Ne oldu?
1 Ekim 2026 tarihli ve 33387 sayılı Resmî Gazete'de, "Atama Kararları" başlığı altında 30 Eylül tarihli iki Cumhurbaşkanı kararı yayımlandı. Bu iki kararla Siber Güvenlik Başkanlığının üst yönetimi büyük ölçüde oluşturulmuş oldu. 2026/321 sayılı Karar ile Başkanlığın iki başkan yardımcılığına; Yönetim Hizmetleri, Dijital Devlet, Siber Savunma ve Ekosistem Geliştirme genel müdürlüklerine ve I. Hukuk Müşavirliğine atama yapıldı.
2026/322 sayılı Karar daha dar kapsamlı, ama yapay zekâ hukukunu izleyenler için daha önemli. Bu kararla Siber Güvenlik Başkanlığında açık bulunan Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğüne Galatasaray Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Osman Gazi Güçlütürk görevlendirildi. Kararda dayanak olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 38 inci maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3 üncü maddeleri gösteriliyor. 38 inci madde, öğretim elemanlarının başka kamu kurumlarında görevlendirilmesine imkân veren hüküm. Bu nedenle 2026/321 sayılı Kararda "atanmıştır" ifadesi kullanılırken 2026/322 sayılı Kararda "görevlendirilmiştir" ifadesi kullanılıyor. Yani makam, olağan bir memuriyete atamayla değil, üniversiteden yapılan bir görevlendirmeyle doldurulmuş durumda.
Altı gün sonra, 7 Ekim'de Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Bahçeşehir Üniversitesinde düzenlenen "Kurumlarda Yapay Zeka: Güvenlik, Etik, Entegrasyon ve Ekonomik Değer" sempozyumunda konuştu. Basına yansıdığı kadarıyla Bakan, 2026–2030 Yapay Zekâ Eylem Planı'nın yönetişim ayağını anlattı: Ulusal Yapay Zekâ Etik Kurulu, sağlık, eğitim ve istihdamda sistemlerin kullanıma sunulmadan önce etkilerinin değerlendirilmesi ve öncelikli sektörlerde düzenleyici deney alanları. Konuşmaya ilişkin bir Bakanlık basın bültenine ulaşamadık. Aşağıdaki aktarım, İhlas Haber Ajansı kaynaklı olarak Memurlar.net'te ve Kamudanhaber'de yer alan haberlere dayanıyor.
Birlikte okunduğunda bu iki gelişme, Türkiye'nin yapay zekâ yönetişiminin yarı yolda olduğunu gösteriyor. Bir kurum hukuken var ve artık bir yöneticisi de var. Diğerleri ilan edildi; ancak henüz hiçbiri bir hukuki düzenlemeyle kurulmuş değil.
Genel Müdürlük nasıl kuruldu?
Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü, bir dizi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin son halkası.
- 8 Ocak 2025. 177 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (8 Ocak 2025 tarihli ve 32776 sayılı Resmî Gazete), Cumhurbaşkanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz ve özel bütçeli Siber Güvenlik Başkanlığını kurdu. Başkanlığın ilk görev alanı yalnızca siber güvenlikti. Hizmet birimleri arasında Siber Savunma, Siber Mukavemet ve Ekosistem Geliştirme genel müdürlükleri yer alıyordu.
- 19 Mart 2025. 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu (19 Mart 2025 tarihli ve 32846 sayılı Resmî Gazete) Başkanlığın kanuni görevlerini belirledi. Kanunun 5 inci maddesi kritik altyapıların korunmasını, standartları, test ve sertifikasyonu, denetim ve yaptırımı kapsıyor.
- 28 Mart 2025. 183 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (28 Mart 2025 tarihli ve 32855 sayılı Resmî Gazete), o güne kadar kamunun dijital dönüşüm ve yapay zekâ gündemini yürüten Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisini kapattı. Aynı Kararnamenin 23 üncü maddesi, Siber Güvenlik Başkanlığına "kamunun dijital dönüşümüne ve kamuda yapay zekâ uygulamalarına öncülük etmek" ve Dijital Türkiye (e-devlet) hizmetlerinin sunumuna aracılık etmek görevlerini ekledi. Kamuda yapay zekâ yetkisi bu tarihte el değiştirdi.
