Düzeltme (19 Ekim 2026): Temmuz 2026 tarihli tek hâkim kararının anlatımı (karar esas olarak delil yetersizliğine değil, yapay zekâ eğitiminin ilk bakışta 52(1)(a) maddesi kapsamında dürüst kullanım olduğu tespitine dayanıyor), Broadband India Forum'un temyizdeki konumu ve haberlerde 5 ya da 8 Aralık 2026 olarak verilen sonraki duruşma tarihi düzeltilmiştir.

Mahkeme 15 Eylül'de ne yaptı?

Hâkimler Avneesh Jhingan ve Manmeet Pritam Singh Arora'dan oluşan kurul, OpenAI'a ANI Media'nın temyiz başvurusuna karşı cevabını sunması talimatını verdi. Temyiz, şirketin ANI içeriklerini ChatGPT'yi eğitmek ve işletmek için kullanmasının yasaklanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karşı yapıldı. Kurul ayrıca, tek hâkim önünde dinlenen Broadband India Forum'un davaya taraf olarak katılmadan temyiz aşamasında da dinlenip dinlenemeyeceğini sorguladı ve vekillerden bir sonraki duruşmada bu konuda yardımcı olmalarını istedi; Forum vekili, resmî bir müdahale başvurusu yapılacağını bildirdi. Dosya Aralık 2026'ya bırakıldı (haberlerde tarih 5 ya da 8 Aralık olarak geçiyor).

Usul bakımından mütevazı bir adım; ortada yürütmeyi durdurma kararı değil, yalnızca bir tebligat var. Önemi ise neyi ayakta tuttuğundan kaynaklanıyor. Temmuz kararı, OpenAI'ın Hindistan'daki faaliyetlerine yönelik geçici tehdidi fiilen ortadan kaldırmış ve bölgedeki her yapay zekâ geliştiricisinin atıf yapmaya başladığı bir referans noktası yaratmıştı. İtirazı dinlemeye istekli ve sektör temsilcilerinin dinlenip dinlenemeyeceğini değerlendiren bir temyiz kurulunun varlığı, bu referans noktasının henüz yerleşmediğini gösteriyor.

Başka bir deyişle, Temmuz kararının sektörde yarattığı rahatlama erkendi. Ara kararlar, esasa ilişkin hükümler değildir; ancak pratikte ticari kararların dayanağı hâline gelirler. Delhi'deki Daire Kurulu dosyayı gündeminde tuttuğu sürece, Hindistan pazarına yönelik model dağıtım stratejilerinin hukuki temeli en azından Aralık ayındaki duruşmaya kadar askıda kalacak.

Dosya buraya nasıl geldi?

Hindistan'ın en büyük haber ajanslarından biri olan ANI, Kasım 2024'te Delhi Yüksek Mahkemesi'nde OpenAI'a karşı dava açtı. İddiaya göre ajansın haberleri, ChatGPT'yi eğitmek için lisans alınmaksızın kullanılmış ve model çıktılarında yeniden üretiliyordu. Neredeyse iki yıldır süren dava, alışılmadık ölçüde geniş bir katılımcı çevresini kendine çekti:

