Düzeltme (19 Ekim 2026): Altı milyon wonluk cezanın dağılımı (cinsel suçlara ilişkin kanun uyarınca beş milyon, hakaret suçu nedeniyle bir milyon won), fotoğrafın nasıl elde edildiği, görsellerin nasıl paylaşıldığı ve ana kaynak (SBS değil, Money Today) düzeltildi; geri çektiğimiz iki yazıya verilen bağlantılar kaldırıldı.

Ne oldu?

Money Today'in haberine göre, kimliği yalnızca "A" olarak açıklanan sanık, Seul'de Guro Belediyesi bünyesinde çalışıyordu. Bir kadın meslektaşının fotoğrafını belediyenin teşkilat şemasından indirdi ve onun rızası olmaksızın üretken bir yapay zekâ aracı kullanarak ikisini bir çiftmiş gibi romantik pozlarda gösteren görseller oluşturdu. Ardından bu görselleri, KakaoTalk da dâhil olmak üzere sosyal medyada dört kez profil fotoğrafı olarak paylaştı.

Seul Güney Bölge Mahkemesi, 11 Eylül 2026 tarihli kararıyla sanığı, Güney Kore'nin deepfake yoluyla cinsel istismara ilişkin hükümlerini de içeren Cinsel Suçların Cezalandırılmasına İlişkin Özel Hükümler Hakkında Kanun uyarınca sahte görüntü düzenleme ve yayma suçundan, ayrıca hakaret suçundan mahkûm etti. Mahkeme toplam altı milyon won adli para cezasına (cinsel suç için beş milyon, hakaret için bir milyon won) hükmetti ve sanığa 40 saatlik tedavi programını tamamlama yükümlülüğü getirdi; savcılık on ay hapis cezası talep etmişti. Asıl önemli olan ise gerekçe. Hâkim, bir materyalin cinsel aşağılanma duygusu doğurup doğurmadığının, çıplaklık ya da iç çamaşırı gibi teşhir derecesine göre belirlenmeyeceğini ifade etti. İddia makamı ise Nisan 2026'da sanık hakkında dava açarken korunan menfaati, yıllarca alıntılanacak gibi görünen tek bir cümleyle özetlemişti: herkesin, iradesi dışında cinsel nesneye dönüştürülmeme özgürlüğü vardır.

Tamamen giyinik bir görüntü neden yine de cinsel suç oluşturabilir?

Bugüne kadarki deepfake kovuşturmaları genellikle benzer olgulara dayanıyordu: gerçek bir kişinin yüzünün cinsel içerikli açık materyale yerleştirilmesi. Bu tür dosyalarda zarar kolayca kavranır, görüntü açıkça pornografiktir ve hukuki tartışma büyük ölçüde kişinin teşhis edilebilirliği ile kast üzerinde yoğunlaşır.

Bu dosya ise bu kalıba uymuyor. Görseller, alışılmış her ölçüte göre "masum" sayılabilecek nitelikteydi. Onları suç konusu yapan şey açık saçıklıkları değil, mağdurun hiçbir zaman girmeyi kabul etmediği cinsel ya da romantik bir kurgunun içine yerleştirilmesi ve bu görsellerin mağdurun meslektaş çevresine ulaşacak biçimde dolaşıma sokulmasıydı. Mahkeme, korunan menfaati görselin içeriğinde değil, mağdurun cinsel özerkliğinde ve onurunda aradı.

Bu yaklaşım değişikliğinin üç önemli sonucu var:

  • Ölçüt bağlamsal hâle geliyor. Mahkemeler artık yalnızca görüntünün neyi tasvir ettiğine değil, mağdur hakkında ne iddia ettiğine, kime ulaştığına ve hangi amaca hizmet ettiğine bakmak zorunda.
  • İspatın ağırlık merkezi kayıyor. Savcıların içeriğin müstehcenlik eşiğini aştığını ortaya koyması gerekmiyor; bunun yerine rıza bulunmadığını, kişinin teşhis edilebilir olduğunu ve tasvirin cinselleştirici niteliğini ispatlamaları gerekiyor.
  • Fail profili genişliyor. Tipik deepfake sanığı, şifreli bir kanalda faaliyet gösteren anonim bir dağıtıcıdır. Burada ise fail, aynı binada çalışan bir meslektaştı.

