Üçüncü Daire ne karar verdi ve hangi olgular üzerine?

ABD Üçüncü Daire Federal Temyiz Mahkemesi (Third Circuit), 29 Eylül 2026'da Thomson Reuters Enterprise Centre GmbH v. ROSS Intelligence Inc. (No. 25-2153) kararını verdi. Heyette Restrepo, Montgomery-Reeves ve Bove yer aldı. 11 Haziran 2026'daki duruşmanın ardından kararı Hâkim Montgomery-Reeves yazdı. Dosya ara karar temyizi (interlocutory appeal) yoluyla Daire'ye gelmişti. Delaware Federal Bölge Mahkemesi iki soruyu temyiz incelemesine göndermişti: Westlaw'daki editoryal özetler (headnotes) ile Key Number sınıflandırma sistemi hukuken özgün müdür, ve ROSS'un bu özetleri kullanması adil kullanım (fair use) sayılır mı? Daire ilk soruyu özetler bakımından Thomson Reuters lehine yanıtladı. ROSS hiçbir aşamada Key Number sistemine itiraz etmediği için bu konuya girmedi. İkinci soruyu ise ROSS aleyhine yanıtladı ve ROSS'un 2.243 özeti ihlal ettiğine, bu kullanımın adil kullanım olmadığına ilişkin kısmi hükmü onadı. Kararda karşı oy ya da ayrı gerekçe yazısı bulunmuyor.

Mahkeme, davanın sıradan bir dava olarak okunmasını istiyor. Kararın girişinde ROSS'un sunuş biçimiyle davanın “yapay zekâ hukuk teknolojisinin geleceğiyle ilgiliymiş gibi” göründüğü, ancak “görünüşün aldatıcı olabileceği” ve gerçekte bunun “sıradan bir telif davasından ibaret” olduğu belirtiliyor. Hükümler yerleşik içtihada dayanıyor: özgünlük için Feist, kullanımın amacı için Andy Warhol Foundation v. Goldsmith, kullanılan miktar ve piyasa etkisi için Campbell, Harper & Row ve mahkemenin kendi Video Pipeline kararı. Kararda yapay zekâya özgü bir teori yok.

Karar davayı bitirmiyor. Hâkim Bibas'ın Şubat 2025 tarihli kararında yargılamaya bırakılan konular şimdi Delaware'e dönüyor: bazı özetlerin koruma süresinin dolup dolmadığı ya da tescil kapsamında olup olmadığı, kalan özet grupları, Key Number sistemi, yaklaşık 500 karardaki editoryal içerik ve tazminat.

Gerekçe olgulara dayandığı için olguların ayrıntısı önemli. Mahkeme de bu olguların büyük üretken model davalarından nasıl ayrıldığının altını çiziyor. ROSS, IBM'in Watson sistemiyle düzenlenen bir yarışmanın ardından Toronto Üniversitesi'nden üç bilgisayar bilimi öğrencisi tarafından kuruldu. Ürün, sade dille sorulan hukuki sorulara yaklaşık on milyon telif korumasız mahkeme kararından ilgili pasajları getirerek yanıt veriyordu. Mahkemenin vurguladığı gibi sistem üretken değildi; “yeni bir ifade yaratmıyordu”.

ROSS, sistemi eğitmek için LegalEase adlı bir şirketten yaklaşık 25.000 eğitim notu (memo) satın aldı. Her not bir hukuki soru ile dört ila altı karar pasajından oluşuyor, pasajlar da “çok iyi”, “iyi”, “konuyla ilgili” ve “ilgisiz” diye etiketleniyordu. LegalEase ve alt yüklenicisinde notları yazanlar, soruları kurmak için binlerce Westlaw özetini kullandı; dosyaya göre özetler bunun için “kolay bir yol” sağlıyordu. “Çok iyi” yanıt da çoğunlukla Westlaw'un o özete bağladığı karar pasajıydı. ROSS temyizde, yüklenicilerin fiillerinin kendisine atfedilmesine ve özetlerin kopyalandığına itiraz etmedi.

Hâkim Bibas'ın 11 Şubat 2025 tarihli kararı iki olguyu daha ortaya koyuyor. ROSS önce Thomson Reuters'tan lisans istemiş, rakip olduğu için reddedilmişti. ROSS'un avukatı da notların %80'inin eğitimde, %20'sinin doğrulamada kullanıldığını, yani neredeyse tamamının kullanıldığını teyit etmişti. Hâkim, ROSS'un kendi bilirkişisinin bile özetlere çok yakın bulduğu 2.830 özetlik bir grubu tek tek inceledi: soruyu, özeti ve kararın kendisini yan yana koydu. Kısmi hükmü yalnızca makul hiçbir jürinin aksi sonuca varamayacağı 2.243 özet için kurdu. ROSS'un ticari amacı da gizli değildi: Westlaw'la doğrudan karşılaştırmalı reklamlar verdi, fiyatlarını Westlaw'unkilerle “uyumlu” tuttu ve bazı hukuk büroları ROSS'a geçti.

Özgünlük: bir karar özeti neden korunuyor?

Feist'e göre özgünlük eşiği “son derece düşük”tür. Daire, 2.243 özetin hepsinde “bir miktar yaratıcı kıvılcım” bulunduğuna karar verdi. Editörler hangi hukuki noktaların önemli olduğunu seçmiş, bunları Westlaw'un yazım kurallarına göre ifade etmiş, her özeti hem kendi başına anlaşılır hem de karara sadık olacak biçimde kurmuşlardı. Mahkeme, karar derleyicisinin özetler üzerindeki telif hakkını tanıyan Callaghan v. Myers (1888) kararına ve kanun gücüyle konuşma yetkisi olmayan birinin yazdığı açıklayıcı metinlerin korunabileceğini teyit eden Georgia v. Public.Resource.Org (2020) kararına dayandı.