  • Kasım 2024: Mahkeme iki mahkemeye yardımcı (amicus curiae) atadı; bu, teknik soruların olağan bir çekişmeli dosyanın sınırlarını aştığının erkenden kabul edilmesiydi. OpenAI temel savunmasını daha en başta ortaya koymuştu: telif hakkı fikirleri veya olguları değil, ifadeyi korur.
  • Ocak 2025: OpenAI mahkemeye, eğitim verisinin silinmesine ilişkin bir kararın ABD hukuku kapsamındaki yükümlülükleriyle çatışacağını bildirdi ve bu tür dosyaların hepsinde karşımıza çıkan sınır ötesi icra sorununu gündeme getirdi.
  • Mart 2025: ANI, verilen güvencelere rağmen OpenAI'ın abonelik kanalları üzerinden içeriğine erişmeyi sürdürdüğünü ileri sürdü ve ANI başlıklarını üreten komutlara işaret etti. Mahkemeye yardımcılardan biri, telifli materyalin saklanmasının tek başına ihlal oluşturduğunu savundu.
  • Nisan–Mayıs 2025: ANI, abonelere yönelik içeriğin kazınmasını (scraping) kapsayan bir tedbir talep etti; OpenAI ise ChatGPT'nin arama işlevinin yayıncılara trafik yönlendirdiğini öne sürdü.
  • Ağustos 2025: Üyeleri arasında ülkenin en büyük gazete gruplarının bulunduğu Digital News Publishers Association, OpenAI'ın haber içeriğini lisans veya atıf olmaksızın kazıdığını, sakladığını ve yeniden ürettiğini savundu.
  • Ekim 2025: Teknoloji ve telekomünikasyon çevrelerini temsil eden Broadband India Forum, büyük dil modellerinin telif hakkını hiçbir şekilde ihlal etmediğini ileri sürdü.
  • 24 Temmuz 2026: Hâkim Amit Bansal, ANI'nin ihtiyati tedbir talebini reddetti. İlk bakışta, ANI haberlerinin modelleri eğitmek için saklanmasının çoğaltma olduğunu ancak 52(1)(a) maddesindeki dürüst kullanım (fair dealing) istisnası kapsamında kaldığını, ChatGPT çıktılarının ANI'nin eserlerine esaslı biçimde benzemediğini ve kamu yararı ile menfaat dengesinin tedbir aleyhine olduğunu kabul etti; yargı yetkisi konusunda ise ANI haklı bulundu.

Hukuki çekirdek: "dürüst kullanım" ile "adil kullanım" aynı şey değil

Davanın özü, ANI'nin temyizde ısrarla vurguladığı ayrımda yatıyor. Türk telif hukuku da aynı mantık üzerine kurulduğu için Türk hukukçular bu ayrımı hemen tanıyacaktır.

Amerikan hukukundaki adil kullanım (fair use) ucu açık bir ölçüttür. Mahkeme dört ölçütü (kullanımın amacı ve niteliği, eserin niteliği, alınan miktar ve pazara etkisi) tartar ve denge o yönde ağır basarsa neredeyse her kullanımı adil sayabilir. Nitekim bir Amerikan mahkemesi, hukuka uygun biçimde edinilmiş kitaplarla eğitimin dönüştürücü olduğunu, buna karşılık korsan kopyaların edinilmesinin dönüştürücü olmadığını bu ölçüt altında kabul etmişti; o dava, Anthropic'in 1,5 milyar dolarlık telif uzlaşması haberimizde ele aldığımız uzlaşmayla sonuçlandı.

Hindistan'daki dürüst kullanım (fair dealing) ise kapalı bir listedir. Hindistan Telif Hakkı Kanunu'nun 52. maddesi, izin verilen belirli amaçları tek tek sayar: araştırma dâhil özel veya kişisel kullanım, eleştiri ya da inceleme, güncel olayların haber olarak verilmesi ve benzerleri. Bir kullanım sayılan amaçlardan birine uymuyorsa, ne kadar dönüştürücü olduğu ya da kamuya ne kadar yarar sağladığı onu hukuka uygun hâle getirmez. ANI'nin argümanı da doğrudan buna dayanıyor: ticari ve genel amaçlı bir modelin eğitilmesi, kanuni anlamda ne özel ya da kişisel kullanımdır ne de araştırma; bu süreçteki kopyalama ve saklama işlemleri ise çoğaltmadır.

Tek hâkim ise bu itirazı ara aşamada kabul etmedi. Haberlerin eğitim için saklanmasının çoğaltma olduğunu kabul etti; ancak özel kullanım kavramını şirketleri, araştırma kavramını da insan araştırmacıların ötesinde makine öğrenmesini kapsayacak şekilde yorumlayarak bu fiili ilk bakışta 52(1)(a) maddesi kapsamında dürüst kullanım saydı. Ayrıca ANI'nin, çıktıların haberlerine esaslı biçimde benzediğini ve iddia düzeyini aşan bir ekonomik zararı ortaya koyamadığını belirtti. ANI'nin temyizi doğrudan ilk adıma yöneliyor: bu yorumun kapalı bir listeye ticari bir amaç eklediğini savunuyor.