- 25 Aralık 2025. 192 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (25 Aralık 2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete) Başkanlığın görevlerini yeniden yazdı ve Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğünü kurdu. Aynı Kararname Dijital Devlet Genel Müdürlüğünü, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünü ve Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığını da kurdu. Üç başkan yardımcılığı öngördü ve Başkanlığa Cumhurbaşkanı kararıyla yurt içinde veya yurt dışında şirket kurma yetkisi tanıdı. Kadro cetveli 177 sayılı Kararnamedeki 135 kadrodan 204 kadroya, genel müdür kadrosu üçten altıya çıktı.
Her iki aşama da muhalefet milletvekillerince Anayasa Mahkemesine taşındı ve iki iptal davası da reddedildi. Mahkeme, E.2025/47, K.2025/119 sayılı kararında (3 Haziran 2025; 13 Ekim 2025 tarihli ve 33046 sayılı Resmî Gazete) 177 sayılı Kararnamenin 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına ve kadro hükümlerine yönelik iptal talebini reddetti. E.2026/18, K.2026/26 sayılı kararında ise (12 Şubat 2026; 21 Mayıs 2026 tarihli ve 33260 sayılı Resmî Gazete) 192 sayılı Kararnameyle yeniden düzenlenen kadro cetveline yönelik talebi reddetti. İkinci kararda çoğunluk, kamu tüzel kişiliğini haiz Başkanlığın kadrolarının yeniden düzenlenmesinin kurumun teşkilat yapısına ilişkin olduğunu ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenebileceğini kabul etti. Her iki kararın bazı kısımları dört üyenin karşıoyuyla oyçokluğuyla verildi; ancak yapı anayasallık denetiminden geçmiş durumda.
Görev tanımı tam olarak ne diyor?
192 sayılı Kararnameyle 177 sayılı Kararnamenin 4 üncü maddesine eklenen yapay zekâ görevlerini bütünüyle okumak gerekiyor; çünkü bu kurumun kamu dışındaki kişiler bakımından ne yapabileceğini bu bentler belirliyor:
- (l) Kamuda yapay zekâ uygulamalarına yönelik mevzuat çalışmalarını yürütmek; yapay zekâ alanındaki ulusal politika, strateji ve eylem planlarına ve ulusal mevzuatın uluslararası düzenlemelere uyumlaştırılmasına katkı sağlamak; ekosistem geliştirme faaliyetlerine iştirak etmek.
- (m) Dijital devlet ve kamuda yapay zekâ kullanımı bağlamındaki verinin, "oluşturulmasından yok edilmesine kadar olan" süreçlerin yönetimini kapsayan veri yönetişimine ilişkin ilke, usul ve standartları belirlemek.
- (n) Kamuda yapay zekâ uygulamalarına öncülük etmek. Bu kapsamda gereksinimleri ilgili kurumlarla birlikte tespit etmek, ortak veri alanı altyapısını hayata geçirmek, uygulamalarda kullanılacak verilerin kalite kriter ve standartlarını belirlemek ve "bunlara uygunluk vermek".
Bunların hemen yanında iki görev daha var. (i) bendine göre Başkanlık, kamu kurumlarının temin edeceği veya geliştireceği bilişim ürün, hizmet ve sistemlerinin idari, mali ve teknik niteliklerine ilişkin ilke, usul ve standartları belirliyor. (j) bendine göre ise kamu bilişim projelerinin proje yönetimi standartlarını belirliyor ve bu projelerin mali ve teknik boyutları hakkında Strateji ve Bütçe Başkanlığına görüş veriyor.
Metinden üç sonuç çıkıyor.