ROSS'un üç itirazı da reddedildi. Özetlerin korunmasının hukuk üzerinde tekel yaratacağı itirazına mahkeme kısa bir yanıt verdi: “Özetler hukuk değildir; kararlar hukuktur.” Fikir ile ifadenin birleştiği (merger) savunması da yerinde değildi, çünkü bir hukuki nokta pek çok farklı biçimde ifade edilebilir. Lexis'in sahibi RELX, amicus curiae sıfatıyla sunduğu görüşte aynı kararlar için farklı özetler yazdığını açıklamıştı. İkinci Daire'nin Matthew Bender v. West (1998) kararı ise sektör teamüllerinin belirlediği paralel atıflar gibi eklemelerle ilgiliydi; o kararda özetler “bağımsız olarak kaleme alınmış” metinler diye nitelenmişti.

İki dipnot sınır çiziyor. 5 numaralı dipnot, karardan kelimesi kelimesine alıntı yapan özetlerin özgün olup olmadığı sorusunu açık bırakıyor; Hâkim Bibas bunların da özgün olabileceğini düşünmüştü. 10 numaralı dipnot ise her özetin ayrı bir eser olduğunu teyit ediyor. Bu tespit üçüncü kriterde belirleyici hâle geliyor.

Birinci kriter: aynı amaç ve ara kopyalama savunmasının sonu

Daire, Warhol içtihadını izleyerek amaçtaki farkın derecesini kullanımın ticari niteliğiyle tarttı. ROSS'un kullanımı ticariydi: fiyatlarını Westlaw'un müşterilerini çekecek biçimde belirlemişti. Amaç bakımından mahkeme iki işletmeyi karşılaştırdı. Thomson Reuters özetleri, araştırmacıların kararları bulmasına ve anlamasına yardımcı olmak için kullanıyor. ROSS ise onları, kullanıcıların ilgili karar pasajlarını bulmasına yardımcı olan bir platform kurmak için kullandı. Özetlerle bir yapay zekâ programını eğitmek, mahkemenin ifadesiyle “ara bir adım”dı ve “tartışmaya açık ölçüde küçük bir fark” yaratıyordu. Ancak her iki taraf da özetleri “kullanıcıların ilgili hukuki malzemeyi bulmasını sağlayan bir hukuki araştırma platformu kurmak ve geliştirmek” için kullanıyordu. Dolayısıyla kullanım “olsa olsa asgari düzeyde dönüştürücü”ydü.

Authors Guild v. Google kararı da ROSS'a yardımcı olmadı. Google Books kitapları okumaktan farklı bir işlev görüyordu ve kullanıcıyı asıl esere yönlendirebiliyordu. ROSS ise kendi beyanıyla Westlaw'un yerini almayı hedefliyordu.

Ara kopyalama savunmasına verilen yanıt, kararın başka davalarda en çok atıf alacak kısmı olacaktır. ROSS, Google v. Oracle (2021), Sega v. Accolade (Dokuzuncu Daire, 1992) ve Sony v. Connectix (Dokuzuncu Daire, 2000) kararlarına dayandı. Bu davalarda bir ara aşamada kod kopyalanmış ve kullanım adil sayılmıştı. Daire, üç kararın da zorunluluk üzerine kurulu olduğunu söyledi: kopyalama, korunmayan işlevsel unsurlara erişmek ve yeni bir yazılımı mevcut sistemle birlikte çalıştırmak için zorunluydu. 8 numaralı dipnot bir fark daha ekliyor: kopyalanan Java arayüzünün değeri programcıların ona alışmış olmasından geliyordu, oysa Westlaw özetleri “değerini başkalarının onları kopyalamasından almaz”. ROSS'un özetlere ihtiyacı yoktu. Kararlar elindeydi ve onları “serbestçe kopyalayabilirdi”. Özetleri “kolay” olduğu için seçti. Mahkeme bu noktada şöyle dedi: “Zorunluluktan farklı olarak kolaylık, kopyalamayı haklı kılmaz.”

Hâkim Bibas aynı sonuca kısmen başka bir yoldan ulaşmıştı. Ona göre ara kopyalama davaları işlevsel nitelikteki bilgisayar koduyla ilgiliydi, yazılı metinle değil. Üçüncü Daire ise kod ile metin ayrımına daha az, zorunluluğa daha çok ağırlık verdi. Bu tercih önemli. Konuya dayalı bir ölçüt sonraki davalarda kolayca bertaraf edilebilirdi. Zorunluluk ölçütü ise her türlü eğitim girdisine uygulanabilir.

9 numaralı dipnot iyi niyeti ele alıyor. Mahkeme, Yüksek Mahkeme'nin iyi niyetin adil kullanımda hâlâ bir rolü olup olmadığından şüphe ettiğini hatırlattıktan sonra, ROSS'un “zaman zaman kötü niyetle hareket ettiğine” ilişkin çekişmesiz delilleri sıraladı. ROSS, kullanım koşullarının yasakladığı uyarısına rağmen yatırımcısı olan bir hukuk bürosunun kullanıcı bilgileriyle Westlaw'a erişmeye çalışmış, bir çalışanı kendini serbest avukat gibi göstererek hesap açmaya çalışmış, bir başkası da rakip şirkette çalıştığını gizleyerek öğrenci hesabı kullanmıştı. Mahkemeye göre iyi niyet hâlâ önemliyse bu da adil kullanım aleyhine işler. Hâkim Bibas ise kötü niyetin sonucu değiştirmeyeceğini düşünmüştü.

İkinci ve üçüncü kriter: Üçüncü Daire nerede daha ileri gitti?

Eserin niteliğine ilişkin ikinci kriter ROSS lehineydi. Özetler yayımlanmıştı ve “kurgusal olmaktan çok olgusal” nitelikteydi. Bu kriter her zamanki gibi az ağırlık taşıdı; mahkeme de sonuç kısmında yalnızca “hafifçe” adil kullanım lehine olduğunu söyledi.

Üçüncü kriterde, yani kullanılan kısmın miktarı ve esaslılığında, Daire bölge mahkemesinden ayrıldı. Hâkim Bibas bu kriteri ROSS lehine değerlendirmişti. Authors Guild'e dayanarak belirleyici olanın kamuya ikame olarak sunulan miktar olduğunu söylemişti; ROSS'un kullanıcıları hiçbir özeti görmüyordu. Üçüncü Daire ise kopyalayanın amacı için “gerekenden fazlasının alınıp alınmadığını” sordu. Amaç asgari düzeyde dönüştürücüydü ve kararlar serbestçe erişilebilirdi. Bu nedenle özetleri kopyalamak “ROSS'un yapay zekâsını eğitmek için gerekli de değildi”. ROSS, 28 milyon özetin yalnızca %0,08'ini aldığını savundu. Mahkeme, 10 numaralı dipnota atıfla, “alınan her özet için ROSS'un bir eserin tamamını kopyaladığını” söyledi.