Temyizin akıbetini de bu doktriner adım belirleyecek. Kurul bu geniş yorumu benimserse en kusursuz delil dosyası bile eğitime ilişkin talebi kurtarmaz; yorumu reddederse dosya, çıktı benzerliği ve ekonomik zarar delillerine geri döner. Temyiz kurulunun hangi yolu tercih edeceği, kararın Hindistan dışındaki değerini belirleyecek.

Temyiz neden Hindistan'ın ötesinde önemli?

Bunun önem sırasına göre üç nedeni var.

Pazar büyüklüğü. Hindistan, üretken yapay zekâ ürünlerinin dünyadaki en büyük kullanıcı tabanları arasında. Delhi'de etkili biçimde işleyen bir tedbir rejimi, daha küçük bir yargı çevresindeki bir kararın yapamayacağı ölçüde dağıtım ekonomisini değiştirir.

Doktrinin taşınabilirliği. Dünyanın büyük kısmında adil kullanım kurumu yoktur. Kapalı listeye dayalı istisna sistemleri, Britanya modelini devralan common law ülkelerinde ve Türkiye dâhil kıta Avrupası hukuk düzenlerinin çoğunda kuraldır. Model eğitiminin kapalı bir listenin içine sığıp sığmadığına dair gerekçeli bir temyiz kararı, türünün ilk örneği olacak ve Hindistan dışında da sıkça atıf yapılan bir karar hâline gelecektir.

Uzlaşmayla kapatılamaz. Amerika Birleşik Devletleri'nde bugün uyuşmazlıklar ağırlıklı olarak ödemeyle çözülüyor: yayıncılarla içerik lisansları ya da toplu dava uzlaşmaları. Bu örüntü ticari soruyu yanıtlar, hukuki soruyu açık bırakır. Kapalı listeye dayalı bir sistemde esasa ilişkin bir hüküm ise tam tersini yapar. İki tarafın ara aşamada bu kadar sert mücadele etmesinin sebebi de budur.

Avrupa ile karşılaştırma öğretici. AB bu sorunu dava yoluyla değil, mevzuatla çözmeyi tercih etti: hak sahipleri için makine tarafından okunabilir bir itiraz (opt-out) mekanizmasıyla birlikte bir metin ve veri madenciliği (TDM) istisnası ve genel amaçlı model sağlayıcıları için AB Yapay Zekâ Yasası kapsamında şeffaflık yükümlülükleri. Almanya'da ise mahkemeler bu arada, modelin eseri ezberlemesinin çoğaltma sayılabileceğini ortaya koydu; bu konuyu Almanya'daki tarihi yapay zekâ müzik telif kararı yazımızda ele almıştık. Böylece üç bölgede üç ayrı yöntem ortaya çıkıyor: Avrupa'da yasama, Amerika'da uzlaşma, Hindistan'da yargılama.

Kimsenin çözemediği yetki sorunu

OpenAI Ocak 2025'te, bir Hint mahkemesinin kararı üzerine eğitim verisini silmenin, dava süresince delilleri saklamasını gerektiren ABD hukukundaki yükümlülükleriyle çatışacağını bildirmişti. Bu beyan, dosyanın en az incelenen yönü ve bir usul ayrıntısından ibaret değil.

Beyan, yapay zekâ telif davalarının yapısal sorununu açıkça ortaya koyuyor: eğitim yıllar önce, bir kez ve başka bir yargı çevresindeki sunucularda yapıldı; ortaya çıkan model ağırlıkları ise artık her yerde kullanılıyor. Bu durumu gidermesi istenen ulusal bir mahkemenin önünde, hiçbiri kusursuz olmayan üç seçenek var. Verinin silinmesine karar verebilir; bu, yurt dışında imkânsız ya da hukuka aykırı olabilir. Modelin yerel pazardan çekilmesine karar verebilir; bu, neredeyse her dosyada ölçüsüz, ölçüsüz olmadığı az sayıdaki dosyada ise ticari açıdan yıkıcıdır. Ya da tazminata hükmedebilir; bu da kimsenin nasıl fiyatlandırılacağını bilmediği bir zararın hesaplanmasını gerektirir.