Birincisi, bu görevler Genel Müdürlüğün değil, Başkanlığındır. 177 sayılı Kararnamenin 7 nci maddesinin ikinci fıkrası, hizmet birimlerinin görev ve yetkilerinin Başkanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğini söylüyor. İşi Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü ile Dijital Devlet Genel Müdürlüğü arasında paylaştıran yayımlanmış bir yönetmeliğe ulaşamadık. Oysa iki birimin görev alanı veri yönetişimi ve e-devlet konularında kesişiyor. Böyle bir yönetmelik yayımlanana kadar Genel Müdürlüğün sınırları idarenin iç meselesi olarak kalacak.
İkincisi, yetkiler içe dönük. Kamu kurumlarını bağlıyor ve devletin yapay zekâyı nasıl satın alıp kullanacağını şekillendiriyor. 192 sayılı Kararnamede özel şirketlere doğrudan yükümlülük getiren bir hüküm yok.
Üçüncüsü, ticari etki tam da bu içe dönük yetkilerden gelecek. Kamunun satın aldığı bilişim sistemlerine standart koyma yetkisi, kamudaki yapay zekâ uygulamalarında kullanılacak veriye kalite standardı belirleme ve uygunluk verme yetkisiyle birleşince Başkanlık, yeni bir kanuna gerek kalmadan kamu yapay zekâ pazarında kapı bekçisi konumuna geliyor.
Bakan 7 Ekim'de ne açıkladı?
Basına yansıdığı kadarıyla Bakan Kacır, Eylem Planı'nın "Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet" olmak üzere dört eksen üzerine kurulduğunu ve 16 eylemden oluştuğunu söyledi. Yönetişime ilişkin unsurlar şunlar:
- Ulusal Yapay Zekâ Etik Kurulu. Kurulun mahremiyetin korunması, ayrımcılığın önlenmesi ve çocukların güvenliği konularında geliştiricilere ve kurumlara yol göstermesi, ortak ilkeleri uygulamaya dönük rehberlere dönüştürmesi öngörülüyor.
- Kullanım öncesi etki değerlendirmesi. Bakanın ifadesiyle: "Kamu olarak, sağlık, eğitim ve istihdam gibi vatandaşlarımızın hayatını doğrudan etkileyen alanlarda (…) sistemlerin muhtemel etkilerinin kullanıma sunulmadan önce değerlendirilmesini esas alacağız." Bakan, insan denetimini ve teknik güvenlik testlerini bu süreçlerin ayrılmaz bir parçası hâline getireceklerini de söyledi.
- Düzenleyici deney alanları. Öncelikli sektörlerde kurulacak bu alanlarda girişimciler yenilikçi çözümlerini "güvenli ve öngörülebilir şartlarda" test edebilecek. Haberlerde öncelikli alanlar arasında sağlık, enerji ve akıllı üretim sayılıyor.
- Ulusal Veri Kütüphanesi. En az 2 bin kamu veri seti erişime açılacak.
Bakan ayrıca şunu söyledi: "Hiçbir algoritma, insanın ahlaki ve hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıramaz." Açıklanan diğer hedefler arasında 2030'a kadar 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ile 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesi ve en az 1 GW veri merkezi kapasitesi bulunuyor.
Etki değerlendirmesine ilişkin cümlenin başındaki "Kamu olarak" ifadesi önemli. Bu, özel sektördeki geliştiricilere yönelik bir yükümlülüğün tarifi değil, devletin kendi yapay zekâ kullanımına ilişkin bir taahhüt. Bu kullanımı yürütecek kurum da Siber Güvenlik Başkanlığı ve onun bünyesindeki Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü.