Bir ayrıntıya dikkat çekmek gerekiyor. Bu bölümde ROSS'un “Westlaw tarafından yazılmış 25.000 özetin tam metnini” kopyaladığı yazıyor. Oysa kararın başka yerlerinde 25.000 yaklaşık eğitim notu sayısı olarak geçiyor ve hüküm 2.243 özete ilişkin. Rakamın iki sayıyı karıştırdığı anlaşılıyor; sonuç bu rakama dayanmıyor.

Asıl önemli olan doktrin. Yapay zekâ geliştiricileri, üçüncü kriterin eğitime ne girdiğine göre değil, modelin ne ürettiğine göre değerlendirilmesi gerektiğini savunur. Üçüncü Daire bu olgularda kriteri kopyalama anında ve zorunluluk ölçüsünde değerlendirdi. Güçlü biçimde dönüştürücü bir amacın bulunduğu davalarda bu yaklaşımın ne kadar uygulanacağı ise belirsiz. Mahkeme gerekçesini böyle bir amacın yokluğuna bağladı. Campbell de izin verilen kopyalama miktarının kullanımın amacına göre değiştiğini söyler.

Dördüncü kriter: henüz oluşmamış bir eğitim verisi piyasası

Asıl piyasa bakımından ROSS, özetler için bağımsız bir piyasa bulunmadığını savundu. Mahkeme, yasanın yalnızca piyasayı değil eserin değerini de koruduğunu söyledi ve film fragmanlarıyla ilgili kendi kararı Video Pipeline v. Buena Vista'ya (2003) dayandı. Thomson Reuters özetleri Westlaw aboneliği satmak için kullanıyordu. ROSS ise özetlerin değerini kendine mal etmiş ve bu cazibeyi zayıflatmıştı. Mahkeme hukuki araştırma platformları piyasasını da ilgili piyasa saydı. Özetlerin rakip araçlar kurmak için “sınırsız ve yaygın” biçimde kopyalanması Westlaw'a orada zarar verirdi ve ROSS bunun aksini gösteren bir delil sunmadı.

Türev piyasaya ilişkin tespit, kararın ileride en çok atıf alacak kısmı olacaktır. Thomson Reuters, ROSS'un “özetlerin yapay zekâ eğitim verisi olarak lisanslanmasına ilişkin potansiyel türev piyasada” kendisine zarar verdiğini ileri sürdü. Mahkeme Campbell ve Castle Rock'u uygulayarak, eser sahibinin bir piyasayı kullanmaya pek ilgi göstermemiş olmasının o piyasayı hayalî kılmadığını söyledi. Ardından şu tespitleri yaptı:

  • deliller, “özetlerin yapay zekâ eğitimi için metin olarak lisanslanması piyasasının hızla geliştiğini” gösteriyordu;
  • Thomson Reuters, özetlerini kendi yapay zekâ arama ürünlerinde (kararın olgular bölümünde WestSearch Plus örneği veriliyor) eğitim verisi olarak kullanıyordu;
  • “Thomson Reuters'ın özetlerini başkalarına lisanslamamış olması, böyle bir piyasanın varlığını çürütmez.”

ROSS, özetleri izinsiz biçimde eğitim verisi olarak kullanarak Thomson Reuters'ın “o türev piyasaya girme fırsatını gasp etmişti”. Hâkim Bibas bunu daha açık söylemişti: “yapay zekâ eğitim verisine ilişkin potansiyel bir piyasa üzerindeki etki yeterlidir”.

Kamu yararı savunmaları da sonuç vermedi. Kararlar zaten ücretsizdi ve ROSS Westlaw düzeyinde fiyat uyguluyordu; dolayısıyla hukuka erişimin nasıl artacağı “belirsizdi”. Kararın yapay zekâ gelişimini durduracağı iddiası delille desteklenmemişti. Ulusal güvenlik konusunda mahkeme, Adalet Bakanlığı'nın bu kaygıyı başka bir davada dile getirdiğini ama bu davada getirmediğini not etti. Bir ürünün yapay zekâ içermesi ona “telif hukukunu ihlal etmek için açık çek” vermiyordu. Sonuçta ikinci kriter hafifçe adil kullanım lehine, birinci, üçüncü ve dördüncü kriterler ise aleyhineydi.

7 numaralı dipnot: üretken yapay zekâ hakkında söylenenler ve söylenmeyenler

7 numaralı dipnot, ABD Adalet Bakanlığı'nın 1 Eylül 2026'da New York Güney Bölge Mahkemesi'ndeki In re: OpenAI, Inc. Copyright Infringement Litigation (No. 1:25-md-3143) dosyasına sunduğu görüş beyanına (Statement of Interest) değiniyor. Mahkemenin aktarımına göre Bakanlık, Bartz v. Anthropic'e dayanarak “özgün yanıtlar üretebilen” büyük dil modellerinin eğitiminin dönüştürücü olduğunu ve bu eğitimin “ikame edici rekabete” yol açmadığını savunmuştu. Üçüncü Daire bu kaygıların “burada uygulanmadığını” söyledi. ROSS'un platformu “özgün ifade üretemiyordu” ve Westlaw'un ticari ikamesini yaratmak için eğitilmişti. Mahkeme bir noktayı daha ekledi: Bakanlık “çıkarlarını nasıl savunacağını biliyor”, ama bu davada “dikkat çekici biçimde bunu yapmadı”.

Dipnot üç şey yapıyor. Üretken yapay zekâyı açıkça kapsam dışında bırakıyor. Bir sistemin yeni ifade üretebilmesinin dönüştürücülük bakımından önemli olduğunu örtülü biçimde kabul ediyor. Hükümetin bu davadaki sessizliğine de anlam yüklüyor. Yapmadıkları ise en az bunlar kadar önemli. Üretken eğitimin adil kullanım olduğunu söylemiyor, Bakanlığın gerekçesini benimsemiyor ve mahkemenin zorunluluk, eğitim verisi piyasası ve üçüncü kriter hakkındaki genel tespitlerini daraltmıyor. Bu tespitler belirli bir yapay zekâ türüne bağlı değil ve üretken yapay zekâ davalarında taraflarca kullanılacak.