Hint mahkemeleri, içeriğin yerel olarak erişilebilir ve ticari biçimde değerlendirildiği hâllerde yabancı platformlar üzerinde yargı yetkisi kurmaya çoğu ülkeden daha istekli davrandı; ayrıca ABD şirketleriyle şimdiden sürtüşmeye yol açmış, yerleşik bir küresel erişim engeli (global takedown) uygulamaları da var. Daire Kurulu bu uygulamaya başvurursa, temyiz 52. maddenin çok ötesinde bir anlam kazanır. Aynı soru Türkiye'yi de bekliyor: mahkemelerimiz 5651 sayılı Kanun uyarınca erişimi engelleyebilir, ancak bir internet sitesini engellemek içerik için tasarlanmış bir yaptırımdır; içeriği çoktan özümsemiş ve artık kaynağa ihtiyaç duymayan bir model için tasarlanmamıştır.

Müdahil listesi neyi gösteriyor?

İki şirket arasındaki bir telif uyuşmazlığının bu kadar çok katılımcı çekmesi ender görülür. Mahkeme iki mahkemeye yardımcı atadı. Bir yanda lisans veya atıf olmadan kazıma, saklama ve yeniden üretmenin düpedüz ihlal olduğunu savunan Digital News Publishers Association, diğer yanda büyük dil modellerinin hiçbir şekilde ihlal oluşturmadığını ileri süren Broadband India Forum yer alıyor. Forum vekili de temyiz aşaması için resmî bir müdahale başvurusu yapılacağını bildirdi.

Bu tablo, sektörün yapısını doğrudan yansıtıyor. Yayıncılar bir lisans pazarı kurulsun diye, teknoloji sektörü ise böyle bir pazara ihtiyaç bırakmayacak bir doktrin kararı için mücadele ediyor. Aslında hiçbiri ANI'nin belirli haberlerini tartışmıyor. Kurulun 52. madde hakkında söyleyeceği her şey, iki sektör arasında değerin nasıl paylaştırılacağına dair bir karar olarak okunacak; üstelik yerel Hint dillerindeki içeriğin, bugün her model geliştiricisinin ihtiyaç duyduğu kıt bir girdi olduğu bir pazarda.

Bu son nokta üzerinde ayrıca durmak gerekiyor; çünkü Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren kısım burası. Nitelikli Hint dilli gazetecilik, tıpkı nitelikli Türkçe gazetecilik gibi, açık internette bol bulunan bir kaynak değil. Bu dillerde iyi performans gösteren modeller, tam olarak haber ajanslarının elindeki arşivlere ihtiyaç duyar. Dolayısıyla bir Türk yayıncının pazarlık gücü, küresel tartışmanın ima ettiğinden daha fazladır. Yeter ki hukuki zemin, lisans almanın bedeline değdiğini, lisanssız kullanımın ise ancak riski göze alınarak yapılabileceğini gösterecek kadar açık olsun.

Türkiye için ne anlama geliyor?

Türk hukuku bu ayrımda Hindistan ile aynı tarafta duruyor ve benzerlik, doğrudan yararlanılabilecek kadar güçlü.

  • Genel bir adil kullanım ilkesi yok. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, kapalı bir istisnalar listesi öngörüyor: şahsi kullanım, iktibas, güncel olayların haber olarak verilmesi, eğitim ve öğretim. Bunların dışında kalan kullanımlar için bir dengeleme yetkisi bulunmuyor. Amerikan eğitim davalarında sonucu belirleyen dönüştürücü kullanım muhakemesine Türk hukukunda yer açan bir hüküm yok.
  • TDM istisnası yok. AB'den farklı olarak Türkiye'de metin ve veri madenciliği (TDM) istisnası yok. Bu nedenle Türkçe basın arşivleriyle model eğiten bir geliştirici, aynı işi yapan Avrupalı muadilinden daha zayıf bir konumda.
  • Şahsi kullanım bu kadar esnetilemez. Türk hukukundaki şahsi kullanım istisnası açıkça ticari olmayan kullanımla sınırlı ve bir ürün geliştirmek amacıyla yapılan çoğaltmayı kapsamıyor. ANI'nin 52. madde bakımından ileri sürdüğü argüman da tam olarak budur.
  • Cezai sorumluluk riski. Türk telif hukuku, hukuki sorumluluğun yanında cezai yaptırımlar da öngörüyor. Bu durum, eğitim derlemlerinin hukuka aykırı kaynaklardan edinilmesine ilişkin risk hesabını, yalnızca hukuki sorumluluk öngören bir rejime kıyasla tamamen değiştiriyor.
  • Kişisel veri boyutu da ekleniyor. Haber arşivleri kişisel veri içerdiğinden KVKK analizi, telif analiziyle paralel yürüyor; bu konuyu eğitim verisinde önce çözülmesi gereken KVKK ve GDPR soruları yazımızda, sınır ötesi boyutunu ise sınır ötesi yapay zekâ eğitimi yazımızda ele aldık.