Karar, Güney Kore'nin deepfake mimarisinde nereye oturuyor?

Güney Kore, sentetik cinsel içeriklere karşı düzenlemelerini katman katman oluşturdu; bu karar ise katmanların birleştiği noktaları sınıyor.

  • 2024 değişiklikleri. Telegram deepfake skandalının ardından Ulusal Meclis, gerçek kişilere ait cinsel içerikli açık deepfake materyalinin yalnızca üretimini ve dağıtımını değil; bulundurulmasını, satın alınmasını, saklanmasını ve izlenmesini de suç hâline getirdi. Öngörülen yaptırımlar üç yıla kadar hapis ya da 30 milyon won'a kadar para cezasına ulaşıyor. Bu düzenlemelerin arkasındaki toplumsal krizi Güney Kore'nin deepfake krizi analizimizde ele almıştık.
  • Bekleyen "kurgusal kişiler" teklifi. Ayrı bir kanun teklifi, teşhis edilebilir gerçek bir kişinin tasvir edilmediği hâllerde bile yapay zekâ ile üretilmiş cinsel materyali suç hâline getirmeyi öngörüyor. Bu alanın en tartışmalı sınırı olan düzenlemeyi, var olmayan kişilerin yapay zekâ ile üretilmiş cinsel içeriğinin suç hâline getirilmesine ilişkin haberimizde incelemiştik.
  • Yapay Zekâ Temel Kanunu. 22 Ocak 2026'dan bu yana yürürlükte olan kanun, sağlayıcılara gerçeklikten ayırt edilmesi güç üretken çıktıları işaretleme yükümlülüğü getiriyor. Bu bir şeffaflık aracı; ceza hukuku aracı değil. Ancak işaretleme yükümlülükleri, sonraki kovuşturmaların dayanacağı delil kaydını da biçimlendiriyor.

Bu düzenlemeler birlikte okunduğunda, Güney Kore hukukunun korunan menfaati istikrarlı biçimde genişlettiği görülüyor: gerçek bir kişinin cinsel içerikli açık görüntüsünden gerçek bir kişinin herhangi bir cinselleştirici tasvirine, bekleyen teklif yasalaşırsa da hiçbir gerçek kişinin yer almadığı cinsel görüntülere doğru. Bu mahkûmiyet, genişlemenin orta basamağını teoride kalmaktan çıkarıp uygulamada teyit ediyor.

İş yeri boyutu

Tarafların meslektaş olması önemsiz bir ayrıntı değil. Bu unsur, kişisel bir fanteziyi andırabilecek bir davranışı kurumu da ilgilendiren bir olaya dönüştürüyor.

Pek çok hukuk düzeninde bu tür bir davranış aynı anda en az üç ayrı rejimi harekete geçirir: ceza hukuku, iş hukuku ve disiplin hukuku ile veri koruma hukuku. Böyle bir olayla karşılaşan kamu işvereni de kendi sorularını yanıtlamak zorundadır. Görseller iş cihazları ya da kurumsal hesaplar üzerinden mi dolaştı? Mağdurun fotoğrafı kurum içi bir personel rehberinden ya da intranet profilinden mi alındı? İşverenin üretken yapay zekâya ilişkin herhangi bir politikası var mıydı ve bu politika meslektaş görsellerinin kullanımını düzenliyor muydu?

KVKK bakımından ise bir kişinin fotoğrafının, yüzünü yeniden kuran bir sistemden geçirildiğinde daha sıkı bir rejime tabi biyometrik veriye dönüşüp dönüşmediği sorusu, tüketici uygulamalarında olduğu kadar burada da doğrudan gündeme geliyor. Bu değerlendirmeyi KVKK'nın yüzünüzün biyometrik veri olduğuna dair uyarısını aktardığımız haberimizde ayrıntılı biçimde ortaya koymuştuk.