Bartz, Kadrey ve OpenAI davaları için anlamı

Karar, Delaware, New Jersey, Pensilvanya ve ABD Virjin Adaları'nı kapsayan Üçüncü Daire bakımından emsal niteliğinde. Üretken yapay zekâ davalarının en bilinenleri ise Dokuzuncu Daire'ye bağlı Kaliforniya Kuzey Bölge Mahkemesi ile İkinci Daire'ye bağlı New York Güney Bölge Mahkemesi'nde görülüyor; oralarda karar bağlayıcı değil, yalnızca ikna edici. Yine de karar, bir federal temyiz mahkemesinin yapay zekâ eğitimi ve adil kullanım konusunda verdiği ilk karar olarak değerlendiriliyor. Kararın yan yana okunacağı iki ilk derece kararı şunlar:

  • Bartz v. Anthropic (Kaliforniya Kuzey, 23 Haziran 2025, Hâkim Alsup): Kitaplarla model eğitimini “son derece dönüştürücü” buldu ve adil kullanım saydı. Satın alınmış basılı kitapların dijitalleştirilmesini de adil kullanım saydı. Korsan kopyalarla kalıcı bir kütüphane kurulmasını ise adil kullanım saymadı. Kitapların eğitim verisi olarak lisanslanması piyasası hakkında da bunun “Telif Kanunu'nun yazarlara kullanma hakkı tanıdığı bir piyasa olmadığını” yazdı. Dava daha sonra 1,5 milyar dolarlık sulhle sona erdi; Authors Guild'in ve basının aktardığına göre mahkeme sulhü 20 Temmuz 2026'da kesin olarak onayladı.
  • Kadrey v. Meta (Kaliforniya Kuzey, 25 Haziran 2025, Hâkim Chhabria): On üç yazarın model eğitimine ilişkin talepleri bakımından Meta'nın kısmi özet karar (summary judgment) talebini kabul etti. Yazarların “eserlerini yapay zekâ eğitim verisi olarak lisanslama piyasası üzerinde hak sahibi olmadığını” söyledi. Gerekçesi, dönüştürücü bir kullanım için kaybedilen lisans bedelinin korunan bir zarar sayılmasının analizi döngüsel hâle getireceğiydi. Hâkim, kararın Meta'nın kullanımını hukuka uygun kılmadığını, yalnızca “bu davacıların yanlış argümanlar ileri sürdüğünü” gösterdiğini vurguladı. Asıl kazandırabilecek argümanın piyasa sulanması (market dilution), yani yapay zekâ üretimi eserlerin piyasayı doldurması olduğunu belirtti.

Lisans piyasası konusundaki gerilim gerçek, ama göründüğünden dar. Kadrey, lisans bedeli zararını yalnızca dönüştürücü kullanımlar bakımından dışarıda bıraktı. Üçüncü Daire ise eğitim verisi piyasasını, kullanımın asgari düzeyde dönüştürücü olduğunu tespit ettikten sonra hesaba kattı. Bu okumayla, piyasanın sayılıp sayılmayacağını birinci kriterin sonucu belirliyor. Ne var ki Daire döngüsellik sorununu tartışmadı ve ifadeleri genel. Hak sahipleri bu ifadelere dayanacak, davalılar ise bunların yalnızca asgari düzeyde dönüştürücü kullanımlar için geçerli olduğunu savunacak.

Zorunluluk gerekçesi de sınanacak. Üretken model geliştiricileri, dilin örüntülerinin ancak geniş ve çeşitli metin derlemleriyle öğrenilebileceğini, bunun da ara kopyalama davalarının koruduğu türden işlevsel bir ihtiyaç olduğunu savunuyor. ROSS bu soruyu çözmüyor, çünkü ROSS'un ücretsiz bir ikamesi, yani kararların kendisi vardı. Davacılar lisanslı ya da kamu malı derlemlerin varlığına işaret edecek. Davalılar ise bunların karşılaştırılabilir bir model üretemeyeceğini söyleyecek. “Kolaylık kopyalamayı haklı kılmaz” cümlesi, geliştiricilerin hukuka uygun edinim yerine korsan kaynakları seçtiği durumlara da uyuyor. Bartz bu davranışı ayrıca ele almış ve mazur görmemişti.

Adalet Bakanlığı'nın görüşü artık In re OpenAI dosyasında ve Üçüncü Daire onu şimdiden ayırt etmiş durumda. Concord Music Group v. Anthropic (Kaliforniya Kuzey) davasında, dava takip kaynaklarına göre özet karar duruşması 21 Ekim 2026'da yapılacak; tarih değişebilir. Bu mahkemelerin her biri, üretken eğitimin farklı olduğu sonucuna varırsa bunun nedenini artık açıklamak zorunda kalacak.

Karara yöneltilebilecek en güçlü itirazlar

Özgünlük toptan değerlendirildi. Westlaw'un kendi yazım kuralları editörlere genel olarak “mahkemenin dilini izlemelerini” söylüyor. Mahkeme ise özgünlüğü 2.243 özet için, editoryal sürecin genel tarifine dayanarak tek seferde karara bağladı. Bölge mahkemesinin birebir alıntı olan özetleri dışarıda bırakmış olması ve Lexis'in farklı özetler yazdığına ilişkin beyanı makul bir yanıt. Ancak birebir alıntı sorusu hâlâ açık.

Zorunluluk ölçütü gereğinden fazla şey kanıtlayabilir. Hemen her eğitim girdisi, daha yüksek maliyetle de olsa geliştiricinin kendi ürettiği malzemeyle ikame edilebilir. Kolaylık hiçbir zaman kopyalamayı haklı kılmıyorsa maliyetin de bir önemi kalmaz ve ara kopyalama yalnızca teknik bir zorunluluğun bulunduğu durumlarda korunur. Hâkim Bibas, Thomson Reuters'ın yarattığı hiçbir şeyin “ROSS'un kendisinin yaratamayacağı” türden olmadığını söylemişti. Eleştirenler bunu, yapabildiği her durumda geliştiriciyi kendi verisini üretmeye zorlayan bir kural olarak görecek. Savunanlar ise telif hukukunun doğrudan bir rakipten tam olarak bunu beklediğini söyleyecek.