Delhi'deki Daire Kurulu sonunda ticari model eğitiminin kapalı bir listeye sığdırılamayacağına hükmederse, bu muhakeme küçük bir uyarlamayla 5846 sayılı Kanun'un 38. maddesine de uygulanabilir. Türk yayıncıların ve meslek birliklerinin yerli bir emsal dava beklemek yerine Hindistan'daki dilekçeleri okuması yerinde olur.

Yayıncılar ve geliştiriciler şimdi ne yapmalı?

Yayıncılar ve hak sahipleri için

  • Önce delil sorununu çözün. ANI ara aşamayı hem doktrin hem delil nedeniyle kaybetti: mahkeme eğitim amaçlı saklamayı dürüst kullanım saydı, ANI'nin sunduğu çıktı karşılaştırmalarını esaslı benzerlik taşımaz buldu ve ekonomik zararın ispatlanmadığını belirtti. Korunan ifadeyi yeniden üreten çıktıların sistematik ve zaman damgalı kayıtları, eğitim derlemleri hakkındaki her türlü argümandan daha değerlidir.
  • Haklarınızı makine tarafından okunabilir biçimde saklı tutun. Yerli bir TDM rejimi bulunmasa dahi, kullanım koşullarında ve robots dosyası benzeri teknik işaretlerde açık bir hak saklı tutma beyanı, itirazların hukuki sonuç doğurduğu yargı çevrelerinde talebinizi güçlendirir.
  • Kolektif hareket edin. Hindistan dosyası, yayıncı derneklerinin kattığı ağırlığı gösteriyor; tek bir yayın kuruluşunun iki yıl süren bir ara karar mücadelesini sürdürecek kaynağı nadiren olur.
  • Lisansı fiyatlandırın. Bu uyuşmazlıkların her biri bir lisans görüşmesiyle sonuçlandı. Arşivleri düzenli ve meta verileri temiz olan hak sahipleri, pazarlıkta güçlü bir konumda olur.

Yapay zekâ geliştiricileri için

  • Her pazarın istisna rejimini bilin. Adil kullanıma dayanan bir uyum stratejisi Hindistan'da, Türkiye'de veya Asya'nın büyük bölümünde ayakta kalmaz.
  • Kaynağı belgeleyin. Anthropic davasında sonucu en çok belirleyen olgu, kitapların nereden edinildiğiydi. Bir mahkemenin ilk isteyeceği şey edinim kayıtlarıdır.
  • Yalnızca girdiyi değil, çıktıyı da denetleyin. Korunan ifadenin çıktıda yeniden üretilmesi, tartışmaya açık bir eğitim iddiasını tartışmasız bir çoğaltma iddiasına dönüştürür.
  • Yetki çatışmasına hazırlıklı olun. OpenAI'ın Ocak 2025'te ileri sürdüğü, silme kararlarının ABD'deki yükümlülüklerle çatışacağı savunması yeniden gündeme gelecektir; ancak mahkemeler bu argümana giderek daha az sabır gösteriyor.