Planın mimarisine ilişkin ayrıntılar daha önceki haberlerde yer almıştı. Anadolu Ajansı'nın İstanbul Ticaret Gazetesi'nde yayımlanan 27 Ağustos tarihli haberinde üç yapı anlatılıyor. Birincisi, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanacak ve ulusal öncelikleri ve yıllık uygulama planlarını onaylayacak Ulusal Yapay Zekâ Kurulu. İkincisi, ilerleme ve şeffaflık portalını işletecek ve üyeleri arasında Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğünün de bulunduğu Program Ofisi. Üçüncüsü, kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerinden oluşacak, etik rehberlik sağlayıp uygulamaya dönük rehberler yayımlayacak Etik Kurul. Habere göre Etik Kurulun bağlayıcı yetkisi olmayacak: "Bağlayıcı denetim ve yaptırım yetkileri ise ilgili sektörel düzenleyici kurumlar tarafından kullanılacak." Kurulun bir yıl içinde oluşturulması hedefleniyor.
Bugün yürürlükte olan ne, plan aşamasında olan ne?
Bugün yürürlükte olanlar:
- 177 sayılı Kararname (183 ve 192 sayılı Kararnamelerle değişik) uyarınca Siber Güvenlik Başkanlığı ve Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü ile 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu;
- kamu kurumlarından Plan kapsamındaki görevlerini yerine getirmelerini isteyen, 2026–2030 Yapay Zekâ Eylem Planı'na ilişkin 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi (18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete);
- 2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı'na ilişkin 2026/11 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi (19 Eylül 2026 tarihli ve 33375 sayılı Resmî Gazete);
- yapay zekâ kullanımını zaten düzenleyen yatay mevzuat, her şeyden önce 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu.
İlan edilen ama henüz kurulmayanlar:
- Kuruluş düzenlemesine rastlamadığımız Ulusal Yapay Zekâ Etik Kurulu;
- Planda ve haberlerde tarif edilen, ancak tespit edebildiğimiz kadarıyla henüz bir kararname veya kararla kurulmamış olan Ulusal Yapay Zekâ Kurulu ve Program Ofisi;
- Henüz yöntemi, kapsamı ve hukuki dayanağı yayımlanmamış olan kullanım öncesi etki değerlendirmesi;
- Yapay zekâya özgü hukuki dayanağı yayımlanmamış olan düzenleyici deney alanları;
- Bir çerçeve yapay zekâ kanunu. 2027–2029 Orta Vadeli Programı'na ilişkin haberlere göre, yapay zekâ alanındaki ulusal mevzuat çalışmaları "AB ile uyum gözetilerek" yürütülecek. Bu bir kanun tasarısı değil, bir politika taahhüdü.
Bu listenin arkasında iki hukuki tespit var. Birincisi, genelge idareye yönelik bir iç talimattır. Bakanlıklara ve kurumlara yön verebilir, ama tek başına özel kişilere yükümlülük getiremez ve onlar üzerinde yetkili bir kurul oluşturamaz. İkincisi, bir program belgesi kanuni bir yükümlülüğü askıya alamaz. Kişisel veri kullanımını test eden bir yapay zekâ deney alanı da, aksini öngören bir kanun hükmü olmadıkça 6698 sayılı Kanunun içinde işlemek zorunda. Bu düzenlemeler çıkana kadar Etik Kurul, etki değerlendirmesi ve deney alanları bir hükümet politikası olarak kalıyor; kimseyi bağlayan kurallar değiller.
Eylem Planı'nın yayımlanmasını 18 Ağustos'ta ele almıştık. 2026/9 sayılı Genelge, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının koordinasyonunda hazırlanan planı yürürlüğe koyuyor. Planı Bakanlık koordine ediyor, ama kamuda yapay zekâ üzerinde kalıcı hukuki yetkileri olan kurum Siber Güvenlik Başkanlığı.
23 Eylül'de belediyelere yapay zekâ kullanma yönünde talimat verildiğini yazmıştık. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının koordinasyonundaki 2026/11 sayılı Genelge, öncelikler arasında "yapay zekâ destekli karar alma mekanizmaları"nı sayıyor. Buna 2 Eylül'de aktardığımız kamu görevlilerine yönelik yapay zekâ okuryazarlığı programını da eklediğimizde tablo netleşiyor. Türkiye'de kurallara bağlanan ilk yapay zekâ kullanıcısı devletin kendisi ve kurallar içeriden dışarıya doğru yazılıyor.