Amaçlar çok genel bir düzeyde karşılaştırıldı. “Kullanıcıların ilgili hukuki malzemeyi bulmasını sağlamak” düzeyinde bakılırsa Google Books da kullanıcıların kitap bulmasını sağlıyor. Gerçek ayrım ikame. Bu Warhol'la uyumlu, ama birinci ve dördüncü kriterin büyük ölçüde aynı işi gördüğü anlamına geliyor.

Döngüsellik. Eser sahibi lisans verebileceği ve veriyi kendi içinde kullandığı için bir eğitim lisansı piyasası tanımak, Kadrey'nin uyardığı döngüselliğe çok yaklaşıyor. Kararın örtülü yanıtı, döngüsellik kaygısının dönüştürücü kullanımları koruduğu, bu kullanımın ise öyle olmadığı yönünde. Bunun açıkça söylenmesi daha iyi olurdu.

Bu itirazların hiçbiri, doğrudan rakip, reddedilmiş lisans ve ikame ürün gibi olgular karşısında sonucu yanlış kılmıyor. Asıl soru, gerekçenin başka davalara ne kadar taşınacağı.

Avrupa ile karşılaştırma: DSM Direktifi m.4 ve Yapay Zekâ Tüzüğü

AB esnek bir savunmayla değil, istisnalarla çalışıyor. Dijital Tek Pazarda Telif Hakkı Direktifi (2019/790), m.3'te araştırma kuruluşlarına yönelik, m.4'te ise genel bir metin ve veri madenciliği (TDM) istisnası öngörüyor. m.4, hukuka uygun olarak erişilen eserlerin çoğaltılmasını ve aktarılmasını kapsıyor. Ancak hak sahibi bu kullanımı çevrim içi içerik bakımından “makine tarafından okunabilir araçlar gibi uygun bir biçimde” açıkça saklı tutmuşsa istisna uygulanmıyor. m.2(2), TDM'yi bilgi üretmek amacıyla dijital metin ve veriyi çözümlemeye yönelik “her türlü otomatik analiz tekniği” olarak tanımlıyor. Yapay Zekâ Tüzüğü'nün 53(1)(c) ve (d) maddeleri ise genel amaçlı yapay zekâ modeli sağlayıcılarından AB telif hukukuna uyum politikası (m.4(3) çekincelerine uyum dâhil) oluşturmalarını ve eğitim içeriğinin özetini yayımlamalarını istiyor.

ROSS benzeri bir dava AB'de de büyük olasılıkla geliştirici aleyhine sonuçlanırdı, ama farklı bir yoldan:

  • Koruma. Adalet Divanı Infopaq (C-5/08) kararında, yazarın kendi entelektüel yaratımını yansıtıyorsa on bir kelimelik bir alıntının bile korunabileceğini kabul etti. Editoryal özetler büyük olasılıkla bu ölçütü karşılar. Veri tabanı da 96/9/AT sayılı Direktif kapsamındaki sui generis korumadan yararlanabilir.
  • TDM istisnası işe yaramazdı. Not yazarlarının özetleri elle yeniden yazması “otomatik analiz” değil. m.4 hukuka uygun erişim şartı arıyor ve abonelikli bir veri tabanına erişim sözleşmeyle belirleniyor. Ticari bir yayıncının haklarını saklı tutması da beklenir.
  • Tartım yok. Direktifin m.7(2) hükmü InfoSoc Direktifi m.5(5)'teki üç aşamalı testi uyguluyor. Ancak “asgari düzeyde dönüştürücü” bir amacın kamu yararıyla dengelenebileceği genel bir tartım yok.

Üçüncü Daire'nin kararını açıkladığı 29 Eylül 2026'da Komisyon da teknoloji ve telif hakkı konusunda hedefli bir istişare başlattı. İstişare 3 Kasım 2026'da kapanıyor ve ilk başlığı korunan içeriğin yapay zekâda kullanılması.

Türkiye: adil kullanım yok, TDM istisnası yok, ters yönde bir kanun teklifi var

ROSS olgularının Türkiye'de doğrudan karşılıkları var. Ticari içtihat veri tabanları kararlara özet, anahtar kelime ve sınıflandırma ekliyor; hukuk teknolojisi şirketleri de bunların üzerine yapay zekâ araştırma araçları kuruyor. Türk hukuku böyle bir davayı dört bakımdan farklı ele alır.

1. Kararlar serbest, editoryal katman değil. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) m.31, resmen yayımlanan veya ilan olunan kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik, tebliğ, genelge ve “kazai kararların” çoğaltılmasını, yayılmasını, işlenmesini ve her türlü kullanımını serbest bırakıyor. Öte yandan m.1/B(a) uyarınca sahibinin hususiyetini taşıyan fikir ürünü eser niteliğindedir. Gerçek editoryal tercihleri yansıtan bir özet bu ölçütü karşılayabilir. Nitekim m.6/1-9, başkasına ait bir eserin “izah veya şerhi yahut kısaltılmasını” işlenme eserler arasında sayıyor. Türk öğretisi hususiyeti genellikle eser sahibinin kişisel damgasını taşıma şeklinde yorumluyor. Bu, Feist'in “asgari yaratıcılık” eşiğinden daha yüksek bir eşik olarak görülebilir. Bu nedenle kısa ve kalıp özetler, Westlaw özetlerinin aşabildiği eşiği aşamayabilir. Her özetin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

2. Veri tabanı iki kez korunuyor. m.6/1-11, belli bir amaca göre ve özel bir plan dâhilinde verilerin seçilip derlenmesiyle oluşan veri tabanlarını işlenme eser olarak koruyor; ancak bu koruma içerikteki veriye uzanmıyor. 2004'te eklenen ve AB Veri Tabanı Direktifi'ni izleyen Ek Madde 8 ise içeriğin oluşturulmasına, doğrulanmasına veya sunumuna esaslı yatırım yapan yapımcıya ayrı bir hak tanıyor. Bu hak, içeriğin tamamının veya önemli bir kısmının sürekli ya da geçici olarak başka bir ortama aktarılmasını yasaklama imkânı veriyor ve on beş yıl sürüyor. Bu hak, tek tek özetlerin özgünlüğünü aramıyor ve tam da bir eğitim veri seti kurarken yapılan türden aktarmayı hedefliyor.