Temyiz üç şekilde sonuçlanabilir

  • Takdir yetkisi gerekçesiyle reddedilir. Kurul, ihtiyati tedbirin reddedilmesinin tek hâkimin önündeki materyal ışığında makul bir takdir kullanımı olduğuna hükmeder ve 52. maddeye hiç girmez. Usul açısından en olası sonuç budur ve bu durumda doktrin sorusu, yıllar sürecek esas yargılamaya kalır.
  • Yol gösterilerek bozulur ve geri gönderilir. Kurul, 52. maddenin model eğitimine nasıl uygulanacağını ortaya koyarken tedbir meselesini yeniden değerlendirilmek üzere geri gönderir. Uluslararası etkisi en yüksek sonuç bu olur; çünkü ağır bir yaptırım getirmeden gerekçeli bir yorum ortaya koyar.
  • Tedbir kısmen kabul edilir. Dar kapsamlı bir karar — örneğin eğitimi değil, ANI içeriğinin çıktılarda yeniden üretilmesini yasaklayan bir karar — seçenekler arasında en incelikli yanıt olur ve bu uyuşmazlıkların ticari hayatta fiilen çözülme biçimine de en çok benzeyen sonuçtur.

Bundan sonra ne izlenmeli?

Aralık ayındaki duruşma, kurulun bu dosyayı bir ara karar takdirinin dar kapsamlı denetimi olarak mı yoksa 52. maddenin kapsamına hükmetmek için bir fırsat olarak mı gördüğünü ortaya koyacak. Üç noktaya dikkat etmek gerekiyor. Birincisi, Broadband India Forum'un müdahale talebinin kabul edilip edilmeyeceği; kabul edilirse temyiz fiilen bütün sektörü ilgilendiren bir emsal dosyasına dönüşür. İkincisi, mahkemenin ANI'yi çıktılara ilişkin delil sunmaya zorlayıp zorlamayacağı; zorlarsa delil hattının hâlâ belirleyici olduğu anlaşılır. Üçüncüsü, paralel bir lisans anlaşmasının duyurulup duyurulmayacağı; benzer dosyaların hepsinde böyle bir anlaşma, davadan sessizce vazgeçileceğinin habercisi oldu.

Sık Sorulan Sorular

Delhi Yüksek Mahkemesi yapay zekâ eğitiminin hukuka uygun olduğuna mı karar verdi?

Hayır. 24 Temmuz 2026'da tek hâkim ihtiyati tedbir talebini reddetti; ilk bakışta, ANI içeriklerinin eğitimde kullanılmasının 52(1)(a) maddesi kapsamında dürüst kullanım olduğunu, çıktıların esaslı biçimde benzer olmadığını ve kamu yararının tedbir aleyhine olduğunu kabul etti. Bu, esasa ilişkin nihai bir hüküm değil, bir ara karardır ve hâlihazırda temyiz incelemesindedir.

15 Eylül 2026'da ne oldu?

Bir Daire Kurulu, ANI'nin temyizine cevap vermesi için OpenAI'a tebligat çıkardı, Broadband India Forum'un temyizde dinlenip dinlenemeyeceği konusunda vekillerden yardım istedi ve dosyayı Aralık 2026'ya bıraktı.

Adil kullanım ile dürüst kullanım arasındaki fark nedir?

Adil kullanım (fair use), ABD hukukunda yer alan ucu açık bir dengeleme ölçütüdür. Dürüst kullanım (fair dealing) ise Hindistan'da ve Türkiye dâhil kapalı listeye dayalı sistemlerin çoğunda yalnızca kanunda tek tek sayılan amaçlara izin verir. Listenin dışında kalan bir kullanım, dönüştürücü nitelikte olması nedeniyle hukuka uygun hâle gelmez.

Bir Türk yayıncı aynı talebi ileri sürebilir mi?

İlke olarak evet; 5846 sayılı Kanun kapsamında ve benzer bir doktriner zeminde ileri sürebilir. Pratikteki engeller ise ANI'nin karşılaştıklarıyla aynı: neyin kopyalandığını ispatlamak ve yabancı bir geliştirici üzerinde yargı yetkisi kurmak.

Anthropic uzlaşması bu dosyayı etkiler mi?

Emsal olarak etkilemez; o uzlaşma farklı bir yargı çevresinde ve farklı bir doktrine göre yapıldı. Önemi ekonomiktir: eser başına bir değer ölçüsü ortaya koydu ve bu ölçü, bugün süren bütün lisans müzakerelerini etkiliyor.

OpenAI bu süre zarfında ANI içeriğini kullanmayı durdurmak zorunda mı?

