını sağlamak; böylece bir yükümlülük yalnızca farklı adla anıldığı için gözden kaçmaz. OMB'nin Nisan 2025 genelgelerini yeni terimlerle yeniden yayımlayıp yayımlamayacağı henüz bilinmiyor.
İhracat denetimleri. Kararname, İhracat İdaresi Düzenlemeleri'ne ya da herhangi bir yaptırım programına dokunmuyor. ABD'nin ileri bilişim ürünlerine yönelik ihracat kontrolleri “yapay zekâ” kelimesine değil teknik performans ölçütlerine dayanıyor. ABD'den çip ya da model satın alan ABD dışı şirketler için hiçbir şey değişmiyor. İhracatı teşvik bakımından yürürlükteki politika, 14320 sayılı kararnameyle kurulan American AI Exports Program olmaya devam ediyor. Freshfields, ileride kanunla getirilecek bir tanımın ihracat kontrollerini ve diğer federal programları etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Bu, bugünkü bir etki değil, izlenmesi gereken bir ihtimal.
Sözleşmeler. Kararname özel hukuk sözleşmelerini değiştirmiyor. ABD hukukuna tabi bir sözleşme kanuni tanıma atıf yapıyorsa, bugün atıf yapılan metin hâlâ 15 U.S.C. § 9401(3). Kongre ileride bu tanımı değiştirirse sonuç sözleşmenin kaleme alınış biçimine bağlı olacak. Kanuna “değişiklikleriyle birlikte” atıf yapan sözleşmelerin kapsamı değişebilir; tanımı kelimesi kelimesine aktaran sözleşmeler ise etkilenmez. ABD'li karşı taraflarla yapılmış uzun vadeli sözleşmelerde bu noktayı şimdiden kontrol etmekte yarar var.
Mutabakat. ABD dışındaki şirketler mutabakatın tarafı değil ve ondan doğan bir yükümlülükleri yok. Bununla birlikte mutabakattaki dört katmanlı yapı, müşterilerin yapay zekâ tedarikçilerinden zaten beklediği güvencelere oldukça yakın. İmzacı şirketlere tedarik sağlayanlar, aynı beklentilerle sözleşme hükümleri yoluyla karşılaşabilir.
AB, Kore ve Türkiye düzenlemeleri karşısında
Yeni adlandırmanın ABD dışında hukuki bir sonucu yok. Bu sitenin okurları için en önemli düzenlemelerin her biri teknolojiyi kendi terimleriyle tanımlıyor.
Avrupa Birliği. Yapay Zekâ Tüzüğü (2024/1689 sayılı AB Tüzüğü) “yapay zekâ sistemi”ni 3(1). maddede tanımlıyor ve nerede kurulmuş olursa olsun sistemlerini AB pazarına sunan sağlayıcılara uygulanıyor. Dolayısıyla bir ABD şirketinin sistemleri, Washington onlara ne ad verirse versin, AB'de “yapay zekâ sistemi” olarak kalıyor. Asıl öğretici karşılaştırma yöntemle ilgili: AB, teknolojiye risk temelli, bağlayıcı yükümlülükler ve idari para cezaları bağlarken ABD federal yürütmesi gönüllü taahhütlere dayanıyor ve 14409 sayılı kararnamede lisans rejimini açıkça dışlıyor.
Kore. Kore'nin Yapay Zekâ Temel Kanunu (Yapay Zekânın Geliştirilmesi ve Güvene Dayalı Bir Altyapı Oluşturulması Hakkında Çerçeve Kanun) 22 Ocak 2026'dan bu yana yürürlükte. Kanunun kendine ait bir yapay zekâ tanımı var. Kanun, belirli yapay zekâ işletmecilerine şeffaflık ve güvenlik yükümlülükleri getiriyor; Kore Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle belirlenen eşikleri aşan yabancı işletmecilerin ise Kore'de bir yurt içi temsilci ataması gerekiyor. ABD'deki ad değişikliği bunların hiçbirini etkilemiyor.