Türkiye açısından anlamı

Türk hukukunda bu tür bir olay için öngörülmüş özel bir suç tipi yok; ancak başvurulabilecek hükümler de mevcut. Olayın özelliklerine göre savcılar Türk Ceza Kanunu'nun birkaç hükmünü değerlendirecektir: özel hayatın gizliliğini koruyan suçlar, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi veya yayılması, tasvirin şeref ve onura saldırdığı hâllerde hakaret ve içeriğin yeterince açık olduğu hâllerde müstehcenlik hükümleri. Özel hukuk alanında kişilik haklarının korunması ve manevi tazminat talepleri devreye girer; 5651 sayılı Kanun ise çevrim içi içerik bakımından içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi mekanizmasını sağlar.

Kore kararı, bu araç setindeki boşluğu görünür kılıyor. Türk hukuku da çoğu hukuk düzeni gibi cinsel suçlara ilişkin hükümlerini açık içerik üzerine kurmuş durumda. Sentetik görüntü müstehcen olmadığı hâlde aşağılayıcıysa akla ilk gelen suçlar hakaret ve özel hayatın gizliliğinin ihlali oluyor; oysa bu suçların ceza aralıkları ve usule ilişkin konumları (çoğu zaman şikâyete bağlı olmaları, çoğu zaman hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla sonuçlanmaları) kişinin meslektaşlarının gözü önünde cinsel bir kurgunun içine yerleştirilmesinin ağırlığını yansıtmıyor.

İleride yapılacak bir Türk düzenlemesi, örneğin Türkiye Yapay Zekâ Kanunu taslak önerisi çalışmamızda ana hatlarını çizdiğimiz türden bir düzenleme bakımından üç soru öne çıkıyor:

  • Korunan menfaat açıklık mı, özerklik mi? Korunan menfaat özerklikse, suç tipi tasvir edilen vücut bölümlerine göre değil, rıza dışı cinselleştirmeye göre tanımlanmalıdır.
  • Teşhis edilebilirlik nasıl ispatlanacak? Yüzün başka bir görüntüye aktarılmayıp görseller birleştirilerek yeni bir kompozisyon oluşturulduğu hâllerde mağdurların işe yarar bir ispat yoluna ihtiyacı var. Kaynak doğrulama ve işaretleme kurallarının gerçek işlevi tam da burada ortaya çıkıyor; bunu zorunlu yapay zekâ filigranına ilişkin analizimizde ve yapay zekâ ile üretilmiş içeriğin işaretlenmesi yazımızda savunmuştuk.
  • Kurumların içinde ne olacak? Bir ceza hükmü bireye ulaşır; ama bir bakanlığa, bir belediyeye ya da bir şirkete kendi özen yükümlülüğünün ne gerektirdiğini söylemez. Bu bir politika meselesidir ve cevabı çoğunlukla kurum içi yapay zekâ kullanım politikasında verilmelidir; kurumsal yapay zekâ kullanım politikası rehberimiz uygulanabilir bir çerçeve sunuyor.

Sınırdaki üç zor olay

Açıklık yerine cinselleştirme üzerine kurulu bir kuralın sınırdaki olaylarda da işleyebilmesi gerekir. Bir mahkemenin bu olaylardan biriyle hazırlıksız karşılaşmasını beklemek yerine, bunları açıkça ortaya koymakta yarar var.