Şirketler için ne anlama geliyor?
Kamuya satış yapmayan şirketler için son iki haftada bir şey değişmedi. Kamuya satış yapanlar için ise yön belli oldu, ayrıntılar henüz belli olmasa da.
Kurallar ihaleyle gelecek. 177 sayılı Kararnamenin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi, Başkanlığa kamunun temin edeceği bilişim ürün, hizmet ve sistemleri için standart belirleme görevi veriyor. Yapay zekâya ilişkin şartların tedarikçilere ulaşacağı en muhtemel yol bu. Bu şartlar piyasaya yönelik bir yönetmelik olarak değil, teknik şartnameler, yeterlik kriterleri ve sözleşme hükümleri olarak karşımıza çıkacak.
İlk tartışma veri üzerinden çıkacak. (m) ve (n) bentleri verinin yaşam döngüsü boyunca veri yönetişimini, ortak veri alanlarını ve veri kalitesi standartlarını, uygunluk verme yetkisiyle birlikte düzenliyor. Sistemleri kamu verisiyle eğitilen veya kamu verisi üzerinde çalışan tedarikçiler, verinin kaynağı, kalitesi, saklanması ve imhası hakkında olağan ihale kontrollerinin ötesine geçen sorularla karşılaşacak.
Etki değerlendirmesinin yükü tedarikçiye de yansıyacak. Kamu kurumları sağlık, eğitim ve istihdamda kullanacakları sistemleri kullanıma sunmadan önce değerlendirecekse, bunu tedarikçiden bilgi almadan yapamaz. Sistemin ne yaptığı, nasıl test edildiği, yanlılığın nasıl ölçüldüğü, insan gözetiminin nerede devreye girdiği ve nelerin kayıt altına alındığı sorulacak. Bu yükü sözleşmeler paylaştıracak.
Güvenlik zaten kanunda. 7545 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine göre Başkanlık, kamu kurumları ile kritik altyapılarda kullanılacak siber güvenlik ürün ve hizmetleri ve bunları sağlayacak işletmeler için teknik kriterler belirliyor. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, siber güvenlik çalışmalarında öncelikle yerli ve milli ürünlerin tercih edileceğini söylüyor. Bir yapay zekâ sistemi kendiliğinden siber güvenlik ürünü sayılmaz. Ancak artık iki alan da aynı kurumun elinde ve şartların birbirine yaklaşması muhtemel.
KVKK geri çekilmiyor. Bunların hiçbiri 6698 sayılı Kanunun yerini almıyor. Kamudaki yapay zekâ uygulamalarında işlenen kişisel veriler bu Kanuna tabi olmaya devam ediyor. Yurt dışında barındırılan bir model kullanıldığında 9 uncu maddedeki yurt dışına aktarım kuralları da uygulanıyor.
Özel sektör için yumuşak hukuk yolda. Etik Kurul hakkaniyet, açıklanabilirlik, verinin kaynağı ve insan gözetimi konularında rehberler yayımlarsa, bu rehberler kimseyi bağlamayacak. Ama uygulamada "uygun" davranışın ölçüldüğü referans hâline gelecekler; tıpkı Kişisel Verileri Koruma Kurumunun rehberlerinin 6698 sayılı Kanunun 12 nci maddesi kapsamındaki denetimi şekillendirmesi gibi. Bağlayıcı yetkiler sektörel düzenleyicilerde kalıyor.