3. Genel bir savunma yok. FSEK'te adil kullanım hükmü bulunmuyor. m.30'dan itibaren düzenlenen sınırlamalar sınırlı sayıdadır ve hiçbiri otomatik analiz ya da model eğitimi için yazılmamış. m.38'deki şahsi kullanım istisnası, kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltmayla sınırlı. m.22 çoğaltmayı “doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli” biçimde tanımlıyor. Eğitim sırasında yapılan ara kopyalar da bu nedenle çoğaltma sayılıyor ve bunların yalnızca ara aşama olduğunu ileri sürebileceğiniz bir adil kullanım değerlendirmesi yok. ROSS benzeri bir davalı, kriterlere gelmeden kaybederdi, çünkü Türk hukukunda böyle kriterler yok. İhlal ayrıca m.71 uyarınca cezai sorumluluk doğurabilir.

4. Haksız rekabet ve sözleşme. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.55/1-c-3'e göre kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak haksız rekabettir. Bu hüküm, malzemenin insanlarca yeniden yazıldığı ROSS olgularından çok rakip veri tabanının otomatik olarak kazınmasına uyuyor. 9 numaralı dipnotta anlatılana benzer biçimde abonelik koşullarına aykırı erişim de sözleşmesel sorumluluk doğurur.

Kişisel veriler ayrı bir sorun oluşturuyor. Mahkeme kararları kişisel veri içerir. 6698 sayılı KVKK m.5/2-d'deki “ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması” şartı, kararı ilgili kişi değil mahkeme yayımladığında kendiliğinden uygulanmaz. Bu yüzden Türk kararlarından kurulan bir eğitim veri seti, ABD'deki adil kullanım analizinin hiç ele almadığı bir soruyu da gündeme getirir.

Politika düzleminde Türkiye'de TDM istisnası yok; Meclis'teki tek teklif ise ters yönde ilerliyor. Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk'ün 11 Mart 2026 tarihli 2/3634 esas numaralı kanun teklifi, başka hükümlerin yanı sıra FSEK'e m.42/D eklenmesini öneriyor. Teklife göre Türkiye'de kullanıma sunulan yapay zekâ sistemlerinin eğitimi, geliştirilmesi, ince ayarı veya test edilmesi amacıyla eserlerin çoğaltılması, işlenmesi, veri madenciliğine tabi tutulması veya depolanması “uygun bedel karşılığında lisansa tabi” olacak. Lisanslar, genişletilmiş toplu lisans etkisine sahip tek bir ortak lisanslama birliği eliyle verilecek ve hak sahipleri yazılı bildirimle sistemden çıkabilecek. Lisans yükümlülüğü, korunan eserleri ikame eden çıktıların ticari kullanımını da kapsayacak. Teklif, esas komisyon olarak Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'na havale edildi. Henüz bir tekliftir; görüşüldüğüne ilişkin bir kayıt bulamadık. 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe konan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026–2030) ise eğitim verisindeki telif sorununa değinmiyor.

Kore: açık uçlu bir adil kullanım hükmü ve piyasaya duyarlı bir Yüksek Mahkeme

Kore, ABD ile AB modelleri arasında duruyor. Telif Hakkı Kanunu'nun 2011'de m.35-3 olarak eklenen ve 2019'da yeniden numaralandırılan m.35-5 hükmü, eserin olağan kullanımıyla çatışmayan ve eser sahibinin meşru menfaatlerine haksız biçimde zarar vermeyen kullanımlara izin veriyor. Hüküm, ABD'deki 107. madde ile neredeyse aynı dört kriter sayıyor; bunlardan biri de eserin “mevcut veya potansiyel piyasası ya da değeri” üzerindeki etki. Bu nedenle bir Kore mahkemesi ROSS'takine benzer bir analiz yapabilir.

Kore Yüksek Mahkemesi'nin dördüncü kriterdeki son yaklaşımı Üçüncü Daire'ninkine yakın. Mahkeme 11 Temmuz 2024 tarihli kararında (2021다272001), Kore Müfredat ve Değerlendirme Enstitüsü'nün korunan eserler içeren sınav kitapçıklarını herhangi bir sınırlama olmaksızın internette yayımlamasını, kamusal ve kâr amacı gütmeyen niteliğine rağmen adil kullanım saymadı. Mahkemeye göre dördüncü kriter, kullanımın mevcut piyasadaki ya da “gelecekte gelişmesi makul ölçüde muhtemel olan” olağan piyasadaki talebin yerini alıp almadığını soruyor. Bu eserlerin ders malzemesi olarak lisanslanması piyasası zaten vardı. Çevrim içi iletimlerinin lisanslanması piyasası da gelişmesi makul ölçüde beklenen bir piyasaydı. Üçüncü Daire gibi Kore Yüksek Mahkemesi de bir piyasanın hesaba katılması için olgunlaşmış olmasını aramadı.

FSEK gibi Kore kanunu da mahkeme kararlarını korumuyor (m.7) ve veri tabanı yapımcılarına veri tabanının önemli bir kısmı üzerinde ayrı bir hak tanıyor (m.93). Kore'nin Haksız Rekabetin Önlenmesi ve Ticari Sırların Korunması Hakkında Kanunu'ndaki, başkasının emeğinin ürününü izinsiz kullanmayı yasaklayan genel hüküm de telif hakkının yanında ileri sürülebilir. Kore'de TDM istisnası yok. Bilgi analizi amacıyla çoğaltmaya izin verecek 2021 tarihli kapsamlı değişiklik teklifi başta olmak üzere önceki teklifler, 21. dönem Ulusal Meclis'in görev süresinin Mayıs 2024'te sona ermesiyle düştü. Kültür, Spor ve Turizm Bakanlığı ile Kore Telif Hakkı Komisyonu, 26 Şubat 2026'da üretken yapay zekâ eğitiminde adil kullanıma ilişkin bir rehber yayımladı. Rehber resmî yorum niteliğinde olmadığını açıkça belirtiyor. Yayımlanan özetlere göre rehber, ticari amaçlı eğitimi ya da web kazımayı kendiliğinden adil kullanımın dışında saymıyor, dört kriteri birlikte değerlendiriyor ve dördüncü kriterde kullanımın mevcut ya da makul ölçüde öngörülebilir piyasaların yerini alıp almadığını, lisans fırsatlarının kaybı dâhil, inceliyor. Mart 2026'daki basın haberlerine göre hükümet, Telif Hakkı Kanunu değişiklikleri ve lisans piyasası oturmuş alanlarda bir ret (opt-out) sistemi dâhil daha kapsamlı bir reform üzerinde çalışıyor. Doğrulayabildiğimiz kadarıyla henüz yasalaşmış bir düzenleme yok.