  • Siyasi karikatür. Bir siyasetçiyi bir lobicinin yanında mahrem bir sahneye yerleştiren hicivli bir kompozisyon cinselleştiricidir, rıza dışıdır ve kişi teşhis edilebilir. Buna rağmen pek çok anayasal gelenekte bu içerik aynı zamanda kamusal meselelere ilişkin korunan bir yorumdur. Çözüm siyasetçileri kapsam dışında bırakmak değil; hakaret hukukunun zaten yaptığı gibi amacı ve kamu yararını tartmaktır. Böyle bir denge testi içermeyen bir kural, yürürlüğe girdikten sonraki bir yıl içinde eleştiriyi susturmanın aracına dönüşür.
  • Hiç paylaşılmamış özel görüntü. Bu olaydaki yönetici aynı görüntüleri üretip kendi cihazında tutmuş olsaydı, meslektaşlara dağıtımdan doğan aşağılanma gerçekleşmiş olmazdı. Gerekçede yayma unsuru belirleyici bir rol oynuyor; yalnızca üretmeyi suç sayan bir kural ise bambaşka ve çok daha tartışmalı bir öneri olur.
  • Ünlülere ilişkin kompozisyonlar. Kamuya mal olmuş kişilerin sentetik "ilişki" görselleri hayran topluluklarında sürekli dolaşıyor ve bunların büyük çoğunluğunda kişiler giyinik. Cinsel suçlara ilişkin kanunu bunların tamamına uygulamak, çoğunlukla gençlerin sürdürdüğü çok yaygın bir kültürel pratiği suç hâline getirir; hiçbirine uygulamamak ise sanatçıları cinselleştirilmiş kurguya karşı korumasız bırakır. İşte bu noktada ceza yolundan çok kişilik hakları ve ticari kullanım hakkı yolu önem kazanıyor; bunu K-pop'un sentetik devrimi yazımızda tartışmıştık.

Bu örneklerin hiçbiri kararı çürütmüyor; yalnızca unsurların dar ve net tutulması gerektiğini gösteriyor. Mütevazı bir dosyada verilmiş ilk derece para cezasının bu işi tek başına görmesi ise pek beklenemez.

Karşılaştırmalı harita: neredeyse herkes açıklık arıyor

Kore kararının ne kadar sıra dışı olduğunu en iyi, son iki yılda başka ülkelerde çıkarılan mahrem görüntü mevzuatı dalgasına bakarak görmek mümkün. Bu düzenlemelerin neredeyse tamamı bir açıklık eşiği üzerine kurulu.

  • Amerika Birleşik Devletleri. 2025'te yürürlüğe giren TAKE IT DOWN Yasası, dijital sahtecilikler de dâhil olmak üzere teşhis edilebilir kişilere ait rıza dışı mahrem görsel tasvirlerin yayımlanmasını suç hâline getirdi ve platformlara hızlı kaldırma yükümlülüğü yükledi. Kanunun anahtar kavramı mahrem tasvir, yani çıplaklık veya cinsel davranış. Giyinik bir kompozisyon bu kapsama girmez.
  • Avrupa Birliği. Kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin direktif, üye devletlerden mahrem materyalin rıza dışı üretimini veya manipülasyonunu suç hâline getirmelerini istiyor; burada da bağlantı noktası geniş anlamda cinselleştirme değil, mahremiyet. AB Yapay Zekâ Yasası kendi alanında deepfake'lere şeffaflık yükümlülükleri getiriyor ve 2 Aralık 2026'dan itibaren rıza dışı mahrem görüntü üreten sistemleri doğrudan yasaklıyor; ancak bu yasak da aynı açıklık eşiğini izliyor.
  • Birleşik Krallık. Mahrem görüntü suçları ve daha yakın tarihli olarak yetişkinlerin cinsel içerikli açık deepfake'lerinin üretilmesinin suç hâline getirilmesi de açık içerik ölçütüne dayanıyor. Bunun dışında kalan hâllerde mağdura genellikle taciz veya kötü niyetli iletişime ilişkin hükümlere başvurmak kalıyor.

Bu tablo karşısında Güney Kore, diğer ülkelerin görmezden geldiği bir zararı tanımış oldu. Gerekçe istinaf aşamasında korunursa asıl ilginç soru, başka yasama organlarının Kore kanununu örnek alıp almayacağı olmayacak; almayacaklardır. Asıl soru, bu ülkelerin mahkemelerinin taciz, onur ve özel hayata ilişkin mevcut hükümleri aynı anlayışla yorumlamaya başlayıp başlamayacağıdır: asıl zarar rıza olmadan cinselleştirilmektir, pikseller yalnızca araçtır.

Mağdur fiilen ne yapabilir?

Kendisine ait sentetik görüntüleri fark eden çoğu kişi ilk iş olarak en yanlış adımı atıyor: görüntünün silinmesini istiyor ve delil de görüntüyle birlikte yok oluyor. Dosyayı ayakta tutacak adımlar ise şöyle sıralanabilir.