Türkiye. Türkiye'de yürürlükte genel bir yapay zekâ kanunu bulunmuyor. Bugün temel politika belgesi, 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile uygulamaya konulan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030). Eylem Planı kamu kurumlarına hitap ediyor ve özel kişilere doğrudan yükümlülük getirmiyor. ABD kararnamesi Türk hukukunda hiçbir şeyi değiştirmiyor. Türk mevzuatında ve politika belgelerinde kullanılan terimler, Eylem Planı ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'ndan doğan yükümlülükler dahil, olduğu gibi kalıyor. ABD federal pazarına satış yapan Türk şirketleri için tek sonuç, yukarıda anlatılan ihale terminolojisi meselesi.
Bundan sonra neler izlenmeli?
- 28 Kasım 2026: Bilim ve Teknoloji Danışmanının federal “Super Intelligence” tanımına ilişkin kanun metni önerisini Başkana sunması gerekiyor. Kararname bu önerinin yayımlanmasını şart koşmuyor.
- Kongre: kanuni tanımdaki her değişiklik için yasama gerekiyor.
- Görev gücü: kuruluşuna ilişkin resmî bir belgenin yayımlanıp yayımlanmayacağı ve basına yansıyan 120 günlük raporun ne zaman geleceği. 4 Ekim'den sayılırsa bu süre Şubat 2027 başında doluyor.
- Mutabakat: resmî metnin yayımlanıp yayımlanmayacağı, başka şirketlerin katılıp katılmayacağı ve imzacılardan herhangi birinin dış denetçisini veya yönetim kurulu komitesini açıklayıp açıklamayacağı.
- Eyalet yasaları: tanım önerisinin federal bir çerçeve kanunla ilişkilendirilip ilişkilendirilmeyeceği ve bunun Kaliforniya'nın yeni yasalarıyla ve başsavcıların eyalet yetkisinin korunması talebiyle nasıl etkileşeceği.
Sıkça sorulan sorular
“Yapay zekâ” terimi ABD hukukundan çıkarıldı mı?
Hayır. Kararname yalnızca yürütme organının kanun niteliği taşımayan kendi belgelerini bağlıyor. Kanunlar, mevcut düzenlemeler, sözleşmeler ve hibeler “artificial intelligence” terimini korumaya devam ediyor. Kanuni bir değişiklik için Kongre'nin kanun çıkarması gerekiyor; kararname yalnızca bir öneri hazırlanmasını istiyor.
Türk veya Koreli bir şirketin ürünlerinin adını ya da belgelerini değiştirmesi gerekiyor mu?
Hayır. ABD dışındaki hukuk düzenleri etkilenmiyor; ABD federal hukuku da tanımını değiştirmiş değil. ABD federal kurumlarına satış yapan şirketlerin, uyum ekiplerinin ihale belgelerinde ve soru formlarında “SI” ile “AI”yı aynı şey olarak ele almasını sağlaması ve ABD hukukuna tabi sözleşmelerinin kanuni tanımlara nasıl atıf yaptığını kontrol etmesi yeterli.
Mutabakat hukuken bağlayıcı mı?
Basına yansıyan metne göre hayır. Mutabakat gönüllülük esasına dayanıyor, yaptırım içermiyor ve devlete bir denetim rolü vermiyor. Başkan, metni “ahlaken bağlayıcı” olarak nitelendirdi. Resmî metin Beyaz Saray'ın internet sitesinde bulunamadı.
Burhan Doğuş Ayparlar'ın Görüşü
Bu bölüm, sitenin kurucusu Av. Burhan Doğuş Ayparlar'ın kişisel değerlendirmesidir.