Kuruluşlar ne yapmalı?

  • Ham malzemeyi editoryal katmandan ayırın. Kararlar ve mevzuat ABD'de, Türkiye'de (FSEK m.31) ve Kore'de (m.7) serbest. Yayıncıların eklediği özetler, anahtar kelimeler, sınıflandırmalar ve notlar ise serbest değil. Eğitim süreçlerinde her içeriğin hangi katmandan geldiği kayıt altına alınmalı.
  • Rakibin editoryal emeğini etiketleme kestirmesi olarak kullanmayın. ROSS'taki ihlal veri kazımadan değil, özetleri soru yazmak için “kolay bir yol” olarak gören etiketleyicilerden doğdu. Etiketleme kılavuzları ve veri tedarikçisi sözleşmeleri bunu açıkça yasaklamalı, uyum da denetlenmeli. ROSS, yüklenicilerinin kopyalamasından sorumlu tutuldu.
  • Kolaylığı değil zorunluluğu belgeleyin. ABD'de ara kopyalamaya dayanan bir geliştirici, korunan malzemenin neden gerekli olduğunu ve serbest kaynakların neden yetmediğini açıklayabilmeli.
  • Erişim koşullarına uyun. 9 numaralı dipnotun gösterdiği gibi ödünç alınmış ya da gerçek kimliği gizleyen hesaplar delile dönüşüyor. Türkiye'de bunlar ayrıca sözleşme ve haksız rekabet riski de yaratıyor.
  • Lisans faaliyetini delil olarak görün. Eğitim verisi piyasasına dayanacak hak sahipleri, fiilî lisanslamayı ve iç kullanımı belgelemeli. Geliştiriciler de kendi lisans anlaşmalarının ileride piyasanın varlığına delil olarak gösterilebileceğini hesaba katmalı.
  • Türk kararlarından kurulan veri setleri için kişisel veri değerlendirmesi yapın: anonimleştirme, işleme şartı ve KVKK kapsamında yurt dışına aktarım.
  • Kararı olduğundan geniş okumayın. Üretken modeller bakımından ROSS, zorunluluk ve lisans piyasası konularında ikna edici bir emsal. Üretken eğitimin hukuka aykırı olduğu yönünde bir karar değil.

Bundan sonra ne izlenmeli?

  • ROSS'un Yüksek Mahkeme'ye certiorari başvurusu yapıp yapmayacağı. 2 Ekim 2026 tarihli basın haberlerine göre ROSS'un avukatı, Yüksek Mahkeme incelemesi talep etmeyi amaçladıklarını açıkladı; henüz yapılmış bir başvuru tespit edemedik.
  • Kalan konular ve tazminat için Delaware'deki yargılama.
  • In re OpenAI (New York Güney) ve Concord v. Anthropic (Kaliforniya Kuzey) davalarındaki özet kararlar ve bunların zorunluluk ile lisans piyasası konusunda Üçüncü Daire'yi izleyip izlemeyeceği.
  • 3 Kasım 2026'da kapanan AB istişaresi ve AB'ye ürün sunan Türk ve Koreli sağlayıcıları etkileyecek ret, şeffaflık ve bedel önerileri.
  • 2/3634 sayılı teklifin komisyonda görüşülüp görüşülmeyeceği ve Kore'de açıklanan reformun bir TDM istisnası, bir ret sistemi ya da bir bedel mekanizması olarak sonuçlanıp sonuçlanmayacağı.

Sık Sorulan Sorular

Mahkeme, telifli eserlerle yapay zekâ eğitmenin hukuka aykırı olduğuna mı karar verdi?

Hayır. Bu davalının bu özetleri, kaynakla doğrudan rekabet eden üretken olmayan bir aracı eğitmek için kopyalamasının adil kullanım olmadığına karar verdi. 7 numaralı dipnot üretken yapay zekâyı açıkça kapsam dışında bırakıyor.

Ara kopyalama savunması neden başarısız oldu?

Mahkeme Oracle, Sega ve Connectix'i, korunmayan işlevsel unsurlara ulaşmak için kopyalamanın zorunlu olduğu davalar olarak okudu. ROSS ücretsiz kararlarla eğitim yapabilirdi; özetleri daha kolay olduğu için seçti. Mahkemenin ifadesiyle “kolaylık kopyalamayı haklı kılmaz”.

Eser sahibinin hiç lisans vermediği bir piyasa hesaba katılabilir mi?

Üçüncü Daire'ye göre evet. Deliller, özetlerin eğitim verisi olarak lisanslanması piyasasının “hızla geliştiğini” gösteriyordu ve Thomson Reuters özetlerini kendi ürünlerini eğitmek için kullanıyordu. Kaliforniya'daki iki mahkeme ise dönüştürücü kullanımlarda daha dar bir yaklaşım benimsedi.

Türkiye'de sonuç aynı olur muydu?

Büyük olasılıkla evet, ama farklı bir yoldan. Türk hukukunda adil kullanım da TDM istisnası da yok. Tartışılacak sorular özetlerin hususiyet taşıyıp taşımadığı, FSEK Ek Madde 8 ile korunan bir veri tabanından önemli bir kısmın aktarılıp aktarılmadığı ve TTK'daki haksız rekabet hükümleri olurdu. Her biri somut olaya bağlı.

Kore ABD'ye mi yakın, AB'ye mi?