Hayır. Tebligat herhangi bir kararın yürütmesini durdurmuyor; Temmuz ayındaki ihtiyati tedbir reddiyle oluşan durum, temyiz sonuçlanana kadar devam ediyor.

Burhan Doğuş Ayparlar'ın Görüşü

Bu bölüm, sitenin kurucusu Av. Burhan Doğuş Ayparlar'ın kişisel değerlendirmesidir.

Kanaatimce bu temyiz, bu yıl verilen Amerikan kararlarının hepsinden daha önemli; yeterince haber olmamasının sebebi de açık: dava San Francisco'da değil, Delhi'de görülüyor. Amerikan dosyaları parayla çözüldü. Bu sonuç taraflar açısından son derece akılcı, geri kalanımız açısından ise hiçbir işe yaramıyor; çünkü asıl hukuki soru, yani eğitimin bir istisna mı yoksa pazarın on yıl boyunca göz yumduğu lisanssız bir çoğaltma mı olduğu, kalıcı olarak yanıtsız kalıyor. Hindistan, bu sorunun fiilen karara bağlanabileceği ender yerlerden biri; çünkü orada soruyu içinde eritebilecek ucu açık bir ölçüt yok.

Ayrıca ANI'nin temel argümanının, ara aşamada kabul görmemiş olsa da, doktrin bakımından güçlü olduğunu düşünüyorum. Kapalı liste kapalı listedir: hükmü yeniden yazmadan "özel veya kişisel kullanım" ifadesine ticari bir eğitim amacını dâhil etmek mümkün değildir ve kanaatimce tek hâkimin özel kullanımı şirketleri, araştırmayı da makine öğrenmesini kapsayacak biçimde geniş yorumlaması tam da buna yaklaşıyor. Ne var ki Temmuz kararı yalnızca doktrine dayanmadı: mahkeme ANI'nin çıktı karşılaştırmalarını esaslı benzerlik taşımaz buldu ve ekonomik zararın iddia düzeyini aşmadığını belirtti. Buradan her hak sahibinin çıkaracağı ders gösterişsiz ama açık: en güçlü doktriner argüman bile arkasında sağlam bir delil dosyası olmadan sonuç vermez.

Türkiye açısından sonuç açık: bizim 38. madde sorunumuz, Hindistan'ın 52. madde sorunuyla aynı. Bir geliştirici, gazete arşivleriyle lisans almadan Türkçe bir model eğitiyorsa, 5846 sayılı Kanun'daki istisnalar arasından çıkış yolu göremiyorum; üstelik cezai hükümler bu riski, yalnızca hukuki sorumluluk öngören bir sisteme kıyasla çok daha keskin hâle getiriyor. Önceliğin bir dava dalgası değil, bir lisans pazarı olması gerektiğini daha önce de söylemiştim ve bu görüşümü koruyorum. Ne var ki lisans pazarı, ancak lisanssız kullanımın riskli olduğu anlaşıldığında oluşur. Delhi'den gelecek gerekçeli bir karar, bu farkındalığı Ankara'da oluşturmakta herhangi bir yerli genelgeden daha etkili olabilir.

Türk yayıncılara tavsiyem, delil toplamaya bugünden ve disiplinli bir biçimde başlamaları ve kataloglarını, bir geliştiricinin gerçekten satın alabileceği bir lisans hâline getirecek şekilde düzenlemeleri. Türkçe içerik üzerine ürün geliştirenlere önerim ise Amerikan dosyalarını esas alarak sonuç çıkarmaktan vazgeçmeleri. O kararlar burada uygulanmaz ve ANI'nin argümanı bir gün bir Türk mahkemesinde ileri sürüldüğünde, verilecek cevabın geliştiricileri rahatlatması pek olası değil.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. Usule ilişkin olgular, 15 Eylül 2026 tarihli karara ilişkin basın haberlerine (başta Business Standard ve MediaNama) dayanmaktadır; karar metni bu yazının kaleme alındığı tarihte erişilebilir değildi. Temmuz 2026 kararına ilişkin açıklamalar, hükmün tam metnini değil, basına yansıyan özetleri yansıtmaktadır. Türk hukukuna ilişkin ifadeler genel niteliktedir. Yorum ve değerlendirmeler yazara aittir.