  • Yüzleşmeden önce kayıt altına alın. Mümkün olduğunca ekran görüntüsü yerine dosyaların kendisini; ayrıca çevresindeki yazışmayı, gönderen kimliğini, zaman damgalarını ve varsa grup üye listesini saklayın. Orijinal dosyada korunan meta veriler, görüntüyü hangi aracın ürettiğini sonradan ortaya koyabilecek tek unsur olabilir.
  • Yalnızca görüntüyü değil, dağıtımı da kaydedin. Görüntünün kime ulaştığı, ne gösterdiği kadar önemli; bu olayda özel bir kompozisyonu kamusal bir aşağılamaya dönüştüren şey tam olarak budur.
  • Kurum içi başvuru yolunu da eş zamanlı kullanın. İşverenin disiplin süreci kovuşturmadan daha hızlı ilerler ve görüntünün kurum içinde dolaşmaya devam etmesini engelleyebilir.
  • Sessizlik karşılığında silme pazarlığı yapmayın. En sık görülen sonuç budur ve mağduru hem delilden hem de hukuki çareden yoksun bırakır.

Türkiye'de 5651 sayılı Kanun kapsamındaki içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi yolu, bir suç duyurusuyla eş zamanlı yürütülebilir; görüntünün bir işveren ya da platform nezdindeki kişisel verilerden üretildiği hâllerde ayrıca bir veri koruma şikâyeti de gündeme gelebilir.

Platform ve araç katmanı

Bu türden her olay, sanığın yanıtlayamayacağı bir soruyu gündeme getiriyor: araç bunu yapmaya neden razı oldu?

Yaygın görüntü modellerinin çoğu açıkça cinsel çıktıları reddediyor; birçoğu adı belirtilmiş gerçek bir kişiyi mahrem sahnelere yerleştirmeyi de reddediyor. Yüklenen iki yüzü sevgi dolu bir poza yerleştirmeyi reddedenlerin sayısı ise çok az. Bu olaydaki davranış da tam olarak bu serbest alanda kalıyordu: açık saçık değil, ama kişi için yıkıcı ve teknik olarak son derece kolay.

Bu boşluğun kapatılmasının üç olası yolu var ve her birinin bir bedeli bulunuyor. Sağlayıcılar, yüklenen üçüncü kişi görsellerinin rızayla kullanıldığına dair olumlu bir beyan isteyebilir; ancak bu beyanda yalan söylemek çok kolay. Yüklenen birden fazla kişinin aynı karede birleştirilmesini kısıtlayabilirler; ancak bu, aile fotoğrafı restorasyonundan tasarım işlerine kadar meşru kullanımları bozar. Ya da kalıcı kaynak doğrulama meta verisi ekleyerek mağdurun sentezi hızla ispatlamasını sağlayabilirler; bu üretimi hiç engellemez ama mağdurun delil konumunu kökten değiştirir. Bugünkü veriler ışığında uygulamada işleyebilecek tek seçenek üçüncüsü görünüyor.

İşverenlerin hayata geçirmesi gerekenler

Kurumlar üretken yapay zekâ kurallarını genellikle gizlilik odağında yazıyor: müşteri verisini bir sohbet robotuna yapıştırmayın. Bu dosya ise diğer risk alanının, yani çalışanların bu araçlarla birbirlerine yapabileceklerinin neredeyse hiçbir yerde ele alınmadığını hatırlatıyor.

  • Davranışın adını koyun. Bir yapay zekâ kullanım politikası, meslektaşların, müşterilerin ya da üçüncü kişilerin rızası olmadan görsellerinin üretilmesinin bir disiplin meselesi olduğunu ve cinselleştirici tasvirlerin ağır kusur sayıldığını açıkça belirtmelidir.
  • Kaynak materyali denetleyin. Kurum içi rehberlerdeki personel fotoğrafları, kimlik tespiti amacıyla toplanmış kişisel verilerdir; görsel üretimi için değil. Erişim, indirme yetkileri ve saklama süreleri bunu yansıtmalıdır.
  • Mağdurlara amirinden geçmeyen bir yol açın. Bu olayda fail kıdemli bir isimdi; hiyerarşinin içinden işleyen bir bildirim kanalı işlevsiz kalırdı.
  • Silmek yerine muhafaza edin. Bilgi işlem ekiplerinin ilk refleksi, suç konusu materyali şirket sistemlerinden silmektir. Delil muhafaza prosedürleri, diğer deliller gibi sentetik içeriği de kapsamalıdır.
  • Somut senaryo üzerinden eğitim verin. "Sorumlu yapay zekâ" hakkındaki soyut uyarılar bu tür davranışları önlemekte etkisiz kalıyor; somut örnekler ise akılda kalıyor.