Yöntem olarak ABD'ye. m.35-5 açık uçlu ve dört kriterli bir hüküm; Yüksek Mahkeme'nin 2024 kararı da gelişmesi makul ölçüde beklenen piyasaları tanıdı. Politika olarak ise Kore, AB tarzı ret ve lisans araçlarını değerlendiriyor, ancak henüz bir TDM istisnası kabul etmedi.

Burhan Doğuş Ayparlar'ın Görüşü

Bu bölüm, sitenin kurucusu Av. Burhan Doğuş Ayparlar'ın kişisel değerlendirmesidir.

Basın bu kararı yapay zekâ ve adil kullanım konusundaki bir federal temyiz mahkemesinin ilk kararı olarak sundu. Oysa mahkeme bu okumanın önüne geçmek için çok çaba harcamış. Uyuşmazlığı “sıradan bir telif davasından ibaret” saymış, üretken yapay zekâyı bir dipnotla kapsam dışında bırakmış ve bir yapay zekâ eğitimi davasında davalı için olabilecek en elverişsiz olgular üzerinde karar vermiş: doğrudan rakip, reddedilmiş bir lisans talebi, rakibin kendi özetlerinden yazılmış eğitim notları ve gerçeğe aykırı beyanla açılmış hesaplar. Bu olgular karşısında sonucun doğru olduğunu düşünüyorum.

Kalıcı olacak olan ise iki gerekçe. Birincisi, ara kopyalama davalarının zorunluluk davaları olarak okunması. Bunun Oracle, Sega ve Connectix'in gerçekte ne söylediğine dair doğru bir okuma olduğunu düşünüyorum. Bu okuma her eğitim davasındaki soruyu değiştiriyor: korunan malzeme gerçekten gerekli miydi, yoksa yalnızca işe mi yarıyordu? Daha hızlı olduğu için korsan ya da kazınmış içeriği tercih eden geliştiriciler, kolaylıkla ilgili cümlenin kendilerine karşı kullanıldığını görecek. İkincisi, hak sahibinin henüz girmediği bir eğitim verisi piyasasının tanınması. Mahkeme bunu asgari düzeyde dönüştürücü bulduğu bir kullanıma bağladı. Bunu açıkça söylemesini tercih ederdim, çünkü bu sınır olmadan gerekçe döngüselleşiyor. Kaliforniya mahkemeleri bu riske zaten işaret etmişti.

Türkiye bakımından kararın en yararlı yanı bir ayna işlevi görmesi. ABD mahkemeleri kriterleri tartabiliyor. Türk mahkemelerinin ise tartacak bir şeyi yok, çünkü FSEK hiçbiri otomatik analiz için yazılmamış kapalı bir istisna listesi ve geçici kopyaları da kapsayan geniş bir çoğaltma hakkı öngörüyor. Uygulamada bu, korunan Türk içeriği üzerinde yapılan hemen her lisanssız ticari eğitimin, model ister özet eşleştiren bir araç ister ileri düzey bir dil modeli olsun, ihlal oluşturması anlamına geliyor. Ticari içtihat veri tabanları üzerine ürün geliştiren Türk hukuk teknolojisi şirketleri ROSS'u, burada başvurabilecekleri savunmaların bulunduğu yabancı bir dava olarak değil, FSEK Ek Madde 8 ve TTK m.55 karşısındaki kendi durumlarının tarifi olarak okumalı.

Bu yüzden burada yasama, yargıdan daha belirleyici. Meclis'teki tek teklif olan 2/3634, her türlü yapay zekâ eğitimini tek bir toplu lisans birliği aracılığıyla lisansa bağlıyor. Teklifin çıkış noktası yerinde: hak sahiplerine ödeme yapılmalı ve Üçüncü Daire'nin eğitim verisi piyasasını tanıması da bunu destekliyor. Ancak araştırma istisnası ve ret hakkına bağlı bir ticari istisna içermeyen, yalnızca lisansa dayanan bir rejim, Türk yazarlarına açık bir yarar sağlamadan Türk üniversitelerini ve girişimlerini Avrupalı muadillerinin gerisinde bırakır. Bence doğru yol, Türkiye'nin 2004'te veri tabanları için yaptığı gibi AB hukukunu izlemek olur. Bu da bir araştırma TDM istisnası, makine tarafından okunabilir çekinceye tabi bir ticari TDM istisnası, eğitim kaynakları konusunda şeffaflık, haklarını saklı tutanlar için toplu lisans ve kararlar üzerinde eğitimin doğurduğu kişisel veri sorunlarına ayrı bir yanıt demek. ABD bu soruyu içtihatla yanıtlıyor. Türkiye ise yasayla yanıtlamak zorunda; bunu da mevcut durumu kendiliğinden sürdürmek yerine bilinçli bir tercihle yapmalı.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. Üçüncü Daire'nin 29 Eylül 2026 tarihli kararına (No. 25-2153), Delaware Federal Bölge Mahkemesi'nin 11 Şubat 2025 tarihli kararına (No. 1:20-cv-613-SB), Bartz v. Anthropic (23 Haziran 2025) ve Kadrey v. Meta (25 Haziran 2025) kararlarına, FSEK, TTK ve 2/3634 sayılı kanun teklifinin metinlerine, Kore Yüksek Mahkemesi'nin 2021다272001 sayılı kararına ve Kore Telif Hakkı Kanunu'na yazım tarihindeki hâlleriyle dayanmaktadır. Adalet Bakanlığı'nın görüş beyanına ilişkin aktarım Üçüncü Daire kararının 7 numaralı dipnotundan alınmıştır. Karar önce gizli olarak verilmiş, ardından kamuya açıklanmıştır; bu analiz mahkemenin internet sitesindeki kamuya açık metne dayanmaktadır. ROSS'un Yüksek Mahkeme'ye gitme niyeti, Bartz sulhünün kesin onay tarihi, Concord davasındaki duruşma tarihi ve Kore'deki politika gelişmeleri basın haberlerine dayanmaktadır ve değişebilir. Türk, AB, Kore ve ABD hukukuna ilişkin açıklamalar genel nitelikte olup somut olaylar ayrıca değerlendirilmelidir. Yorum ve değerlendirmeler yazara aittir.