Bu kararnameyi bir kelime meselesi sayıp geçmek kolay. Bu yaklaşım yarı yarıya doğru. 14434 sayılı kararname özenle yazılmış bir metin. 3(a) bendi yeni terimi mevcut kanuni tanıma bağlıyor, 2(b) bendi mevcut sözleşmelere, hibelere ve düzenlemelere dokunmuyor, 4(c) bendi de yeni hak doğmasının önünü kesiyor. Şu an için bu, federal yürütmeye verilmiş bir yazım talimatı. ABD dışındaki bir şirketin yapması gereken tek şey, çalışanlarının yeni adı gördüklerinde tanımasını sağlamak.
Dikkat edilmesi gereken kısım 3(b) bendi. Teknoloji hukukunda tanımlar süs değildir: hangi sistemin bir yükümlülüğün içinde, hangisinin dışında kalacağını tanımlar belirler. 15 U.S.C. § 9401(3) hükmündeki bugünkü ABD tanımı ile AB Yapay Zekâ Tüzüğü'nün 3(1). maddesindeki tanım birbirine oldukça yakın. İkisi de belirli hedefler doğrultusunda tahmin, öneri veya karar gibi çıktılar üreten ve bir ortamı etkileyen makine tabanlı sistemleri anlatıyor. Bir şirketin tek bir uyum dosyası hazırlayıp onu farklı hukuk düzenlerinde kullanabilmesini sağlayan da bu ortak yapı. 28 Kasım önerisi işlevi değil yeteneği esas alan bir kanuni tanıma yol açarsa bu örtüşme daralabilir. O zaman her iki pazarda satış yapan kuruluşlar bir tür çeviri maliyetiyle karşılaşır. Bunun olup olmayacağı önerinin içeriğine ve Kongre'ye bağlı; ikisi de bugün belirsiz.
Mutabakat konusunda ise içerikle bağlamı birbirinden ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Mutabakattaki dört katman, yani iç kontroller, bunları denetleyen bir iç ekip, bir dış denetçi ve bir yönetim kurulu komitesi, bütün olarak tanıdık bir yönetişim yapısı. İyi yönetilen her şirket, hangi sektörde olursa olsun, bu yapıyı tanır. Böyle taahhütlerin değerini belirleyen ise doğrulanabilirlik. Basına yansıyan metin denetçi adı vermiyor, tarih koymuyor ve açıklama yükümlülüğü getirmiyor. Bu durumda dışarıdan bakan biri metne uyulup uyulmadığını anlayamaz. Yine de gönüllü taahhütler, özellikle tedarik sözleşmelerine yansıdıklarında, uygulamayı biçimlendirebilir.
Türk ve Koreli kuruluşlar için yerinde olan, ölçülü bir tutum. ABD federal ihalelerine ilişkin işlerde “SI”yı “AI” ile eşleştirmek, ABD hukukuna tabi sözleşmelerin kanuni tanımlara nasıl atıf yaptığını kontrol etmek, 28 Kasım'da ne önerileceğini ve Kongre'nin bununla ne yapacağını izlemek yeterli. Bu kuruluşları bugün gerçekten bağlayan yükümlülükler AB Yapay Zekâ Tüzüğü'nden, Kore'nin Yapay Zekâ Temel Kanunu'ndan ve Türkiye'nin kişisel veri ve sektörel mevzuatından doğuyor. Bunların hiçbiri 29 Eylül'de değişmedi.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. 14434 sayılı başkanlık kararnamesine ilişkin açıklamalar, kararnamenin 2 Ekim 2026'da Federal Register'da (91 FR 63129) yayımlanan metnine ve Beyaz Saray'ın 29 Eylül 2026 tarihli bilgi notuna dayanmaktadır. “White House Accord on Super Intelligence” ve “Super Intelligence Force” hakkındaki bilgiler 29 Eylül ile 5 Ekim 2026 arasında yayımlanan basın haberlerine dayanmaktadır; 9 Ekim 2026 itibarıyla ikisinin de resmî metnine ulaşılamamıştır ve ayrıntılar değişebilir. ABD, AB, Kore ve Türk hukukuna ilişkin değerlendirmeler genel nitelikte olup somut olaylar ayrıca değerlendirilmelidir. Yorum ve değerlendirmeler yazara aittir.