Bundan sonra ne izlenmeli?

Bu kararın bir içtihat çizgisine mi dönüşeceğini yoksa istisna olarak mı kalacağını dört unsur belirleyecek. Birincisi, kararın istinafa götürülüp götürülmeyeceği ve bir üst mahkemenin "aşağılanma teşhir derecesiyle ölçülmez" gerekçesini benimseyip benimsemeyeceği. İkincisi, savcıların benzer nitelikteki açık olmayan dosyalarda iddianame düzenlemeye başlayıp başlamayacağı; kararın uygulamayı gerçekten değiştirip değiştirmediğinin asıl sınavı bu. Üçüncüsü, kurgusal kişilere ilişkin kanun teklifinin ilerleyip ilerlemeyeceği; zira karar ve teklif birlikte, Güney Kore'yi hem açık olmayan tasvirlerde gerçek kişileri koruyan hem de hiçbir gerçek kişinin yer almadığı açık tasvirleri yasaklayan bir konuma taşıyacak. Dördüncüsü, kamu işverenlerinin bu olayı tek bir kişinin kusuru olarak değerlendirmek yerine yapay zekâ kullanım politikalarıyla yanıt verip vermeyeceği.

Sık Sorulan Sorular

Materyal pornografik miydi?

Hayır. Habere göre görseller, sanık ile meslektaşını bir çift gibi romantik pozlarda gösteriyordu. Mahkeme, çıplaklık ya da iç çamaşırı bulunmamasının materyalin cinsel aşağılanma duygusu doğurmasına engel olmadığını vurguladı.

Verilen ceza neydi?

11 Eylül 2026'da ilk derece mahkemesi olarak Seul Güney Bölge Mahkemesi tarafından hükmedilen toplam altı milyon won adli para cezası: Cinsel Suçların Cezalandırılmasına İlişkin Özel Hükümler Hakkında Kanun uyarınca beş milyon won ve hakaret suçu nedeniyle bir milyon won. Sanık ayrıca 40 saatlik tedavi programını tamamlamakla yükümlü tutuldu.

Bu karar, bir kişinin istemediği her yapay zekâ görselinin artık Kore'de cinsel suç olduğu anlamına mı geliyor?

Hayır. Karar, rıza olmaksızın dolaşıma sokulan cinselleştirici bir tasvire dayanıyor. Gurur kırıcı ya da komik bir kompozisyon, cinsel suçlara ilişkin kanunu değil, hakaret ya da özel hayatın gizliliği gibi başka hükümleri harekete geçirir.

Bu fiil Türkiye'de suç olur muydu?

Doğrudan bu fiil için yazılmış bir hüküm yok. Savcılar büyük olasılıkla özel hayatın gizliliği, kişisel verilere ilişkin suçlar ya da hakaret hükümlerinden hareket eder; mağdur ise kişilik haklarına dayalı bir dava açarak manevi tazminat talep edebilir ve 5651 sayılı Kanun kapsamında içeriğin kaldırılmasını isteyebilir. Bu yolların fiilin ağırlığıyla orantılı olup olmadığı ise henüz yanıtı olmayan asıl soru.

Tarafların meslektaş olması önemli mi?

Hukuken suçun oluşması için gerekli bir unsur değil. Uygulamada ise son derece önemli: görselleri alan kitle mağdurun mesleki çevresiydi ve aşağılanmayı somut kılan da buydu; ayrıca işverenin kendi yükümlülüklerini de devreye sokuyor.

Bunun "var olmayan kişiler" teklifiyle ilişkisi ne?