Pratikte, kamuya yapay zekâ tedarik eden veya etmeyi planlayan kuruluşların şunları yapması yerinde olur:
- Her sistem için verinin kaynağını ve veri kalitesi kontrollerini, bir ihale istemeden önce belgelemek;
- Kullanım amacını, testleri, yanlılık değerlendirmesini, insan gözetimi tasarımını ve kayıt tutmayı kapsayan standart bir teknik dosya hazırlamak;
- Güvenlik yapısını, Başkanlığın 7545 sayılı Kanun kapsamında halihazırda uyguladığı şartlarla karşılaştırmak;
- Yurt dışına aktarım dahil kişisel veri akışlarını 6698 sayılı Kanun açısından gözden geçirmek.
Karşılaştırma: Kore ve AB
Güney Kore kurumlarını kanunla kurdu. Yapay Zekâ Temel Kanunu (20676 sayılı Kanun; 21 Ocak 2025'te yayımlandı, 22 Ocak 2026'da yürürlüğe girdi) şunları öngörüyor: Cumhurbaşkanı başkanlığında, en fazla 60 üyeden oluşan bir Ulusal Yapay Zekâ Strateji Komitesi (m.7, 20 Ocak 2026 değişikliğiyle), Bilim ve Bilişim Teknolojileri Bakanlığınca belirlenen bir Yapay Zekâ Politika Merkezi (m.11) ve Bakanlıkça işletilen bir Yapay Zekâ Güvenliği Enstitüsü (m.12). Kanun ayrıca Bakanlığa inceleme yetkisi (m.40) ve 30 milyon wona kadar idari para cezası verme yetkisi (m.43) tanıyor.
Etki değerlendirmesi konusunda Kore modeli öğretici. 35 inci maddenin birinci fıkrası, yüksek etkili yapay zekânın temel haklara etkisinin değerlendirilmesini şirketler için yalnızca bir gayret yükümlülüğü olarak düzenliyor. İkinci fıkra ise yüksek etkili yapay zekâ kullanmak isteyen devlet kurumlarının, etki değerlendirmesi yapılmış ürün ve hizmetleri öncelikle dikkate almasını zorunlu tutuyor. Yani Kore, Türkiye'de şimdilik yalnızca Başkanlığın standart belirleme görevine ve bir bakan açıklamasına dayanan ihale kaldıracını kanuna yazdı. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı başkanlığında öngördüğü Ulusal Yapay Zekâ Kurulu da tasarım olarak Kore'deki komiteye benziyor. Fark şu: Kore'deki komite kanunla kurulmuş durumda, Türkiye'deki ise şimdilik bir planda yer alıyor.
Avrupa Birliği ile karşılaştırma daha dolaylı ve dikkatli yapılmalı. Avrupa Yapay Zekâ Ofisi, Komisyon bünyesinde 24 Ocak 2024 tarihli Komisyon Kararı ile kuruldu. Yapay Zekâ Tüzüğü Ofisi 64 üncü maddede düzenliyor, başta genel amaçlı yapay zekâ modelleri olmak üzere denetim yetkilerini 88 ila 94 üncü maddelerde tanımlıyor ve 65 inci maddede üye devlet temsilcilerinden oluşan Avrupa Yapay Zekâ Kurulunu kuruyor. Yapay Zekâ Ofisi piyasa aktörlerini denetliyor; Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğünün ise böyle bir yetkisi yok. Genel Müdürlüğün muadilleri daha çok devletin dijital ajanslarıdır. Yine de AB tarafında yararlı bir paralellik var. Tüzüğün 27 nci maddesi, kamu hukuku tüzel kişisi olan veya kamu hizmeti sunan özel kuruluş niteliğindeki kullanıcıların, belirli yüksek riskli sistemleri kullanmadan önce temel haklar etki değerlendirmesi yapmasını zorunlu tutuyor. Bu, Bakan Kacır'ın "Kamu olarak" taahhüdüyle aynı fikir; ancak AB'de bağlayıcı bir hukuk kuralı. Tüzüğün 57 nci maddesi de her üye devletin yapay zekâ düzenleyici deney alanı kurmasını öngörüyor. Türkiye'de bu alanlar için gereken hukuki dayanak henüz yok.
Bundan sonra neyi izlemeli?
- Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğünün görevlerini belirleyecek Başkanlık yönetmeliği ve 177 sayılı Kararnamenin 4 üncü maddesinin (i), (m) ve (n) bentleri kapsamındaki ilk standartlar.
- Ulusal Yapay Zekâ Etik Kurulunu kuracak düzenleme ve bunun Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi mi, Cumhurbaşkanı kararı mı yoksa bakanlık işlemi mi olacağı. Bu tercih, Kurulun ağırlığı hakkında çok şey söyleyecek.
- Kullanım öncesi etki değerlendirmesinin bir yöntem, kapsadığı sistemlerin listesi ve bir sorumlu kurum kazanıp kazanmayacağı; devletin kendi kullanımıyla sınırlı kalıp kalmayacağı.
- Deney alanları için seçilecek hukuki dayanak ve bu alanların KVKK ile ilişkisi.
- Orta Vadeli Program taahhüdü doğrultusunda hazırlanabilecek bir çerçeve yapay zekâ kanunu taslağı.
Sıkça sorulan sorular
Türkiye'nin artık bir yapay zekâ düzenleyicisi var mı?
Piyasa üzerinde yetkili bir kurum anlamında yok. Siber Güvenlik Başkanlığının, Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü aracılığıyla, kamunun kullandığı yapay zekâ üzerinde hukuki görevleri var. Özel sektördeki yapay zekâ kullanımı üzerindeki bağlayıcı yetkiler ise KVKK, Rekabet Kurumu ve sektörel otoriteler gibi mevcut düzenleyicilerde, kendi kanunları çerçevesinde kalıyor.
Ulusal Yapay Zekâ Etik Kurulu kuruldu mu?
Hayır. Kurul ilan edildi. Planın tarifine göre danışma niteliğinde olacak ve bir yıl içinde kurulması hedefleniyor. Kurulu oluşturan bir düzenlemeye rastlamadık.
Özel şirketler yapay zekâ etki değerlendirmesi yapmak zorunda kalacak mı?
Bugün yürürlükte olan hiçbir düzenleme bunu öngörmüyor. Bakanın tarif ettiği taahhüt, kamunun sağlık, eğitim ve istihdamda kullandığı yapay zekâya ilişkin. Yine de bu alanlara tedarik yapanlar, söz konusu değerlendirmelerin gerektirdiği bilgiyi sağlamaya hazırlıklı olmalı.
Kamuda yapay zekâdan sorumlu bir birim neden bir siber güvenlik kurumunun içinde?
Görev alanının el değiştirme biçimi nedeniyle. 183 sayılı Kararname Mart 2025'te Dijital Dönüşüm Ofisini kapattığında, kamuda yapay zekâ uygulamalarına öncülük etme ve e-Devlet hizmetlerinin sunumuna aracılık etme görevi Siber Güvenlik Başkanlığına verildi. 192 sayılı Kararname de Başkanlığı hem siber güvenlik otoritesi hem de devletin dijital devlet kurumu hâline getirdi ve Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğünü bu yapının içinde kurdu.
Burhan Doğuş Ayparlar'ın Görüşü
Bu bölüm, sitenin kurucusu Av. Burhan Doğuş Ayparlar'ın kişisel değerlendirmesidir.
Geçen aralıkta kararnameyle kurulan ve şimdi yöneticisi belirlenen bu Genel Müdürlüğün faaliyete geçmesi, bence bu yıl Türkiye'de yapay zekâ yönetişimindeki en sonuç doğurucu kurumsal gelişme. Gözden kaçması da kolay; çünkü bir kanunla değil, bir kararname ve bir görevlendirme kararıyla geldi.