İkisi aynı tartışmanın karşıt uçları. Bu olayda gerçek ve teşhis edilebilir bir mağdur ile açık olmayan görüntüler söz konusu. Teklif ise hiç teşhis edilebilir mağduru bulunmayan açık görüntüleri hedefliyor. İkisi birlikte, yasama organının ve yargının suçun çekirdek alanından iki farklı yöne doğru genişlediğini gösteriyor.

Burhan Doğuş Ayparlar'ın Görüşü

Bu bölüm, sitenin kurucusu Av. Burhan Doğuş Ayparlar'ın kişisel değerlendirmesidir.

Kanaatimce bu doğru bir karar ve önemi, altı milyon wonluk cezayla ölçülemeyecek kadar büyük. Üç yıldır deepfake tartışması açık içerik üzerinde yoğunlaşıyor; çünkü kamuoyunun tepkisi orada toplanıyor. Bu bakış açısı, fark ettirmeden bir varsayımı da yerleştirdi: haksızlığın tasvirin kendisinde yattığı varsayımını. Oysa haksızlık orada değil. Haksızlık, kişinin bedenine ve mahremiyetine ilişkin bir başkasının hikâyesine zorla dâhil edilmesinde ve bu hikâyenin birlikte çalıştığı insanlara sunulmasında yatıyor. Yanında durmayı hiç kabul etmediği bir adamın yanında duran, tamamen giyinik bir kadının fotoğrafı bu haksızlığı eksiksiz biçimde taşıyabilir.

Uygulamacılar açısından en yararlı bulduğum unsur ise delil mantığı. Açıklık arayan mahkemeler, fiilen mağdurlardan hukukun devreye girebilmesi için belirli bir görsel kayıtta aşağılanmış olmalarını istiyor. Kore mahkemesi bu şartı reddetti ve bunun yerine görüntünün neyi iddia ettiğini ve kime yöneltildiğini sordu. Bu, diğer hukuk düzenlerinin Kore'nin ceza düzenlemesini bütünüyle almadan benimseyebileceği bir ölçüt; başka ülkelerde de karşılık bulacağını düşünüyorum.

Çekincem ölçüye ilişkin. Rıza dışı cinselleştirme üzerine kurulmuş bir kural, yapısı gereği geniştir; geniş kapsamlı cinsel suç hükümleri ise kötü niyetli davranışlarla birlikte hicvi, sanatı ve düşüncesizliği de kapsamına alma eğilimindedir. Sınırı unsurlar çizmelidir: rızanın bulunmaması, teşhis edilebilirlik, cinselleştirici nitelik ve yayma. Bunlardan biri düşerse suç, gurur kırıcı görüntülere yönelik genel bir yasağa dönüşür ki hiçbir hukuk düzeni böyle bir noktaya varmak istemez.

Türkiye için önerim dar kapsamlı ve uygulanabilir. Bunu düzeltmek için kapsamlı bir yapay zekâ kanununu beklememize gerek yok. Teşhis edilebilir bir kişinin, açık olsun olmasın, rıza dışı sentetik cinselleştirilmesini kapsayan, platformlar için net bir kaldırma yükümlülüğü ve mağdurlar için gerçekçi bir ispat standardı içeren hedefli bir hüküm, boşluğu bugünden kapatır. Kamu ve özel sektör işverenlerine önerim ise şu: bu olay, üretken araçların riskinin yalnızca veri sızıntısı olmadığına dair bir uyarı olarak okunmalı. Risk aynı zamanda çalışanlarınızın bu araçlarla birbirlerine yapabilecekleri ve yapay zekâ kullanım politikanızın bu konuda tek bir kelime edip etmediğidir. Çoğunun etmediğini görüyorum.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. Olgular, 11 Eylül 2026 tarihli karara ilişkin başta Money Today olmak üzere basın haberlerine dayanmaktadır; karar metni yazının kaleme alındığı tarihte erişilebilir değildi ve dosya kanun yoluna tabi olabilir. Türk hukukuna ilişkin açıklamalar genel nitelikte olup somut olaylar ayrıca değerlendirilmelidir. Yorum ve değerlendirmeler yazara aittir.