Türkiye'deki tartışma uzun süredir tek bir soru etrafında dönüyor: Yapay zekâ kanunu ne zaman çıkacak ve AB Yapay Zekâ Tüzüğü'ne benzeyecek mi? Bu soru, fiilen olanı ıskalıyor. Devlet önce kendi yapay zekâ kullanımına kural koyuyor ve bunu Meclis'ten geçmesi gerekmeyen kararnameler, genelgeler ve standart belirleme yetkileriyle yapıyor. Başkanlığın kamunun satın aldığı bilişim sistemlerine standart koyma ve kamudaki yapay zekâ için veri kalitesinde uygunluk verme yetkisi, büyük bir pazar üzerinde gerçek bir kaldıraç. Pek çok şirket için önümüzdeki iki yılda herhangi bir kanun taslağından daha belirleyici olacak.
Bu yaklaşımın avantajları var. Devletin başkalarına nasıl davranacaklarını söylemeden önce kendi evini düzene sokması doğru. Kamunun sağlık, eğitim ve istihdamda yapay zekâ kullanımıyla başlayan bir etki değerlendirmesi taahhüdü de, insanların en az seçeneğe sahip olduğu kararları hedef alıyor. Bakanın, hiçbir algoritmanın insanın ahlaki ve hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı yönündeki sözleri de doğru ilkeyi ifade ediyor. İdare mahkemelerinin her halükârda uygulayacağı ilke de budur.
Benim kaygılarım yönle değil, biçimle ilgili. Kuruluş düzenlemesi olmayan bir etik kurul, yöntemi olmayan bir etki değerlendirmesi ve hukuki dayanağı olmayan deney alanları birer niyet beyanından ibaret. Etik Kurul planda tarif edildiği gibi danışma niteliğinde olacaksa, değeri rehberlerinin yayımlanıp yayımlanmamasına, gerekçeli olup olmamasına ve bağlayıcı yetkileri elinde tutan sektörel düzenleyicilerce fiilen kullanılıp kullanılmamasına bağlı olacak. Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğünün standartlarının da idarenin iç düzenlemeleri olarak değil, yayımlanarak ve görüşe açılarak çıkarılmasını isterim.
Kore karşılaştırması burada yol gösterici. Kore, etki değerlendirmesinden geçmiş yüksek etkili yapay zekâya kamu alımlarında öncelik tanınmasını kanuna yazdı. Türkiye benzer bir sonuca, çerçeve kanunu beklemeden, Başkanlığın mevcut standart belirleme yetkileriyle ulaşabilir. Bunu şeffaf biçimde yaparsa, yasama tartışması daha sonuçlanmadan bir yapay zekâ yönetişim düzeninin en pratik kısmını kurmuş olur.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. Yazı; 1 Ekim 2026 tarihli ve 33387 sayılı Resmî Gazete'ye, 177, 183 ve 192 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerine, 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanununa, 2026/9 ve 2026/11 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgelerine, sonuçlarını hukuk veri tabanlarında yer alan karar metinlerinden teyit ettiğimiz anılan Anayasa Mahkemesi kararlarına, Kore Yapay Zekâ Temel Kanununun Kore Ulusal Hukuk Bilgi Merkezi'nde yayımlanan metnine ve Sanayi ve Teknoloji Bakanının 7 Ekim 2026 tarihli konuşmasına ilişkin basın haberlerine dayanmaktadır. Bu konuşmaya ilişkin bir Bakanlık açıklamasına ulaşılamamış olup Bakana atfedilen ifadeler basın haberlerine dayanmaktadır. Genel Müdürlüğe görevlendirilen kişiye ilişkin bilgiler, Resmî Gazete'deki kararda yer alanlarla sınırlıdır. Ulusal Yapay Zekâ Kurulu, Program Ofisi ve Etik Kurula ilişkin aktarım Anadolu Ajansı'nın 27 Ağustos 2026 tarihli haberine, Orta Vadeli Program taahhüdü ise basın haberlerine dayanmaktadır; Eylem Planı belgesinin ve Program metninin tamamı incelenmemiştir. Türk hukukuna ilişkin açıklamalar genel niteliktedir; somut durumlar ayrıca değerlendirilmelidir. Analiz ve değerlendirmeler yazara aittir.